Timur, Hâce ile hamama gidip birer futa ile guslederlerken esnâ-yı kelâmda Timur: "Hoca Efendi, ben ki cihangir bir pâdişâh-ı zi-şânım; satılmaklığım lâzım gelirse beni kaça alırsın?" der. Hâce: "Kırk akçeye ancak alırdım." cevabında bulunur. Timur: "Behey Hocam! Benim futam kırk akçe eder." Hoca: "Ya ben de kırk akçeye futayı alıyorum, yoksa senin gibi bir Moğol parçasını ne yapacağım?
Bir mangır bile etmezsin!" dedikte, hazırcevaplılığından Timur Han hazzederek pek çok ihsânlar eder.
Günlerden bir gün, ahalinin canı sıkılmış olacak ki Hoca merhuma takılırlar:
- Hocam, evliyalar katında ulu bir kişi olduğun söylenir, aslı var mıdır?
Hoca'nın böyle bir iddiası elbette yoktur ama Носа bu ya,
Herhalde öyle olmalı, der. Madem öyle, böyle kişiler zaman zaman keramet gösterir. Göster bir keramet de görelim! Hoca, karşısında heybetle duran çınar ağacına:
- Eyy koca çınar, çabuk yanıma gel, der. Tabii ne gelen vardır ne giden.
Bunun üzerine Hoca, sakince ağacın yanına doğru yürümeye başlar. Ahali gülüşler arasında sorar:
Ne oldu hocam, ağacı getiremedin, kendin oraya gittin?
Hoca, her zamanki hazırcevaplığıyla:
- Bizde kibir yoktur. O bizim ayağımıza gelmezse biz onun ayağına gideriz, diye karşılık verir.
Hoca, –bir yarışta–, eşeğe ters binmiş ve sebebini soranlara “arkada kalanları görmek için!” demiş... Çocuklara ve çocukça tebessüme müsait mizaçlara ilk ânda kendini benimseten bu fıkra, satıh idrakine mahsus kabuk kısmı aralanıp da içine girilince, tül tül açılan mânâ dehlizleriyle karşılaşılır... Ve Nasreddin Hoca’nın kendini cins yaratılışlara veren muhteşem idrakı, bütün ihtişamıyla parıldar!
Temmuz 2012, GÖZ - GÖRME - İDRAK, NASREDDİN HOCA’NIN EŞEĞİ, İbda Yay.·Kitabı okudu
Hoca tarlada çalışırken biri falanca köy ne tarafta, diye sormuş. Hoca
da sorulan köyün yönünü eliyle işaret ederek göstermiş. Bu sefer adam ne kadar zamanda giderim, diye sormuş. Hoca cevap vermemiş. Adam o yöne doğru
yürümeye başlamış. Hoca arkasından “... şu kadar zamanda gidersin.” diye seslenmesi üzerine adam “Niye demin cevap vermedin?” deyince Hoca “Sorduğunda yürüyüşünü görmemiştim, arkandan baktım ve yürüyüşünü gördüm. Bu yürüyüşle o kadar zamanda gidersin.” demiş.
Bindiği dalı kesen Hoca
Sözün özü:
Bindiği dalı kesmek deyimini Türkçe'ye kazandıran Hoca, kendisine yapılan uyarıları hiç dikkate almazken, başkalarına akıl vermeye bayılanları eleştiriyor...
Acemi Bülbül
Sözün özü:
Böyle olur çoğu zaman... Yanlış bir hareketi, çeşitli kurnazlıklarla, şirinliklerle kapatmaya kalkarsanız, yanlış üstüne yanlış yapar, içinden çıkılmaz bir duruma düşersiniz...