İzlenim
8/10
·132 syf.··
2024 62. kitabı
"Şunu anlayın ki, asıl korkunç olan artık köpek kalbi değil, insan kalbi taşıması. Hem de doğada var olanlar arasında en rezilini." Doktor F. suçlu bir insanın hipofiz bezlerini Şarik isimli sokak köpeğine aktarır ve tatlı, sevecen köpek Şarik vahşi, suça meyilli, arsız bir insana dönüşür. Bu vahşi yaratık zamanla kendini geliştirmektedir. Engels, Kautski okur, böylece komünizmi benimser. Bulgakov nezdinde, Şarik'in edindiği fikirler, onu daha da arsız bir hale getirmektedir. Bulgakov ile tamamen aynı fikirde olmasam da Köpek Kalbi benim için anatomik cümleleriyle çarpıcı bir öyküydü. Bulgakov, döneminin Sovyet Rusya'sını ve komünizmi ağır şekilde eleştirirken "insan" eleştirisi de yapmış. Sonu epey kurnazca kurgulanmış, bu kadarını beklemiyordum. "Canlılar söz konusu olduğunda terörle bir yere varılamaz. Hangi gelişmişlik seviyesinde olursa olsun. Her zaman bunu iddia ettim, ediyorum ve edeceğim."
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,7bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2023 27. kitabı
John Griffith London, 12 Ocak 1876 tarihinde hamilelikle birlikte psikolojik sorunlar yaşamaya başlayan bir anne ve kendisini istemeyen bir baba tarafından dünyaya getirildi. Doğumdan sonra annesi, Amerikan İç Savaşı gazisi John London ile evlenmiş ve Jack London, Virginia Prentiss isimli eski bir köle bakıcılığında büyümüştür. Kaliforniya Depremi ile birlikte yok olduğu için resmi kimlik bilgilerine ulaşılamamasına karşın bu evliliğin gerçekleşmesiyle birlikte eserlerinde de üvey babasından edindiği soyadı kullanmıştır. Çocukluk yıllarında yaşadığı yoksulluk, dünya görüşüne etki etmiş ve dolayısıyla edebi kişiliğine de yansımıştır. Macera tutkusuyla doyasıya yaşanmış Jack London, pek çok eseri insanlara bırakarak 22 Kasım 1916 tarihinde, 40 yaşında böbrek yetmezliğinden öldü. Uçurum İnsanları (The People of the Abyss), 1903 yılında yayımlanmış, yazarın kurgu dışı türünde kaleme aldığı bir eserdir. Kendi ifadesiyle sosyolojik bir çalışma amacıyla araştırma ve incelemenin yazımıdır. George Orwell’ın da bu eseri gençliğinde okuduğu, Paris ve Londra’da Beş Parasız (Down and Out in Paris and London) ve Wigan İskelesi Yolu (The Road to Wigan Pier) isimli eserlerini Uçurum İnsanları’ndan aldığı ilham ile yazdığı bilinmektedir. “Bu toplumsal dokuda onlara bir yer yoktu, toplumun bütün güçleri onları yok oluncaya dek aşağılara yuvarlıyordu.” İnsanlık dışı hayat koşullarında yaşadığı bilinen ancak üzerinde durulmayan ve bahsi küfür sözcüğü gibi kabul edilen İngiltere proletaryasının durumu ikinci el kaynaklar kullanılarak sadece F. Engels tarafından (İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu) kaleme alınmıştı. Bunun dışında bazı gazete sayfalarından haberdar olunan Doğu Bölgesi halkının yaşam koşullarına tanık olmak, dünyaya duyurmak amacıyla 1902 yılında Londra’ya giden Jack
1000Kitap
Uçurum İnsanlarıJack London · Alfa Yayınevi · 20204,562 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 166. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2023 22:25
