Kazuo İshigoro'nun okuduğum üçüncü kitabı. Ve Uzak Tepeler kitabında olduğu gibi bitirdiğimden beri üzerine düşünmekten kendimi alamadığım bir kitaptı... kitabın konusu, "unutmak" "hatırlamak"kavramlarını sorgulaması üzerine epeyce inceleme yazılmış, ben tekrar etmek istemiyorum. Ancak sonunu ilk okuduğumda bir an çok havada kalmış gibi hissettikten sonra, aslında ne müthiş metofarik bir anlatımla neyi kastettiğini kavrayabildim... Hala da etkisindeyim.. Kitapta yoğun edebi bir dil/betimleme ya da bir fantastik kurguda olabilecek müthiş bir sürükleyicilik bekleyenler aradığını bulamayacaktır bence. Ama yavaş yavaş sindire sindire okunup üzerine düşünülecek çok şey bırakan bir kitap...
SPOİLER içerebilir!!!!!!!!!!-----------------------------------
Ve evet kahramanlarımız Axl ve Beatrice'in oldukça yaşlı ama birbirlerine karşı hala ilk günkü gibi sevgi dolu hallerinden etkilenmemek de mümkün değil... Yıllar sonra hala kendisine "Prensesim" diyen bir hayat arkaşına veda etmenin hüznü...
Ada, kayıkçı.... Yaşam ve ölüm.. Vebadan kaybettikleri oğullarının yanına önce Beatrice'in gidişi ve bu gidiş sırasındaki dokunaklı vedaları... Ve ölümden sonra da birbirlerini bulma ayrıcalığına erebilecek çok nadir çiftlerden biri olabileceklerine dair kayıkçıdan güvence aldiktan sonra istemeyerek de olsa ayrılmaları...
Not: Bu noktada aslında kitabın sonuna dair öncesinde nehirdeki küçük nehir cinlerin Axl'ı uyardığı akla geliyor. "Bize bırak onu yabancı" diye sesleniyorlar, Axl ise onlarca küçük nehir cinini kovalayıp karısını kurtarmaya çalışıyordu. Bu sırada Beatrice sürekli "beni unutma" "Beni bırakma" diye sayıklayıp duruyordu...
Nehir cinleri ise
"Halbuki sen akıllı adamsın yabancı. Onu kurtaracak bir ilaç olmadığını ne zamandır biliyorsun. Nasıl dayanacaksın onu bekleyen