10/10
·448 syf.··
2026 33. kitabı
Tüm zamanlarımın favorisi olan kitabın yorumu ile geldim.İlk okuyuşum çok uzun zaman önceydi ,ben ikinci defa bir kitabı hiç okumadım.Bu ilk Anlaşma ya aittir.Dizisi çıkmadan da okumak istediğim için 3.okuyuşum oluyor. Çok sevdiğim bazı kitapların bu platformda yorumlarını o dönem aktif kullanmadığım için yazmamışım, tekrar okuyup yazma kararı aldım. Benim için bu seri, yani off campus evreni olmak istediğim yerdir.O yüzden kitapla alakalı eleştirim yoktur,bol bol övme içeren bir yorum olacak.Dizisi de dün yayınlandı,onunla alakalı da yorum yapacağım. Kitabın konusu,Briar hokey takımının kaptanı Garrett etik dersinden düşük not alıyor.Hokey oynaması için de ortalamasını yüksek tutması gerekiyor.Aynı dersi aldıkları Hannah ise o dersten yüksek not alınca ondan özel ders vermesini istiyor.Hannah da müzik öğrencisi ve çok yoğun bir programı olduğu için başta kabul etmiyorum.Ama sonrasında hoşlandığı çocuğun dikkatini çekmek için Garret’la sahte sevgili anlaşması yapıyorlar.Çiftimizin arkadaşlıktan aşka geçen hikayelerini okuyoruz. Evet bu kitap gerek karakterleri gerekse kurgusuyla ilk okuduğumda beni kendine aşık etmişti .Bu türde çok fazla kitap okudum,sevdiklerim olsa da bu seriden aldığım tadı hiçbirinden almadım.Garrett benim en sevdiğim erkek karakterlerin başında yer alır.İğrenç babasına rağmen çok güzel iş çıkardı,onunla gurur duyuyorum.Hannah da aynı şekilde başına gelen o kötü olaya rağmen kurban değil hayata devam eden çok cesur bir karakterdi.Hasar aldığı yanlar oldu elbette ama onu da Garrett ile çok güzel aştı.Aralarındaki diyaloglar çok güzeldi ,tekrar okuyunca kitabı daha çok fark ettim.Her cümlelerini sırıtarak ve keyif alarak okudum.Son zamanlarda o kadar vasat buna benzer kitaplar okudum ki neden bu kitabı bu kadar sevdiğimi bir kez daha
AnlaşmaElle Kennedy · Yabancı Yayınevi · 20163,220 okunma
Şenol Tombaş'ın Öykücülüğüne Dair Kuramsal Bir İnceleme
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 10. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2024 16:44
Şenol Tombaş'ın Öykücülüğüne Dair Kuramsal Bir İnceleme Şenol Tombaş öykücülüğü, çağdaş Türk anlatı geleneği içerisinde metafizik sorgulama ile ahlâkî-eleştirel duyarlılığı birleştiren özgün bir çizgide konumlanmaktadır. Bu öykü anlayışı, klasik olay merkezli anlatıdan ziyade düşünce yoğunluklu, aforizmatik ve içsel gerilimle beslenen bir yapı arz eder. Metin, yalnızca bir hikâye anlatmaz; ontolojik bir problem alanı açar. Öz Bu çalışma, Şenol Tombaş öykücülüğünü metafizik sorgulama, aforizmatik dil yoğunluğu ve ahlâkî-eleştirel bilinç ekseninde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Tombaş’ın anlatı evreni, klasik olay merkezli öykü anlayışından ziyade düşünce merkezli ve ontolojik gerilim taşıyan bir yapı arz eder. Bu yapı, modern Türk öykücülüğünün varoluşçu ve tasavvufî damarlarıyla temas hâlindedir; ancak ne bütünüyle nihilist ne de romantik-mistik bir teslimiyetçidir. Çalışmada Tombaş öykücülüğü, metafizik-eleştirel modern anlatı kategorisi içinde konumlandırılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Metafizik anlatı, aforizmatik dil, modern Türk öyküsü, etik estetik, tasavvufî bilinç. 