Birinci Tanzimat Dönemi yazarlarından Ahmet Mithat Efendi'nin bu romanı 1890 yılında yayımlanır. Romanı Fransız bir eserden uyarlamıştır. Hatta kendisi "Şu güzelim romanı Fransızca yazılmış bir hikayeyi genişletme ve düzeltme yoluyla hazırladık ve yazdık" der. Ama hangi eser olduğunu belirtmez. Dili sadedir hatta karakterler dahi sadedir.
Yazar romanın ilk bölümüne özgün ve keskin bir başlık koymuştur: Yürek Yutan. Bu giriş bölümünün sonunda bu başlığın neden "Yürek Yutan" olduğunu anlatır, konuya direk girer, okuyucuyu bekletmez.
"Gayet sarp bir dağlık farz ediniz!" giriş cümlesiyle başlar roman ve okuyucuya bu sarp dağlığın yakınında bulunan bir mağara ve bu mağaranın berisinde bir çoban ağılının olduğunu ufak detaylarla anlatır. Yazarın romana bu şekilde girizgah yapmasının neredeyse elle tutulur bir nedeni vardır: Tüm roman boyunca karakterler, bu çoban ağılında ve mağara etrafında dolanmaktadır, oturmaktadır, uzanmaktadır, boğuşulmaktadır, ayaklara kapanmaktadır, tartışılmaktadır, anlaşılmaktadır veya ağaca bağlanmış vaziyette durmaktadır.
Karakterlerin anne, baba, kardeş veya yakınları ile alakalı hiçbir detaya girilmemiştir. Bunun örneği olarak kitapta toplam 5 karakter (ilaveten bir köpek) okuyucuya vakti/sırası geldikçe tanıtılmaktadır ve bu 5 karakter de neredeyse ana karakter denilebilir. Yazar, Dostoyevski gibi karakterler arasında yer almaz, yani anlatıcı yalnızca gözlemcidir. Bahsi geçme sıklığına ve üzerinde yoğunlaşmasına göre tüm bu karakterleri şöyle sıralayabiliriz:
1-Pedro:
Sihirbaz Sastıma'nın sözlerinin tesiriyle büyülenen 20 yaşında iriyarı bir çoban (ayrıca kendisine dev denmesini münasip bulur).
Olay örgüsünde ilk aşamada ağılda uzanan, sabit "düşüncelere dalgın ve duymayan", duyarsa da kaba bir mizacı olan bir portre çizer.
İkinci aşamada