Kitabın eleştirmek istediği, vermek istediği düşünceyi veriş tarzı; kendine hayran bıraktırıyor. Geneli durağan ve yavaş ilerliyor, olay olabildiğince minimum ama dolu dolu cümleler; derin anlamlar, hisler yakaladım içinde. Özellikle sonu nasıl bağlanabilir diye düşünürken olabilecek en güzel bitiriş olmuş diyebilirim.
Yüzyıllık bi uykudan uyanan bekçi, yerinden doğrulup çevresine bakınca kendisini uyandıran kişiyi göremedi. Çünkü her taraf karanlıktı. Zaten görülen ve görülmeyen bütün düşler, bu karanlığın ta kendisi değil miydi?