1975 yılında yasalaşan karşılıklı anlaşarak boşanma yalnızca mutlak ayrılıkları teşvik etmekle kalmadı, dahası zihniyetler üzerinde de önemli bir etki gösterdi: Bağları "koparma"nın o kadar ciddi olmadığı artık biliniyor. Buradan yola çıkarak, önceden resmiyet kazandırılmamış bağları “koparma”nın çok daha kolay olduğunu düşünmek de mümkündür: Boşanma olgusuna paralel olarak, özgür ilişkilerin artışına da tanık olunuyor. Çift olma fikri artık kurumsal bağlanma fikrine kesin olarak bağlı değil.
...tüm kurumlarda insan her zaman erken yatmak zorundadır. Yatılı okullarda, manastırlarda, ailede, cezaevlerinde, hastanelerde... Kişinin istediği saatte yatma hakkını destekleyen, bu özgürlüğe onay veren hiçbir kurum tanımıyorum. Aşk (?) üzerine kurulu olan ve iki kişinin özgür iradesiyle gerçekleşen evlilik kurumunda bile, çiftler yatağa aynı saatte girmezlerse, biri daha geç yatar, geceyi daha fazla yasarsa, sorunlar çıkmakta gecikmez. Kurum her zaman "geç" yatanı suçlar, erken yatanı değil.
Evliliğin bu yönünden kimsenin bahsetmemesi ne tuhaf.
İnsanlar, bir çiftin birbirlerine anlatacak hikayeleri kalmadığında son kullanma tarihlerinin dolduğunu sanıyorlar.