“Yusuf’a verileni anlatmaya varmaz benim dilim, varın gerisini siz tahmin edin. Bir güneş olarak gönderildi o; bir seçilmiş, bir elçi, bir haberci o. Hepsine tanığım, hepsini işittim. Kuraklara yağmur olarak gönderildi o. Beklenendi, kurtarıcı olarak geldi o.
Öyle bir aydınlıkla doldu ki içim, yeter bana da benden sonra dünyanın neresinde olursa olsun açılacak bütün kuyulara da. Bir düşünün, yüzyıllarca Yusuf’la birlikte anılacak adım. Kuyu dendi mi Yusuf’u hatırlayacak insanlar, Yusuf dendi mi kuyu gelecek hatıra. Bu yüzden benim bahtım bundan sonra Yusuf’un bahtıdır. Bundan sonra benim bahtım açıktır. Öyle bir açıktır ki benim bahtım, Yusuf güzelinden yüzyıllar sonra kainatın en güzelinden armağan bir yüzücü bile alacağım koynuma, yitirene acı olacak elbet, ama bana sevinç.
Kuyu sözlerinin sonunda, ey kurt sana gelince, dedi, Yusuf döner gelir bir gün Ken’an’a, çıkarsın bir gün elbet temize, ben tanığım. Mahzun olma.”