“Bunu Filistin, İrlanda, Angola, Mozambik, Gine Bissau, Vietnam, Kamboçya, Laos, Uruguay, Peru, Nikaragua, Brezilya gibi dünyanın birçok coğrafyasındaki yükselen ulusal kurtuluş mücadeleleri izlemiştir. Ayrıca küresel düzeyde gerçekleşen alternatif hareketlerle birlikte, refah toplumunun insanı kadavraya dönüştüren işleyişi ve reel sosyalizmin bürokratik çürümüşlüğü ve özgürlüğü yok edişi ortaya çıkmıştır. 1968, bu manada küresel düzeyde kolektif ayağa kalkış ve “başka bir dünya arayışını” simgeler. Bütün bu dinamikler ve özellikle Çin Devrimi ve Vietnam Devrimi Kaypakkaya’nın ideolojik-teorik ve politik- pratik şekillenmesine yol açacaktır. İhtilalciliğin bir varoluş olarak Kaypakkaya’da somutlanmasını buralarda aramak gerekir. Özellikle ezber bozucu ve alt üst edici içeriğe sahip hem bir kitle hareketi hem de bir üst yapı hareketi olarak gelişen Çin Kültür Devrimi, Kaypakkaya’nın ideolojik – teorik mimarisinin katmanlarını oluşturacaktır. Çin Devrimi’nin cebiri ve diyalektiği üzerine yoğunlaşma, Kaypakkaya’nın gerçek mânâda üstün bir teorik performans göstermesini beraberinde getirecektir.” Kaynak: umutsen.org/index.php/2022/...
Siyaset
BANA GÖRE BEN
Kendime prensip edindim hiç yapmıyorum ben bunları; Elin işine karışmıyorum, gerekmedikçe konuşmuyorum,  Mesul olduğum görevleri yapıyorum, asla kaytarmıyorum Allahım, sonsuz şükürler sana, verdin bunca nimetleri Laf getirip götürmeyi ve dedikoduyu doğru bulmuyorum Kartal gibi sen, zirvelerde ol, hep geniş olsun bakış açın. Arkandan konuşurlar olsun, aldırma sen, hep farklısın: Ruhun hisseder olan biteni farkındasın, ezber bozansın. Tac olsun sana ehli vicdan senin çektiğin sıkıntıların. Alnın açık olsun, gönlün rahat, vardır seni seven dostların Latiftir,ne kadar da hoştur. bir dostun demesi bana, "Nasılsın?" KK
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çay içen insandan, türkü dinleyen insandan zarar gelmez gibi saçma sapan deyişler var. Zararın tillahı onlardan gelir. Ezber bozuyorum: şiir dinleyen kişiden zarar gelmez. :))
Şiir
Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim
Ben hayatta en çok babamı sevdim Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek Nasıl koşarsa ardından bir devin O çapkın babamı ben öyle sevdim Bilmezdi ki oturduğumuz semti Geldi mi de gidici - hep, hep acele işi Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi Atlastan bakardım nereye gitti Öyle öyle ezber ettim gurbeti Sevinçten uçardım hasta oldum mu, Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul'a Bi helallaşmak ister elbet , degil 'mi oğluyla! Tifoyken başardım bu aşk oynunu, Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu, En son teftişine çıkana değin Koştururken ardından o uçmaktaki devin, Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için Açıldı nefesim, fikrim, canevim Hayatta ben en çok babamı sevdim. Can Yücel Can Yücel open.spotify.com/track/2LijSPPbT...
Şiir
Film önerileri ve düşündürdükleri...
Ayşen Şahin (Aksakal) En çok tek mekanda geçen filmleri severim. Ortam değişmeden bir konu anlatabilmek için en az 90 dakika tartışılmaya değer bir konu, o tartışmayı dinlemeye değer kılan bir metin ve izlemeye değer kılan çok iyi oyunculuklar gerekir. Bu tek mekan filmleri genelde bir felsefi tartışma ya da ezber bozma üzerine olur ve roller dengeli dağılır. Bir kült olan "12 Angry Men"i bilirsiniz. 1957 yapımı bu film farklı karakterlerdeki mahkeme jürisinin "makul şüphe" üzerinden bir genci idama göndermek ya da beraat ettirmek arasında 180 derece değişen kararları üzerine kurulu ahlaki bir tartışmanın sahneye yansıması. Tüm film 8 numaralı jürinin "Peki ya?.." sorusunu sorması ve tartışmayı açması üzerine kurulu. Bir diğer kült film de 2007 yapımı "The Man From Earth". Taşınan profesör arkadaşları John Oldman'ı uğurlamak üzere bir araya gelen 7 akademisyen, meslektaşlarını taşınma nedeni üzerine açıklama yapması için zorlayınca on dört bin yaşında olduğunu öğrenirler. Biyoloji, sanat tarihi, ilahiyat, antropoloji, arkeoloji, tarih gibi uzmanlıkları olan misafirler kendi alanlarındaki bilgileri ile bunun imkânsız olduğunu ispatlamaya çalışsalar da Oldman'ın cevapları bunun gerçek olabileceğini gösterir. Özellikle dinlerin ortaya çıkışını izahatı, tüm akademisyenleri dehşete düşürür. Senaristi Jerome Bixby'nin 38 senede tamamladığı, sinemanın en entelektüel işlerinden biri olarak tarihe geçen film, izleyiciye 89 dakika boyunca şu soruyu sordurur: "Peki ya?.." 2012 yapımı "Le Prenom"da #306668211, evde bir eş-dost yemeğinde geçer. Vincent, doğacak çocuğuna Benjamin Constant'ın 1816 tarihli aynı adlı romanının kahramanı olan Adolphe'un adını vermek isteyince yemeğin seyri değişir. Tartışmalar, yazılışı farklı olsa da bir çocuğun
Dizi/Film
Açıl bir gül gibi masum Tüm erkeklerin şerefine Sol bir ak zambak gibi kırılgan Gözleri kurtarıcının Parlasın rengârenk çiçeklerle Parla bir baltanın ucu gibi keskin Dönüştürmek istercesine dünyayı Güç ellerinden akarken Yeniden yarat Kalıpları, beklentileri, ezber gülüşleri Pınar Kür'ün Asılacak Kadın romanındaki "kadın-çiçek" metaforundan esinlenerek yazdığım birbiriyle çatışan ama birbiriyle konuşan iki şiir. Daha fazlası için: instagram.com/p/DZ2BVTlDOCj/?...