Kitaba neden bu kadar düşük puan verildiğini anlamakta zorlandım. Daha önce çok daha zayıf hikâye kitapları okumuş biri olarak, bu kitabın aldığı eleştirilerin biraz sert olduğunu düşünüyorum. Üstelik bu eser, henüz yolun başında olan bir yazarın ilk öykü kitabı. Buna rağmen içinde gerçekten dikkat çeken, okuru yakalayan birkaç güçlü hikâye var.
Özellikle “Bavul” adlı öykü, kitabın en etkileyici metinlerinden biri. Son öykü olmasıyla da mı ilgili bilinmez, ama olay örgüsü son derece akıcı ve sürükleyiciydi. Hatta bu öykünün tek başına genişletilerek bir romana dönüştürülebilecek potansiyele sahip olduğunu düşündüm.
Yazar cephesine baktığımızda ise, çoğumuzun onu yalnızca oyuncu kimliğiyle tanıdığı Songül Öden’i bu kez bir yazar olarak görüyoruz. Kendi ifadelerine göre uzun zamandır yazıyor, ancak bu metinleri ilk kez bir kitapta toplamış. Bu da aslında metinlerin tamamen “deneme” olmadığını, belli bir birikimin ürünü olduğunu hissettiriyor. Ayrıca dilinde bu altyapı kendini belli ediyor: cümleler akıcı, yer yer şiirsel bir anlatım yakalanmış. Okuması keyifli bir üslubu var.
Elbette kitap bütünüyle kusursuz ya da çok profesyonel bir iş değil. Zaten yazarın da böyle bir iddiası yok gibi görünüyor. Ancak bu durum, kitabın değerini düşürmekten çok, onu daha samimi ve gelişime açık kılıyor. Ben özellikle dilini ve genel duruşunu sevdim. Bu ilk adımın ardından, çok daha güçlü metinler yazabilecek bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum.
Kısacası, beklenti doğru ayarlanarak okunduğunda içinden gerçekten iyi hikâyeler çıkan ve yazarı için umut vadeden bir başlangıç bu kitap. Hakikaten beğendim.