ess

ess
@essyasar
Nefis bir kitap, ne güzel bir arkadaş…
#eşrefimahlukat üzerine;
7/10
·111 syf.·
2026 8. kitabı
Kitaba neden bu kadar düşük puan verildiğini anlamakta zorlandım. Daha önce çok daha zayıf hikâye kitapları okumuş biri olarak, bu kitabın aldığı eleştirilerin biraz sert olduğunu düşünüyorum. Üstelik bu eser, henüz yolun başında olan bir yazarın ilk öykü kitabı. Buna rağmen içinde gerçekten dikkat çeken, okuru yakalayan birkaç güçlü hikâye var. Özellikle “Bavul” adlı öykü, kitabın en etkileyici metinlerinden biri. Son öykü olmasıyla da mı ilgili bilinmez, ama olay örgüsü son derece akıcı ve sürükleyiciydi. Hatta bu öykünün tek başına genişletilerek bir romana dönüştürülebilecek potansiyele sahip olduğunu düşündüm. Yazar cephesine baktığımızda ise, çoğumuzun onu yalnızca oyuncu kimliğiyle tanıdığı Songül Öden’i bu kez bir yazar olarak görüyoruz. Kendi ifadelerine göre uzun zamandır yazıyor, ancak bu metinleri ilk kez bir kitapta toplamış. Bu da aslında metinlerin tamamen “deneme” olmadığını, belli bir birikimin ürünü olduğunu hissettiriyor. Ayrıca dilinde bu altyapı kendini belli ediyor: cümleler akıcı, yer yer şiirsel bir anlatım yakalanmış. Okuması keyifli bir üslubu var. Elbette kitap bütünüyle kusursuz ya da çok profesyonel bir iş değil. Zaten yazarın da böyle bir iddiası yok gibi görünüyor. Ancak bu durum, kitabın değerini düşürmekten çok, onu daha samimi ve gelişime açık kılıyor. Ben özellikle dilini ve genel duruşunu sevdim. Bu ilk adımın ardından, çok daha güçlü metinler yazabilecek bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Kısacası, beklenti doğru ayarlanarak okunduğunda içinden gerçekten iyi hikâyeler çıkan ve yazarı için umut vadeden bir başlangıç bu kitap. Hakikaten beğendim.
Edebiyat
EşrefimahlukatSongül Öden · İletişim Yayınları · 202553 okunma
Reklam
Ormandaki Kalpsiz Ceylan üzerine;
Puan vermedi·96 syf.·
2025 22. kitabı
"Pamuk Prenses masalında herkes prensese odaklanmışken kalbi çalınıp ormanda ölmeye terk edilen ceylanı neden hiç kimse düşünmez?" demişti geçtiğimiz günlerde Bi Dünya Kitap Okuma Grubunca gerçekleştirilen Mine Söğüt söyleşisinde yeni kitabının çıkış hikâyesi için yazarımız. Biraz Küçük Prens ve yazarının deyimiyle daha çok Samed Behrengi'nin Küçük Kara Balık'ı... Çıkış noktası olarak bu iki masal referans alınmış olsa da bu hikâye aslında tam olarak Pamuk Prenses Masalı'nda avcı tarafından öldürülmek üzere ormana götürülen prensesin yerine kalbi çalınarak çıkarılan ceylanın hikayesi. Yani o herkesin bildiği Pamuk Prenses masalına neden bir de bu açıdan bakmıyoruz diyor yazarımız yeni kitabında. Farkındalık yaratma konusunda söyleşide kendisini epeyce başarılı bulduğum yazar, Ceylan'ın, kalbine ulaşmak için geçtiği yollarda yaşadıklarını günümüz ve ülkemiz dünyasının işleyişine de küçük göndermeler yaparak anlatıyor. Ceylan sonunda kalbine ulaşıyor ama masal pek bizim bildiğimiz gibi bitmiyor. Kısacık, küçücük bu kitaba güzel Türkçesinin yanında onu kullanma yeteneği ile hayata rasyonel ve sıradan olduğu kadar sıra dışı bakış açısıyla tanıdığımız yazar da eklenince okuması keyifli bir kitap ortaya çıkıyor. Mutlaka okunmalı. Ormandaki Kalpsiz Ceylan Mine Söğüt
Edebiyat
Ormandaki Kalpsiz CeylanMine Söğüt · Can Yayınları · 2025432 okunma
Doğu’nun Limanları üzerine;
Puan vermedi·184 syf.·
2025 14. kitabı
Amin Maalouf, annesi Türk kökenli bir Mısırlı, babası ise Lübnanlı bir Hristiyan. Bu vesileyle Orta Doğu coğrafyasına ve farklı dinlere fazlasıyla aşina bir yazar. Yıllardır da Fransa’da yaşadığı için büyüyüp yetiştiği topluma hem içinden hem de uzaktan bakabilmesini bilmiş. Muhakkak bu enfes karışımı eserlerine yansıttığını düşünüyorum. Ama doğru kitap bu olmamalı… Semerkant’ı okuyup etkilenmiş biri olarak Doğu’nun Limanları’nın iyi bir puan almasına da güvenerek okuduğum kitap ortalamanın bir tık üstü diyebilirim, fazlası değil. Üstünkörü değindigi Osmanlı dönemi sorunları, Türk & Ermeni çatışmaları, Müslüman ve Yahudiler arasındaki gerginlikler, hepsinden satır arasında sığ bir biçimde bahsedilmesi biraz da popülizm yatırımı gibi hissettirdi. Kitabın hem anlatıcı hem de kahramanın gözünden dönüşümlü bir şekilde anlatılması bana Zülfü Livaneli’nin Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm’ünü hatırlattı okurken. Tabii Doğu’nun Limanları’nın ilk yayımlanma tarihinin 1996, Bir Kedi Bir Adam Bir Ölüm’ün ise 2001 yılında kaleme alındığına bakarsak ve ayrıca dil ve anlatım bakımından da her iki yazarın da şekilden bağımsız anlatım benzerliklerini de gördüğümden Livaneli’nin Maalouf’a öykündüğünü söylemek yersiz olmaz. Naçizane... Begendim mi? Evet. Ama asla bir Semerkant degil.
