in dubio pro reo

in dubio pro reo
Eğitim: Yurtdışı;Yeminli mütercimlik/hukuk
Hukuk-Yeminli Mütercimlik
Yüksek Lisans
ALMANYA
481 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
5/10
·407 syf.··
2025 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2025 16:09
Bir şey olacak… şimdi olacak… bak şimdi geliyor… yok yine düşünce… yine düşünce… off yine düşünce…” Kitap resmen sabır kaslarımı geliştirdi. Bazı yerlerde dedim ki: “Hocam, suyu arıyorsun da biz burda kahve içip uykuya direnmeye çalışıyoruz!” Adam fikirden fikre koşuyor… Ben sayfadan sayfaya sürünüyorum Tarihi değer mi? Var. Fikir mi? Tonla. Özetle: okurken derin düşünüyorsun sonra başka bir düşünce geliyor sonra tekrar kitaba dönüyorsun sonra yine su yok Sonuç: Tarihi ve ideolojiyi seviyorsanız mükemmel. Benim gibi “araya biraz heyecan, biraz duygu katalım” diyenler için… bu kitap Netflix değil TRT 1 belgeseli kıvamında. Hürmetim sonsuz ama yoruldum sayın Aydemir
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2019 97. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2019 16:11
Suyu Arayan Adam İlber Ortaylı'nın okunmasını tavsiye ettiği kitaplar listemde bulunduğu için okumaya başladığım bu eser Şevket Süreyya Aydemir'in otobiyografik bir eseridir. Birinci cihan harbi ve sonrasındaki Türkiye'yi tanımak, savaşın iç yüzü hakkında bizzat içinde bulunan vatan evladının ağzından dinlemek, o dönemin halkının içinde bulunduğu duygu ve yaşadığı karmaşayı hissetmek, Anadolu'nun garipliğini bakımsızlığını, orayı ilk kez gören birinin ağzından işitmek isterseniz kitaba mutlaka göz atmalısınız derim. Kitabın adını ilk duyduğumda kafamda ciddi ciddi "suyu arayan adam" figürü canlandı. Hani Nuri Bilge Ceylanın "Ahlat Ağacı" filmindeki baba karakteri vardı tarlasında sürekli su arayıp duruyordu ve insanlar tarafından ötekileştiriliyordu. Farklı bir tipti sevgili Dosto'nun şu yeraltı insanlarından biriydi ve ben kendisini çok sevmiştim. Ama Şevket Süreyya Aydemir'in oradaki karakterle pek bir ilgisi yok tabi... Sayın Aydemir Balkan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak 1897 de dünyaya gelmiş. Okuma yazmayı kendisine annesi hanımefendi öğretmiş. Mahalle Mektebi, Askeri Rüştiye, Kuleli Askeri Lisesi ve Edirne Öğretmen Okulu' nu bitirmiş muhterem bir şahsiyet...İki abisini savaşta kaybedince gönüllü olarak savaşa katılmış kendisi (1914-18) ... Savaşa katılabilmek için Anadolu'yu bir uçtan bir uça adımlamış Sayın Aydemir ve o dönemin Anadolu'sunu size resmediyor hem kendi hayretler içinde kalarak hem de sizi bırakarak. Savaş sonrasında ekonomi eğitimi için Moskova' ya gidiyor ve elbette burada kominizmin etkisinden kurtulamıyor. Esasen kitaptan daha çok zevk almak adına Rusya tarihi hakkında bilgi sahibi olmak gerekli Çin tarihi de olsa daha çok iyi olur ama Rusya tarihi şart diyebilirim. Kendisinin "Tek Adam " ve " Enver" isimli
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
10/10
·311 syf.··
2022 22. kitabı
