Birçoğumuz yeniden çocuklaştık. Bunu yapmak için herhangi bir çaba harcamadığımızı anlamalısın. Bilinçli olarak yapılan bir şey de değil. Ama umut yok olunca, herhangi bir şey umabilme umudu bile yitince, ortaya çıkan boşluğu doldurmak ve ayakta kalabilmek için insan düşlere, çocukça düşüncelere, olmayacak masallara sarılıyor.
Alışkanlıklar da ölümcül sonuçlar doğurur. Herhangi bir şeyle yüzüncü kez bile karşılaşsan daha önce hiç rastlamamış gibi davranman gerekir. Kaç kere karşına çıkarsa çıksın, hep ilk kez görüyormuş gibi bakmalısın. Bunun hemen hemen olanaksız sayılabileceğini biliyorum, ama öyle olması zorunlu. Kesin bir kuraldır bu.
Bir ayağımı öbürünün önüne atıyorum, ardından ikincisini birincisinin önüne koyuyorum, sonra da aynı hareketi bir kez daha yapabilirim herhalde, diyorum. Daha fazlasını düşünmüyorum.
Bakan halkla devinimler içinde bağırıp çağıran gençliğin sınırında şaşalayıp kalmıştı Kenan. Cehennem, cennetle dünyanın sınırı demek!.. Hangi yanda olduğunu bilmeyen bir ben varım!.. Haklı değil Menderes, biliyorum… Bu çocuklar haklı mı? Bakıp duran halk mı haklı? Ben miyim haklı? Değilim biliyorum. Günsel de değil… Ama devinim içinde… Haklılığa gidiyor belki de!..