1
ayna yoruldu
her gün yabancı yüzler taşımaktan
içindeki sır dökülüyor şimdi
bakan kendini görüyor
ayna ise sadece yokluğu
2
toprak uyandı
üstünde yürüyen ayakların yüküyle
bizi taşıdığını sanıyoruz
oysa o
bizi sabırla biriktiriyor
3
bir nar açıldı
içinde dünya kadar kan
biz
meyveyi değil
kırılmayı yiyoruz
4
kapı gıcırtısı
evin yaşlandığını söylüyor
duvarlar daha az dayanıklı
insanlar gibi
her şey eskimeyi öğreniyor
5
kapı çalındı
“Hayatını ağır kanamalı geçirmek istemiyorsan, koparken parçalanacak kadar alışma kimseye. Onlar seni terk etmeden sen onlardan vazgeç. Kalmaya çalışıyormuş gibi yaparken bile koşarak çık bütün fotoğraflardan. Kendi ruhunun çatlak duvarlarına tutun, zararsız hiçliğine yapış. Bir hiçten koparken kanamaz çünkü insan.”
“Dünya böyle bir yerdi;kendine mahsus bir hayal kuramayanlar,başkasının hayali olma ya da başkasının hayalini gerçek kılma peşindeydi.Bütün hayallerin kırılmak üzere kurulduğunu bilmez gibi.”
Ülkeye ilk televizyon geldiğinde sohbete değil, televizyon seyretmeye gelen misafirler eve girer girmez ekrana teslim olurdu. Gün boyunca açık bırakılan televizyon karşısında yemek yenirken pek konuşulmaz, özellikle haberlerde, "Herife bak, yine saçmaladı!" türünden laf atılırdı. Zamanla televizyon baş köşeden kalktı, sofra sohbetlerine geri dönüldü. Telefonla da eskiden ev ziyaretindeymişsin gibi saatlerce konuşulurken şimdi anlık mesajlarla haberleşiliyor. Her teknolojinin adabı zamanla gelişiyor.