Ölüm dediği şey şimdiye kadar dizilerde, mangalarda gördüğü bir şeydi; insanın başına gelebilecek ama hep uzakta duran bir ihtimal. Bunun bu kadar yakında, bu kadar tanıdık bir isimle birlikte anılabileceğini o an fark etmişti.
O derginin kapağına -bir kara delik resmine- bakarken, aslında kendine baktığını fark etti. Bir kara deliğe. Can çekişen, kendi içine çöken bir yıldıza.
Avustralyalı felsefeci Peter Singer (1946), önünüzde boğulmakta olan çocuk ile Afrika'da açlıktan ölen çocuk arasında çok da fark olmadığını ileri sürer.