Az yukarı yürüyünce kumrulu yokuşu böldü yolumu. Yokuşun orta yerinde durup, manasız bir kararsızlıkla bir sağıma, bir de soluma baktım. Hangi yolu seçsem diğerini yitirecektim. Yürüdüğüm yoldan geri dönmeye kalksam, az evvel geçmeyip boynu bükük bıraktıklarımı aynı yerde aynı halde bulamayacaktım. Her şey değişmiş, aramıza küskünlükler girmiş olacaktı sanki.