eski seslerin aşkıyla ilgilendiğim o vakit elimde alnın elimde ağız tadın elimde seni sevme tehlikesi geçirdim diye bir ilan gül’e sabır et sabr’a bıçakla katlan başka hayal girince aşkın girmediği evlere kapının sesine inanmak feci biz demek korkunç zaman yok esna yalan eşyanın asıl yeri kimin haddi kimin hesabı sevişmeyi artık unuttum sanmak
Sayfa 53 - dedim belki de bir yere üzgün üzgün bakmaktır dünya = Everest Yayınları
Şiir
eski seslerin aşkıyla ilgilendiğim o vakit elimde alnın elimde ağız tadın elimde seni sevme tehlikesi geçirdim diye bir ilan gül’e sabır et sabr’a bıçakla katlan başka hayal girince aşkın girmediği evlere kapının sesine inanmak feci biz demek korkunç zaman yok esna yalan eşyanın asıl yeri kimin haddi kimin hesabı sevişmeyi artık unuttum sanmak
Sayfa 53 - EVEREST YAYINLARI / ESNA
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
aramak eşyanın en kötü yeridir bu bıçak başka ruhumu kestim ruhumu kestiğim bir zaman biçimidir esna bu sefer bütün suları daha iyi düşündüm siyah huylu adamlar var bir dünyada bak sen sustukça kalbime kaçıyor sesim bak kendimin devamı değilim ben yüzümün devamı değil gövdem yazık ki terbiye eşyaya mahsus insan unutkan eskinin eski kıymetiyle utan dedim utan ve güle kırmızı davran
Sayfa 52 - EVEREST YAYINLARI / ESNA
Şiir
Sanki diyememiştir öyle ama…
Timur, Hâce ile hamama gidip birer futa ile guslederlerken esnâ-yı kelâmda Timur: "Hoca Efendi, ben ki cihangir bir pâdişâh-ı zi-şânım; satılmaklığım lâzım gelirse beni kaça alırsın?" der. Hâce: "Kırk akçeye ancak alırdım." cevabında bulunur. Timur: "Behey Hocam! Benim futam kırk akçe eder." Hoca: "Ya ben de kırk akçeye futayı alıyorum, yoksa senin gibi bir Moğol parçasını ne yapacağım? Bir mangır bile etmezsin!" dedikte, hazırcevaplılığından Timur Han hazzederek pek çok ihsânlar eder.
Sayfa 135·Kitabı okudu
Nasreddin Hoca
Hafif dimağlı hasta sinirli bazı insanlarda ölmüş sevgililerine karşı bir nev'i kin vardır. Bu ölümü onların bir nev'i vefasızlığı addederler, kendilerini zahmetli bir seyahat esna-sında yarı yolda bırakmış bir arkadaşa hitap eder gibi: "Niçin beni yalnız bırakıp gittin?" diye sızıldanırlar.
Sayfa 198
Alıntı
Okuyabilene aşk olsun:)
Çenesinin topluğu, on sekiz yaşının turfandalığı ile tersler-yab iki izâr-ı latifinin müdevverriyeti, saf cephesinin vüs’ati beyninde öyle bir tenâsüb-i melahat teşkil etmişti ki esna-yı tekellümünde biraz Şerm-sar olduğu zaman ince kaşlar kavislenip o gür kirpikli ela gözler süzüldükçe, o nazik beşeriyi pençe pençe humret-i hicâp istilâ ettikçe insan bu sîmâyı latîfi temaşaya doyamazdı.
Sayfa 41·Kitabı okudu