"Manifesto"ya baştan sona hakim olan temel düşünce - yani her tarihsel çağın ekonomik üretimi ile onun zorunlu olarak ortaya çıkardığı toplumsal yapının, o çağın siyaset ve düşünce tarihinin temelini teşkil ettiği; dolayısıyla (ilkel or­ tak toprak mülkiyetinin sona ermesinaden bu yana) bütün tarihin bir sınıf mücadeleleri tarihi, sosyal gelişmenin çeşitli aşamalarında sömürülen sınıflada sömüren sınıflar, ezilen sınıflada hakim sınıflar arasındaki mücadelelerin tarihi ol­ duğu; ama bu mücadelenin bugün vardığı aşamada sömürülen ve ezilen sınıfın (proletaryanın), artık, aynı zamanda bütün toplumu sömürüden, baskıdan ve sınıf mücadelesin­ den bütün gelecek için kurtarmaksızın, onu sömüren ve ezen sınıfın (burjuvazinin) elinden kendini kurtaramayacağı dü­ şüncesi- bu temel düşünce, tek başına ve yalnızca Marx'a aittir. Bunu çok kez belirtmişimdir; ama özellikle şimdi, "Manifesto"nun başında da yerini alması gerekiyor. F. Engels
İnsan ve Hayat
Komünist ManifestoKarl Marx · Yordam Kitap · 201616,4bin okunma
1844 El Yazmaları; Marksizm İçerisinde Büyük Tartışmalara Neden Olan Kitap
10/10
·400 syf.··
2022 283. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2022 21:57
Karl Marx ve F. Engels, yaşadıkları dönem boyunca, 1844 El Yazmalarını yayımlamamışlardır. Eserin yayımlanış tarihi 1932 tarihli olup Sovyetler Birliği'nin araştırma görevlileri tarafından yayımlanmıştır. Bu nedenle Marksistler arasında 1844 El Yazmalarının ne kadar önemli bir metin olduğu hep sorgulanmıştır, metin üzerine yapılan tartışmalar da Marksist literatürde oldukça büyük bir yer kaplamaktadır. Peki 1844 El Yazmaları'nın önemi nedir? Metnin Marksizm ve Karl Marx açısından birçok önemi bulunmaktır. İlk olarak, Bu metin Marx'ın erken dönem eserlerindendir ve düşünce sistemini oluştururken aldığı defter notlarından oluşmaktadır. Marx anlatımlarında, genel olarak Karl Marx'ın eserleri 1848 öncesi ve 1848 sonrası olarak iki döneme ayrılır. Marx'ın ilk dönem eserleri daha çok felsefeye yakın olup, tam anlamıyla bütünlüklü bir sistemin henüz inşa edilmediği metinlerdir. Marx'ın olgunluk dönemi eserlerinin de daha bütünlüklü ve daha çok ekonomi politiğe kaydığını söylenebilir. Marksizm okumalarında da genel olarak Marx'ın olgunluk dönemi eserleri tercih edilir, ilk dönem eserlerinin bilinirliği yeterince yaygın olmadığı için, Marksizm okumalarında geriden gelir. 1844 El Yazmaları da Marx'ın ilk dönem eserlerinin belki de en önemli metnidir. 1844 El Yazmaları bize ne anlatır? Metni incelediğimizde, aslında çok da bütünlüklü bir yazı olmadığı ilk başta göze çarpar. Metnin ilk kısmında, Marx'ın, ekonomi politik üzerine yazdıkları göze çarpar. İlk kısmın sonunda yabancılaşma, insanın özü gibi konulara değinir. İşte metnin bu kısmı en çok tartışılan, üzerine 1930'lu yıllardan 1980'li yıllara kadar yapılan tartışmaların ana noktasını oluşturur. İkinci kısmında da ekonomi politik yazılarını sürdürür. Metnin üçüncü kısımda Marx, İngiliz Ekonomi Politiği'nin önemli isimlerini (
1844 El YazmalarıKarl Marx · Sol Yayınları · 2011605 okunma
Puan vermedi·832 syf.··
2022 18. kitabı
