Asım Bezirci, Nazım Hikmet’in şiirini, şairin gelişiminin farklı süreçlerini görünür kılmak için belli dönemlere ayırır. “1913-1920 Dönemi” şairin ilk şiirlerini kapsar. “Bunlar, Nazım Hikmet’in devrimci dünya görüşüne bağlanmadan önce verdiği ürünlerdir.”
Aydın Aydemir’e göre, Nazım’ın ilk şiirleri, “en çok etkilendiği olayların eklentileri ve öyküleri gibidir. (…) Nazım’ın yaşamına sinen, etkileyen bu olaylar, O’nun duyarlılığını daha bir arttırır. İçe dönükleştirir. Bu nedenle ilk şiirlerini hüzün, gizemcilik, ayrılık, ölüm, özlem,(…) yalnızlık, mutsuzluk… duyguları sarar sarmalar…”
Aşk konulu şiirler
Nazım Hikmet, ilk şiirlerinde aşk konusunu da işler. Bu şiirlerinde kimi zaman bir sevgilinin eksikliği, sevilenin yokluğunun yarattığı yalnızlık, karşılıksız aşkın acısı, kimi zaman da aşksız bir yaşamın yaşanmaya değer olmadığı dile getirilir.
Şairin “Yalnız” adlı şiiri, yalnızlık duygusunun etkisiyle yazılmıştır. Sevilen kızın yokluğudur bu yalnızlığın nedeni. Şairin, yalnızlığını, geçmişte yaşanılan güzel günlerin anısıyla gidermeye çalıştığını görürüz.
Bu döneminin birçok şiirinde olduğu gibi, genç Nazım’ın, görmüş geçirmiş biri gibi konuşması, bu şiirin bir öykünme şiiri olduğunu gösterir. Yine de bu durumu şairin bir süreci olarak görmek gerekir.
“Onlara” adlı şiirde, genç Nazım’ın bir sevgilinin eksikliğini duyumsadığını görürüz. Her genç gibi sevilmek istemektedir. Birbirini seven mutlu çiftleri gördükçe içi sızlar. “Bu güzel kızların neden hiçbiri/ Eylemez bu gönlü teselli ile” dizelerinde, hem karşı cinse duyduğu, hem de içinde bulunduğu duruma bir yakınma duyulur.
“Ona” adlı şiirde, genç şairin karşılıksız aşkın acısını yaşadığını görürüz. Gitgide derinleşmektedir bu acı. Yine de çekilmekte olan acıda bir abartı sezilir. Şair, genç yaşına karşın,