Sonuna yaklaştıkça söylenecek şeyler çoğalıyor. Son denen şey soyut bir kavram çünkü. Yarıda bırakmamak için kendi kendine belirlediğin bir bitiş noktası. Oysa o noktaya asla ulaşamayacağını anladığın bir an da geliyor.
İnsan bazı konularda bir seçme yapmak zorunda bırakılmamalıdır bence; karar vermek kaldırılamayacak kadar ağır bir yük olur. Sonunda neyi seçersen seç pişman olacağını, ömrünün sonuna kadar pişmanlık duyacağını bilirsin.
Sen tersini düşünsen bile, gerçeklerin geçerliği çift yönlü değildir her zaman. Bir yere girebilmiş olman oradan çıkabileceğin anlamına gelmez. Giriş kapıları çıkış kapısı olarak kullanılamayabilir, bir dakika önce altından geçtiğin kapıya dönüp baktığında aynı kapıyı yerinde bulacağına güvenemezsin.
Evet, aklıma geldikçe utandığım pek çok şey var. Zaman zaman hayatım pişmanlıklar, yanlış kararlar, düzeltilemeyecek hatalarla dolu gibime geliyor. İnsan geriye bakarsa böyle bir sorun doğuyor. Kendini olduğun gibi görüyor, dehşete kapılıyorsun. Ancak özür dilemek için çok geç artık. Onu biliyorum. Olanları anlatmanın dışında, her şey için çok geç.