“kendimin ve ailemin başından geçenleri romanlaştırmıştım. fakat bir büyük burjuva evinin dağılışını anlatırken bundan daha önemli bir iş başardığımın, sonu gelen ve dağılan bir toplum dönemini haber verdiğimin bilincine varmış değildim” thomas mann thomas mann’ın “bir ailenin çöküşü” alt başlığı ile yayımlanan ve alman edebiyatında bildungsroman (oluşum romanı) ve daha alt katogirede de “familienroman” (aile romanı) olarak bilinen bu romanında; buddenbrook ailesinin 1835-1877 yılları arasındaki 4 kuşak boyunca devam eden çöküş sürecine (ve geri dönüşlerle birlikte 1835 öncesine) tanıklık ediyoruz. bu tanıklık yalnızca ailenin yaşadıklarıyla kalmıyor dönemin ekonomik, siyasi ve sosyal koşullarına kadar uzanıyor. klasik ile modern arasında bir köprü olarak da nitelendirebileceğimiz buddenbrooks’ta, thomas mann pek çok otobiyografik izler bırakmıştır ki bu ilk romanlarda sıklıkla rastlanan bir durumdur. örneğin; mann’ın wagner tutkusuna ya da gerçek ismini kullandığı doğum yeri olan, babası johann ve konsül johann’ın benzerliğine hatta tüccar ailenin son üyesi ve sanatçı ruhlu oğlu hanno ile mann arasındaki benzerliğe vs… doğrusu roman için thomas mann’ın gençlik yıllarının bir özetidir diyebiliriz. buddenbrooks’u yazarken mann’ın zorlandığını hatta aralıklarla savaş ve barış’ı, anna karenina’yı okuduğunu, rus ve iskandinav yazarların kendisine yol gösterdiğini kendi hayatını anlattığı lebensabriß’de görmekteyiz. ancak romancılığının yanında eşine az rastlanır bir bilgi birikimine sahip mann bu işin üstesinden kolaylıkla gelecek ve tarihler 1929’u gösterdiğinde nobel komitesinin "başlıca, çağdaş edebi çalışmaların klasiklerinden biri olarak tanınan, fevkalade romanı buddenbrooks sayesinde” sunumuyla nobel ödülünün sahibi olacaktır. mann lübeck’in adını romanda hiç
Edebiyat
BuddenbrooklarThomas Mann · Can Yayınları · 20151,926 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
Değerli Rus yazar Galina Serebyakova'nın Fransız Devriminde Kadınlar isimli kitabı ne bir roman, ne öykü ne de bir öyküler toplamı, yani kısaca bildik anlamda edebi bir eser değildir. Fakat bu aynı zamanda katı metodolojik ve tarihsel yazım tekniğine bağlı bilimsel bir çalışma, tarihi bir inceleme de değildir. Bazıları bu türe kurgusal hikâye, diğerleri ise tarihsel kurgu diyor. Buna ne isim verirsek verelim söz konusu olan gerçek tarihi bir ortamda, gerçek tarihi kişiliklerin biyografileri ama bir tarihçi titizliği ve kesinliği ile değil, sanatsal betimlemelerle yansıtılmıştır. Bu tarzın en bilinen usta bir yazarından söz etmek istersem Avusturyalı yazar Stefan Zweig'ı örnek verebilirim. Sanırım böyle bir türün varlığını kanıtlamak için başka yazarlardan bahsetmeye gerek yok. Elbette her yazar, tarihi biyografileri ya da portreleri ele alırken kendi dünya görüşüne, siyasi bakışına, yazı uslubuna uygun olarak en iyi çözümü bulduğunu düşünür. Ama yine de yazarın kaleminden ortaya çıkan tarihsel ve edebi portrenin özgünlüğünün değeri, sadece sanatsal meziyetlere değil, aynı zamanda sanatçının tasvir ettiği tarihsel döneme ne ölçüde nüfuz edebildiğine, tarihsel gerçekliğe ne ölçüde yaklaşabildiğine, ne ölçüde kavradığına da bağlıdır. Galina Serebryakova, bugüne kadar tarihçilerin, filozofların, sosyologların, sanatçıların söz ve fırçalarının kesintisiz ilgi odağı olan tarihi bir dönemi konu almıştır. 18. yüzyılın Fransız devrimi, modern zamanlar tarihindeki en büyük ve en önemli olaydı. Devrim, feodalizme karşı ezici, yıkıcı bir darbe indirdi, Fransa topraklarını feodal çöplerden, ülkenin kalkınmasına engel olan feodal prangalardan temizledi. Burada Karl Marx'ın şu ünlü sözünü hatırlamamak imkânsız: "On sekizinci yüzyılın Fransız devriminin devasa süpürgesi, geçmiş
Edebiyat
Fransız Devriminde KadınlarGalina Serebryakova · Kor Kitap · 201972 okunma