Hep öyle değil midir zaten,hep bir acelemiz,hep yetişmemiz gereken bir şey yok mudur?Bu kadar acele niyedir?İnsan hiç mi yorulmaz,hep mi koşuşturur?Keşke bütün bunlara bir ara verebilsek,bir an durup kendimize bunu sorabilsek:Biraz yavaşlamanın neresi kötü olabilir diyebilsek.Bazen frene basmayı kendimize öğretmeye değmez miydi yaşamak?Nasılsa olacağına varırdı hayat.
Evet, büyük balık küçük balığı yutar, evet, bunu bilmeyen yok. Amma velakin, ya o büyük balık küçük balıkla geçinmek istiyorduysa?Ama yok,öyle bir laf etmişler ki bu mümkün olamamış,hayat büyükler ve küçükler olarak ikiye ayrılmış.Zalim olan büyük,mazlum olan küçüktür.Bu değişmez.Diyeceğim o ki,hepimizin mutlu bir sona ihtiyacı vardır kardeşim,büyüğünün de küçüğünün de.Büyüğü de azapta,küçüğü de.