Çoğu kez seferde yeniçeriye at verilir, çoğu dönüşte atı satar, parayı onu on bire faize verir. Ocakta sefer zamanında İstanbul'da ihtiyar korucu (polis) adıyla kalan yeniçeriler, zamanla çok artmıştır. II. Selim (1566-1574) zamanında ancak 400 korucu İstanbul'da kalıyordu. Korucu adıyla kalanlar oda beklemez ulûfeyi bırakıp pazarda kazanç peşinde dolaşırlar. Yüksek gündelik, 24 akça verilen koruculuk eskiden yalnız sanat sahiplerine verilirdi. Şimdi, diye yazar ekler, rüşvetle yedekci adıyla İstanbul'da kalanların sayısı iki üç bini bulmuştur. Birçok yeniçeri, beylerin paşaların hizmetindedir. Donanma hizmetine verilen yeniçerilere zifci denir; yedekciler gibi onlar da bu hizmette kalmaz, ocak dışı şahısların hizmetine gider yahut esnafa katılırlar.
Sayfa 145 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Osmanlı politikasını belirlemekte kamuoyunun da, genellikle kabul edildiğinden daha büyük bir etkisi vardır. XVI. yüzyılın ikinci yarısında kapıkulu askeriyle pazar zanaatkârları arasında bir çıkar birliği oluştu. Kapıkullarından birçoğu zanaatkâr ya da tüccâr olmuş, bazıları da paralarını ticarî girişimlere ya da faize yatırmıştı. İstanbul halkı haksız baskılar karşısında ayaklanmaya hazırdı; bu tür karışıklıklar genellikle mâlî ve ekonomik sıkıntı zamanlarında patlak vermiştir. Hükümetin kötü önlemleri sonucu sıkıntıya düşen halk, ulemâyı başlarına alarak harekete meşrû bir görünüm verirdi. 1648'de Sultan İbrahim'in, 1687'de IV. Mehmed'in, 1703'te II. Mustafa'nın, 1730'da III. Ahmed'in ve 1807'de III. Selim'in tahttan indirilmelerine yol açan ayaklanmalar bu türdendir. Halk ayaklanmaları ancak ulemânın işbirliğiyle başarılı olabilirdi. 1651'de, İstanbul halkı yeniçeri cuntası iktidarına karşı ayaklanmıştır. Yasalar reâyanın silâh taşımasını yasakladığından, eyâletlerde köylü ayaklanmaları seyrekti. Köylülerin toprağı bırakıp dağılması, devlete karşı ayaklanmalar kadar kaygı veren bir çeşit eylemsiz direnişti; çünkü bu durum, devlet hazinesini ve timar sipahilerini gelir kaynaklarından yoksun bırakarak devleti güçten düşürürdü. Köylünün topraklarını terk edip dağılmasından, “perâkende" olmasından korkan devlet, zaman zaman köylüyü kayıran önlemler alır, kimi zaman vergileri azaltmaya veya affetmeye mecbur olurdu.
Sayfa 73 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çok önemli ve gözardı edilen bir mesele!
275.) Faiz yiyenler, şeytan çarpmış kimselerin cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar. Bu hal onların "alışveriş tıpkı faiz gibidir'' demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbin'den bir öğüt gelir de faizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun işi Allah'a kalmıştır. Kim tekrar faize dönerse, işte onlar Cehennemliktir, orada devamlı kalırlar. 276.) Allah faizli malın bereketini tüketir. Sadakaları ise bereketlendirir. Allah küfürde ve günahta ısrar eden hiç kimseyi sevmez. 278.) Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Eğer gerçekten inanıyorsanız, halen mevcut faiz alacaklarınızı terkedin. 279. Şayet yapmazsanız, Allah ve Rasulü tarafından açılan savaştan haberiniz olsun. Eğer tevbe edip vazgeçerseniz, sermayeniz sizindir, ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğramış olursunuz. Bakara suresi
Sayfa 319 - İz yayıncılık 2013 (kitap)
1K
Başınız ağrıdığı için hastaneye gidersiniz, film çekilir, tomog-rafi çekilir. Tomografideki radyasyon başka hastalıklara meydan hazırlar. Bir şey bulunamaz, ağrı kesici yazılır. Size iyi gelen ve bır an için sizi rahatlatan ağrı kesici sizin dostunuz oluverir. Hal-buki ağrı kesici sorunu düzeltmemekte, beyninizin ağrıyı algıla-ma kapasitesini düşürmektedir. "Non-steroid anti inflamatuar" adıyla tıp camiasında meşhur olan bu ağrı kesicilerin yan etkileri ise uzun solukta korkunçtur: Midede ülser, karaciğerde yağlan-ma, böbrek yetmezliğine yol açma gibi birçok uzun soluklu yan etkiler... Halbuki sizin başınızın ağrıma sebebi o gün ödemeniz gereken borcu ödeyememenizdi. Karın tokluğuna sizi çalıştıran, ihtiyacınız olmayan şeylere sizi yönlendirip borç altına sokan sonra da faize bir şekilde bulaştırarak kısır döngü içerisinde fare kapanı gibi sıkıştıran küresel efendiler, size şifayı sihirbazların değnekleri gibi başka bir yerde göstererek yıllarca oyalayabil-mektedirler. Çekilen tomografi ile beyninize aldığınız radyasyon belki de ileride ortaya çıkacak beyin tümörünün sebebi olup ol-madığını sorgulamak kimsenin aklına gelmez.
Sayfa 209
Alıntı
"Faiz yiyenler (kabirlerinden), şeytan çarpmış kimse gibi kalkarlar. Bu hâl onların «Alışveriş de faiz gibidir.» demeleri sebebiyledir. Halbuki Allah, alışverişi helâl, fâizi haram kılmıştır. Bundan sonra kime Rabbinden bir öğüt gelir de fâizden vazgeçerse, geçmişte olan kendisinindir ve artık onun hakkındaki hüküm Allah'a aittir. Kim tekrar fâize dönerse, işte onlar Cehennemliktir, orada devamlı kalırlar." (el-Bakara, 275)
Sayfa 60 - Erkam Yayınları, İstanbul - 1434 / 2013·Kitabı okudu
Kur'an-ı Kerim Meali
Bakara/275
"Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alışveriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helâl, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allaha kalmıstır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, iste onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalacaklardır."
Sayfa 52
Alıntı