1. Kuramsal Çerçeve Modern öykü, XIX. yüzyıl sonrasında olay örgüsünden çok bilinç, algı ve iç gerilim üzerine kurulmaya başlamıştır. Bu dönüşüm, anlatının merkezine “insanın içsel krizi”ni yerleştirmiştir. Şenol Tombaş öykücülüğü de bu çizgide konumlanmakla birlikte, yalnızca psikolojik derinlikle yetinmez; ontolojik bir sorgulama alanı açar. Bu bağlamda Tombaş’ın metinleri, varoluşçu karanlıkla ilişki kurar; ancak nihilist bir sonuç üretmez. Sadık Hidayet’in metinlerinde görülen ontolojik boşluk ve anlamsızlık duygusu, Tombaş’ta yerini “anlamın kaybı karşısında direnç” tavrına bırakır. Dolayısıyla burada karanlık bir kapanış değil, gerilimli bir arayış söz konusudur. Öte yandan metafizik düşünce
Bu Bahar SonbaharŞenol Tombaş · Çağrı Yayınları · 201319 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2024 301. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2024 23:01
Sabri Uçankalem, kitaplarını bir türlü yayımlatmayı başaramamış 22 yaşında genç bir yazar. Hiçbir zaman pes etmeyip yazmaya devam etti inanıyordu bir gün kendi kitabını raflarda görecekti sabırla bekliyordu. Lakin hep red cevabı alıyordu. Bir gün bir ilana denk geldi. Dünyaca ünlü teknoloji devi Robon Şirketi uzun yıllardır süren titiz çalışmalar sonucunda özel robot üretmiş yapay zeka teknolojisi ile donatılan robon, insanların kullandığı çoğu kelimeyi bilen çok becerikli bir yazı ustasıydı. Kelime oyunlarına, kusursuz dil bilgisine, mecazi söyleşilere, mizahi anlatımlara, şiirsel dile ve her türlü dil kıvraklığına sahipti. Dili muntazam derecede yetkin bir şekilde kullanabiliyordu. Diğer robotlardan farklı çok özel yetenekleri vardı. Hikaye, masal, roman, biyografi, gezi yazısı, deneme, makale, şiir çok kısa bir sürede kendine has üslubuyla kusursuz kitaplar yazabiliyordu. Üstelik yazdıklarını hiçbir yapay zeka tespit programı fark edemiyordu. Yazılanların bir robot tarafından yazıldığını anlamak neredeyse imkansızdı. Bir ay sonra tüm birikimini kullanarak bu değerli robotu satın aldı Sabri. Yönlendirmesiyle öyküler yazmaya başladı robon ve bu öyküleri ülkedeki neredeyse tüm yayınevlerinin dikkatini çekti herkes Sabri ile çalışmak için can atıyordu. Yeşil panda yayınevi ile sözleşme imzalamıştı bile. İlk kitabı "Sardunyaların Gece Yürüyüşü" çok satanlar listesine girdi. Sabri robon'un yazdığı tüm kitapları kendi yazmış gibi yayınlamayı sürdürdü. İnsanlar onun kaleminin adeta büyülü olduğunu söylüyordu. Artık tüm dünyada tanınıyordu. Çok önemli uluslararası kurum ona yılın en iyi yazarı ödülünü vermişti. Cezmi Hepeleştirir onun hakkında eleştiri yayınladı, Sabri'nin hayatın acı ve hüzünlü yönlerini görmezden gelerek yazdığını vurguluyordu. Sabri'nin gerçek dünyadan
Robonlar / Bir Kaçış OperasyonuMert Arık · Genc Timaş · 0684 okunma
10/10
·254 syf.··
2024 292. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2024 23:13
Aşk ile Anı Seyretmek Aşk ile Anı Seyretmek Aşk ile Anı Seyretmek Gönül Sadası’ndan Akisler-2 Aşk ile Anı Seyretmek Kemal Sayar Genel Bakış İncelemeler Alıntılar İletiler Fiyatlar Okurlar Diğer Baskılar Benzer Kitaplar En Yeniler Öne Çıkanlar Yüksek Puan Verenler Düşük Puan Verenler En Beğenilenler En Eskiler İncelemelerde Ara İncelemelerde Ara Aşk ile Anı Seyretmek Yorumları ve İncelemeleri Aşk ile Anı Seyretmek yorumları ve incelemelerini, Aşk ile Anı Seyretmek kitabı hakkındaki okur görüşlerini , Aşk ile Anı Seyretmek puanlarını 1000Kitap'ta bulabilirsiniz. Puan 9.4 10 üzerinden 297 Kişi · 58 İnceleme
Aşk ile Anı SeyretmekM. Kemal Sayar · Turkuvaz Kitap · 20201,402 okunma
Özet: Yarım Yamalak
Puan vermedi·224 syf.··
