Latif ve narin ne vardıysa içimde,
Hoyratça kırdı geçirdi dünya,
Memnunum, barışığım yine de,
Sabırla yeni yapraklar veririm
Yüzlerce kez kırılmış dallarımdan
Ve tüm acılara rağmen hâlâ
Aşığım ben bu divane dünyaya.
Bir kalbi kırılmaktan koruyabilsem Yaşamış olmayacağım boşuna Bir hayatı acıdan kurtarabilsem Bir ağrıyı dindirebilsem ya da
Ya da bayılan bir Ardıç kuşunu Koyabilsem yeniden yuvasına Yaşamış olmayacağım boşuna
Hâlâ temiz ve dürüst biriyim diye düşündükçe kişilik sahibi olmanın, enkaz dolu bulanık insan denizinde bir fener gibi ışıldamanın güzel duygusu sardı içimi. Yemek yiyebilmek için başkasının eşyasını rehine vermek mi, hesap gününe kadar tıkınıp kafayı çekmek mi, ruhta ilk küçük yarayı açmak mı, onura ilk kara lekeyi sürmek mi, kendi gözünde alçağın biri durumuna düşmek ve aynaya bile bakamaz olmak mı? Asla! Asla!