Kitabı okumamış olanlar için spoiler içerir. "Sodom ve Gomore" ismi, Tevrat'ta geçen iki lanetli şehri hatırlatıyor: ahlaksızlık ve yozlaşmanın sembolü olmuş şehirler. Karaosmanoğlu, bu ismi seçerek işgal altındaki İstanbul'un ahlaki çöküşünü, yozlaşmış insan ilişkilerini ve Batılılaşma hayranlığının insanları nasıl yozlaştırdığını vurguluyor. Kitabın ana karakterlerinden Leyla, işgalci askerlerle yakın ilişkiler kurarak, Batılılara özenen, köklerinden kopmuş bir kadın figürü. Kitabın diğer önemli karakteri Necdet ise, milli mücadeleye inanan, vatansever bir genç. Necdet'in Leyla’ya duyduğu aşk, onun ahlaki duruşuyla sürekli bir çatışma içinde. Necdet, Leyla’nın düşman askerleriyle olan ilişkilerinden rahatsızlık duysa da ondan kopamıyor. Leyla’nın temsil ettiği "bozulmuş İstanbul" ile Necdet’in temsil ettiği "direnen Anadolu" arasında bir gerilim var. Bu aşkın, aslında iki zıt dünya arasında gidip gelen bir metafor olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın, okura işgal altındaki İstanbul’da ahlaki değerlerin ne kadar derinden sarsıldığını hissettirmesi çok etkileyici. İstanbul'un Boğaz kıyılarında yapılan partiler, yabancı subaylarla eğlenen kadınlar, aslında toplumun ne kadar büyük bir çöküş içinde olduğunun resmidir. Sodom ve Gomore, işgal altındaki İstanbul’un karanlık yüzünü gözler önüne seren, çürümüşlüğe karşı bir ağıt gibi. Leyla ve Necdet’in aşkı, bir taraftan bireysel bir trajediyi, diğer taraftan ise bir milletin ahlaki uyanışını simgeliyor. Edebi olarak yoğun ama düşündürücü bir okuma arayanlara kesinlikle tavsiye edilir.
Sodom ve GomoreYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 20246,7bin okunma
Büyük yazarları bir de bahçeden okuyalım :)
8/10
·104 syf.··
2020 12. kitabı
Herkesee sevgileeer, selamlaaaar. Nasılsınız güzel insanlar, iyi misiniiiiz? Dilerim iyisinizdir. Bugün huzurlarınıza çok güzel ve çok farklı bir eserle çıkıyorum. Eserimiz adından da anlaşılacağı gibi doğa, bahçe veee bitkilerle ilgili. İçerisinde Niccolò Machiavelli, Raymond Carver, Bertholt Brecht, Sylvia Plath, Émile Zola, Mary Shelley, Pablo Neruda gibi ünlü yazarların bahçeyle ve doğayla ilgili öykü ve sohbet karışımlarını barındırıyor. Açıkçası çok ilginç bulduğum eserlerden biri oldu. İçinde çiçek sepeti yapımı dâhi var ama bu da öyküleştirilerek yapılmış. Bir de eserin yazarı Mark Crick, bu esere özel olarak her bir yazarın içeriğine uygun şekilde ünlü ressamların stilinden etkilenerek kendi çizimlerini aktarmış. Örneğin Albrecht Dürer'in stilinden etkilenip kendi çizimini aktarmış ya da bir başka örnek olarak Edvard Munch'un stilinden etkilenip kendi çizimini aktarmış eserine. Çizimleri de oldukça güzel ve başarılı buldum. İçerikle ilgili fotoğrafları da paylaşım içinde bulabilirsiniz elbette. Minicik bir eser olduğu için bir çırpıda okuyabiliyorsunuz. Bu eser Can Yayınları'nın "Kırkmerak" serisine ait. Açıkçası bu seriden daha çok eser okumak istiyorum. Merak edenler fazla beklemeden okusun diyoruum. Hepinizi çok seviyorum ve iyi ki varsınız güzel insanlar. Kendinize güzel bakın, kitaplarla kalınn...
Edebiyat
Machiavelli'nin BahçesiMark Crick · Can Yayınları · 201341 okunma
Medya zihinsel orgazm yaratmak adına her defasında bir siyasetçiyi, bir ünlüyü, bir tüccarı, hatta başka bir devleti, toplumun önüne atar ve, "Haydi şunu üzerinden biraz gevşeyin," der. Özellikle son zamanda sahte duyar kasma olarak tanımlanan tepkileri daha sık görüyoruz. Yaşamında hiçbir sosyal olaya tepki vermeyen kişilerin en küçük bir dil sürçmesinde bile bir siyasetçiyi, bir akademisyeni, ünlüyü veya dini/milli kimlikli birini nasıl linç ettiğini görebiliyoruz. Duyarlılık ile linç etmeyi karıştırıyoruz. Kaldı ki linç etmek istiyorsak, düzeltme veya özürleri bile yok sayıyoruz.
1000k