Edebiyat
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
Ay Tiradı üzerine;
8/10
·125 syf.·
2025 9. kitabı
"Ay Tiradı"nı da bir imza gününde tesadüfen yazarla tanışma fırsatı bulmadan hemen önce edindim. Kitap üzerine konuşurken yazar tam olarak şöyle söylemişti: "Ay Tiradı'nın da Posta Kutusundaki Mızıka'dan aşağı kalır yanı yoktur." Hakikaten de yazarın söylediği gibi kitabın içinde beni etkileyen çok fikir ve anlatı buldum, kitabı çok sevdim. "Kendi kendine konuşmanın bir delilik göstergesi olduğunu düşünenler yanılıyor. Kendi kendiyle konuşamamaktan doğuyor cinnet." "Mırıldanmaların dahi yankı yapacağı ruhlar için uzaklıkların öneminin olmadığını biliyorum." Kitabın konusu şudur diyemiyorum ama hayat üzerine şiirsel bir deneme olduğunu söyleyebilirim. Yazarın dili anlaşılır, akıcı. Yazım hatası arayan gözlerim hep eli boş ayrıldı sayfalardan, güzel redakte edilmiş. Ara ara, sessizce ve üzerine düşünülerek okunacak bir kitap. Tavsiye ediyorum. Posta Kutusundaki Mızıka Ay Tiradı A. Ali Ural
1000Kitap
Ay TiradıA. Ali Ural · Şule Yayınları · 20211,458 okunma
Yırtıcı Kuşlar Zamanı üzerine;
Puan vermedi·448 syf.·
2025 1. kitabı
Lise yıllarımdan beri sürekli ismini duyduğum, çok beğenilen bir yazardı Ahmet Ümit ama bir kitabını okumak ilk kez bugünlere kısmet oldu. Kitap kulübümüzün ilk kitabı olan Yırtıcı Kuşlar Zamanı ‘i incelemek istiyorum. Kitabı bitirdikten sonra yüksek puanlı incelemeleri okuyup bende mi bir sorun var acaba diye düşünmüştüm ama düşük puanlı incelemeleri okuduktan sonra hakikaten ne kadar haklı olduğumu görmüş oldum. Belli ki yazarımız Agatha Christie’yi çok seviyor. Kitabın kurgusu da Agatha Christie tarzında yazılmaya çalışılmış ama bundan doksan yıl once Doğu Ekspresinde Cinayet ‘i yazan yazara göre bile çok çok amatör kalmış bir roman. Dilin edebi olmaması, hikâyenin aceleye getirilerek seçilmiş olması, güncel toplumsal olaylara değinme çabası, diyaloglardaki basitlik ve klişelik derken hızlı ama zevk almadan okuduğum bir kitap oldu #k:457748. Kitabın isminin bile uyuşturucu çetesi üyelerinin isimlerinin yırtıcı kuşlardan seçilmiş olması vesilesiyle verilmiş olmasını (yırtıcı kuşlar çetesinden sebeple yırtıcı kuşlar zamanı nedir cidden) da beğenmedim. Neresinden tutsam elimde kalan bir kitap oldu. Sanırım yazarı gözümde fazla büyütmüşüm. Bu detaylara önem vermeyen ve gerçek edebiyattan anlamayan okurların zevk alacağı türden bir popüler kültür kitabı. Onlara iyi okumalar dilerim :)
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
Reklam