Öfkeyle fazla zaman harcamayalım . Onun yerine onun aracılığıyla güçlenelim . Özellikle kurnaz olalım ve kadın aklımızı kullanalım .
En iyinin gizlenemeyeceğini ve gizlenmemesi gerektiğini akılda tutalım. Eğer insan bütün hepsini kendine ya da seçtiği bir azınlığa saklıyorsa meditasyonun, eğitimin, bütün düş analizinin, mezarlıktaki bütün bilgilerin hiçbir değeri yoktur. Öyleyse çıkın, her neredeyseniz dışarı çıkın. Derin ayak izleri bırakın, çünkü bunu yapabilirsiniz. Sallanan sandalyesinde tekrar gençleşene kadar elindeki fikri sallayan yaşlı kadın olun.
...
Elinizden geldiğince bağışlayın, biraz unutun ve epeyce yaratın. Bugün yaptıklarınız gelecekte sizin anasoysal kuşaklarınızı etkiler. Kızlarınızın kızlarının kızları muhtemelen sizi hatırlar, daha da önemlisi izlerinizi takip eder.
Eziyet gören kadınlar çoğu zaman uğursuz bir derinliğe ve genişliğe sahip, şaşırtıcı bir algı türü geliştirirler. Kimsenin, bilinçdışının gizli girinti ve çıkıntılarını öğrenmek amacıyla bile olsa eziyet çekmesini istemem , ama büyük baskılar yaşandıktan sonra telafi edici ve koruyucu yeteneklerin ortaya çıktığı da bir gerçektir.
Bu bakımdan, hayatı eziyetler içinde geçen ve bunu beynine iyice kazıyan bir kadın, kesinlikle tahmin edilemez bir derinliğe sahiptir. Buraya acıdan geçerek gelmiş olsa da, bilince sadık kalmak gibi zorlu bir işi becermiş olması halinde derin ve gelişmeye açık bir ruhsal hayata sahip olacak ve arada sırada ortaya çıkan ego-tereddütlerine kulak asmaksızm kendi kendine güçlü bir inanç besleyecektir.
Sırdaşsız, rehbersiz, küçücük bir yüreklendirici bölüm bile olmadan yaşamak ölümcüldür.
Küçük hayat parçalarını bu şekilde sinsice çalmak zordur, ama kadınlar bunu her gün yaparlar. Bir kadın kendini hayatın içine sinsice sokulmaya ve ondan bir şeyler çalmaya zorlanmış hissettiği zaman hayatını asgari düzeyde sürdürmektedir. Hayatındaki “onlar” kimse, “onlar”ı dinlemeyerek hayattan bir şeyler aşırmaya bakar. Yüzeyde ilgisiz ve sakin davransada, ne zaman bir çatlaktan ışık sızsa, aç benliği hoplamaya başlar, en yakın hayat biçimine doğru koşar, hemen sıvışır, tekmeler, çılgınca saldırır, sersemce kendi kendine dans eder, kendini tüketir, sonra da kimse gittiğini fark etmeden sürünerek tekrar karanlık hücreye girmeye çalışır.
Kötü evlilikleri olan kadınlar bunu yaparlar. Aşağılanmış kadınlar bunu yaparlar. Utançla dolu kadınlar, cezalandırılmaktan, alay edilmekten ya da aşağılanmaktan korkan kadınlar bunu yaparlar. İçgüdüleri zedelenmiş kadınlar bunu yaparlar. Tutsak düşmüş bir kadın için, şayet doğru şeyi aşıracaksa ve şayet o şey özgürleşmesini sağlayacaksa, sinsice aşırmak iyidir. Esasında hayatın iyi, doyurucu ve cesur kısımlarına sinsice sokulmak ve onlardan sinsice bir şeyler çalmak, bu sokulma ve aşırmaların bitmesi ve hayatım uygun gördüğü açıklıkta sürdürebileceği özgürlüğe sahip olabilmesi için ruhun daha da kararlı davranmasını sağlar.