Umumun kalblerinde yerleştirmek için çok defa muhtelif suretlerde tekrar lâzımdır. Bununla beraber sureten tekrardır, fakat manen herbir âyetin çok manaları, çok faideleri, çok vücuh ve tabakatı vardır. Herbir makamda ayrı bir mana ve faide ve maksadlar için zikrediliyor.
Hızır -aleyhisselâm- da ona şöyle buyurdu:
— İlmi insanlara beyan edip onunla şöhret bulmak için değil, onunla amel etmek için öğren. Zîra ilmiyle amel etmeyenin konuşmasında bir fâide yoktur. — İnsanlara faydalı ol, zararlı olma! Güleryüzlü ol, öfkeli ve ekşi suratlı olma. Faydasız işe yorulma. Acâip bir şey görmeksizin gülme. Günahına pişman olup tevbe edenleri, vaktiyle işlemiş oldukları hatalarından dolayı ayıplama. Hayatta kaldığın müddetçe günahlarına ağla. Bugünün işini yarına bırakma. Dâima varacağın son yeri düşün. Seni alâkadar etmeyen şeylerle meşgul olma. Kendisinden emin olduğun kimsenin seni bir gün korkutacağından emin olma. Seni korkutan kimsenin bir gün seni kendisinden emin kılabileceğini ihtimal dışında görme. Bütün işlerinde zâhirî tedbiri bırakma. Kudretin dâhilinde iyiliği yapmaktan geri kalma.
Sayfa 170·Kitabı okudu
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Giden gitti, olan da oldu, Gönlün gamlanması faide vermez.
Sayfa 452·Kitabı okuyor
Alıntı
Metâ'-ı 'âleme itme mahabbet iy hˇâce Ki sonra fâ’ide itmez sana ziyân irişür
Alâüddîn-i Attâr “rahmetullahi teâlâ aleyh” hazretleri buyurdu ki
(Meşâyıhın kabrlerini ziyâret edene, onları anladığı ve bağlandığı mikdârca fâide hâsıl olur. Onların kabrlerinden, çok fâide alınır. Fekat, rûhlarına bağlanmak, [ya’nî râbıta yapmak] dahâ fâidelidir. Çünki, uzak ve yakın olmanın bunda bir te’sîri yokdur).
Sayfa 480 - Hakîkat Kitâbevi·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Bu köleniz, gaflet uykusuna dalmışdır. Yüzü siyâhdır, kusûrları çokdur, huysuzdur, eline geçen birkaç şeye aldanmışdır. Kavuşmak ve yükselmek düşüncesi ile başı dönmüşdür. Her işi, sâhibine karşı gelmekdir. İyi, fâideli şeyleri yapmaz. Herkes görsün diye süslenir. Allahü teâlânın her ân gördüğü gönlünü yıkmakdadır. Hep gösteriş için çalışmakdadır. Bunun için gönlü, rûhu kararmakdadır. Sözleri, düşüncelerine uymaz. Düşünceleri de hep saçmadır. Bu gaflet uykusundan, bu saçma düşüncelerden ele ne geçebilir? Böyle sözlerin, böyle düşüncelerin ne fâidesi olur? Hep zararda, hep alçalmakdadır. Anlayışı kıt, gitdiği yol bozukdur. Fesâd karışdırır, kötülüklere sebeb olur. Başkalarına zararı çok, kendi günâhları pek çokdur. Ayblardan, kusûrlardan yapılmış bir heykel gibidir. Günâhlar yığınıdır. İyilik olarak yapdıkları bir işe yaramaz, hep atılır. Fâideli ve güzel bildiği işleri hep kötüdür, beğenilmez. (Çok Kur’ân-ı kerîm okuyan vardır ki, Kur’ân-ı kerîm ona la’net eder) hadîs-i şerîfi tam onun hâline uygundur. (Çok oruc tutanlar vardır ki, orucundan eline geçen yalnız açlık ve susuzlukdur) hadîs-i şerîfi onun hâlini göstermekdedir. Bu hâlde olan bir kimseye ve makâmı, derecesi, kemâli böyle olana yazıklar olsun. Onun istigfâr etmesi de, günâhlarından dahâ büyük bir günâhdır. Tevbesi, başka çirkin işlerinden de dahâ çirkindir. Bozuk olan kimsenin her işi de bozuk olur, demişlerdir. Fârisî mısra’ tercemesi: Buğdaydan arpa, arpadan buğday çıkmaz elbet! Onun hastalığı, iliğine, kemiğine işlemişdir. İlâc fâide vermez. Temelinden bozukdur, ta’mîr ile düzelmez. Bir şeyin özünde, yapısında bulunanlar, ondan ayrılmaz. Fârisî mısra’ tercemesi: Habeşden siyâhlık ayrılmaz, çünki kendi rengidir.
Sayfa 18·Kitabı okuyor