Zamanı geri alabilmeyi ya da kendi tercihlerimize göre evini baştan yaratmayı dilemeyelim. Bugün,kendimizi yeniden yaratmanın daha iyi ve daha kolay olacağı bir zamanda buna gerek yok.
"Gönül bir han gibidir. Her geleni ağırlayamazsın. Bazısını kapının önünde selamla, bazısını içeri al. Bazısı öyle ağırdır ki, girerse evini çökertebilir"
Bence insanı anlamak "Ben neden böyleyim?" sorusunu sormakla başlar. Kendini kabullenmek; ismini, para biriktirip aldığın arabanı ya da alamadığın evini sahiplenip "Ben neden böyleyim?" demekle başlar. Çünkü bu oyunu oynamak için tek hak verdiler sana ve sen bunları yapmayı seçtin. Bir şeyden sıyrılacaksa bunları reddetmeye çalışan benliğinden sıyrılmalı insan. Neyi neden hissettiğini, bu oyunda neyi neden seçtiğini anladığında kendini tanımaya başlarsın. Ama neden sorusunu sorup "Neden bu tanıdığım kişiyim?" demek biraz cesaret ister çünkü cevapların getireceği sorumluluk ağırdır.
Ebeveynlerin en yaygın yaptığı yanlışlardan biri de çocuğa küsmektir. Bunu çoğu zaman problem karşısında adeta koz olarak kullanırlar. Zira kendileri de sorun çözme yöntemi olarak bunu görmüşlerdir. Halbuki bu tutum güven duygusunu çok zedeler.
Kişiye verilmiş ağır bir cezadır. Çünkü insanın var olma ihtiyacı fiziksel ihtiyaçlarından önce gelir. Bundan dolayı bireyler kılık kıyafetine dikkat eder, süslenir, konuşmasını düzeltir, arabasını-evini yeniler, mesleğinde yükselmek ister.
İnsana verilebilecek en büyük ceza ise onun varlığını görmezden gelmek yani ona küsmektir.
Evini, işini, tüm eski hayatına dair ne varsa hepsini kaybettiği için ağlayan genç hasta kadına birisi: "Yeter ki siz iyileşin. Diğer hepsi önemsiz" demişti. "Ama her şey önemsizse" diye yanıt verdi kadın, "neden iyileşeyim o zaman?"
Haklıydı.