2024 44. kitabı
Jean Baudrillard’ın okuduğum ikinci kitabı olsa gerek Simülakrlar ve Simüslasyon. Baudrillard’ın anlaşılması güç olduğu konusunda hemen hemen herkes hem fikirdir. Peki benim gibi alan bir dışı biri Baudrillard’ı anlamak için gereken çabayı sarf etmeli midir? Çünkü açık olan durum şudur: Baudrillard’ı anlamak için okuma eylemi sırasında oldukça yavaş ve hassas davranmak gerekiyor, ayrıca bunun yanında bolca başka eserler de okumak gerekmektedir. Bu taşın altına elimi sokar mıyım emin değilim; lakin bu taş kaldırılabildiğinde çok güzel şeyler açılacakmış gibi hissederim. Bu sadece ilkel basit bir his ve Baudrillard’ın konuları anlatırken ortaya koyduğu bazı modellerden/örneklerden etkilenmem sonucunda böyle bir yargıya vardığımı düşünüyorum. Genel olarak çokta tercih etmesem de bu kitabı okuduktan sonra biraz bakınmak istedim. Açıklayıcı manipülasyona yol açmadan bu eserin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak bir kaynak var mıdır diye. Bu bağlamda çok kısa bir sürede Oğuz Adanır’a denk geldim. Elimizdeki kitabın da mütercimi kendisi olmasından dolayı ulaşılabilecek en doğru kişiyi bulmuş sayarım kendimi. Çünkü her ne kadar işini en doğru şekilde yapmaya çalışsa da bu meslekten biri mecburen son okuyucuya kendi Baudrillard’ından ya da kendi müellifinden bir şeyler satar. Ayrıca kendisinin Baudrillard kitaplarını profesyonel bir iş olarak çevirmenin yanında kendisine bir muhabbet de beslediğini görüyorum. Bu durumda da kişi sevdiğinin anlaşılmasını ister teziyle daha da ilgiyle takip edeceğim dediklerini. Oğuz Adanır’ın Youtube’da bulunan yaklaşık 3 saatlik ders serisinden notları buraya yazmış olacağım. Açıkçası zihin yorucu bir faaliyet olmasından dolayı ve kronolojininin kaybolmasından dolayı Baudrillard’ı okuyup kendimden olan fikirleri buraya nasıl aktarabilirim emin
Sosyoloji
Simülakrlar ve SimülasyonJean Baudrillard · Doğu-Batı Yayınları · 20141,256 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2024 2. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2024 00:06
“Geleceği tamamen ve kusursuz bir şekilde görebilmek ölümcüldür.” Paul Atreides, Fremenlerin Muad’Dib’i, Arrakis gezegenin imparatoru, Kutsal Rahibeler Birliği’nin binlerce nesildir uyguladığı dölleme programı yoluyla ulaşmaya çalıştığı Kuisatz Haderah… Tanrı olmak zordur, Tanrı oldugunun farkına varmak ise iç çöküşün başlangıcıdır. On iki yıl süren kutsal cihat sonrası Muad’Dib önderliğinde evren değişmeye başladı. Dune gücün merkezinde olmasına rağmen kuşatmaların altında bir paradoksa dönüşmüştü. Paul bir kahin gibi kehanet hayaliyle geleceği görebiliyordu. Üzerindeki gücün getirdiği tehlikelerin de farkında olan Paul’ün istediği tanrılaştırmak değil, sadece bir insan olmaktı. “İnsanların bir İmparator’un yönetimine ihtiyaç duymasının sebebinin uzayın sonsuzluğu olduğunu söyleyenler var.” "Güç denen şey, onu kullananları kandırırdı. İnsanoğlu gücün herhangi bir engeli, kendi cehaleti de dahil olmak üzere tüm engelleri yıkabileceğine inanma eğilimindeydi." “Bütünleştirici bir sembol olmazsa, insanlar kendilerini yalnız hissediyorlar. Kendilerini yalnız hisseden insanlar için İmparator somut bir şey. Ona bakıp ‘Bakın işte İmparator orada. O bizi birleştiriyor,’ diyebiliyorlar. Belki din de aynı işlevi görüyordur Lordum.” "Ve sonunda 'Ay' düştü."
Dune MesihiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20218,7bin okunma