F.Betül U.

F.Betül U.
@fbetul__u
Beni ben yapan en büyük değerin ve umudumu diri tutanın kitaplar olduğunu anladığımdan beri okuyorum. Kitap sayfam: @cakilkitap
10/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:48
Kalemiyle ilk defa tanıştığım ve aynı zamanda Türkçemizin zenginliklerine, Türk kalemlerin birbirinden farklı ama bir o kadar da güzel oluşuna tekrar şahit olduğum bir öykü kitabı oldu Dostlukların Son Günü Kitaptaki öykülerin uzun bir zaman dilimi içinde yazıldığını, hepsinin de öncelikle Yeni Dergi'de yayınlandığını açıklıyor yazar. Öyküleri bittiğinde de benim de çok sevdiğim Ayşe Şasa'ya okutup onayını alıyormuş. Bu detay beni çok sevindirdi. Öykülerinde olayların akışı içinde fazlaca iç düşüncelere ve hesaplaşmalara yer verilmiş; Eksiltili, yüklemsiz cümlelerin çoğunlukta olması da akışı bozsa da yazarın kendine has yazı biçimini gözler önüne seriyor ve yazarın fikir dünyasına ait pek çok ipucu barındırıyor. Bu akışı bozduğunu söylediğim üslup biçimi kitap ilerledikçe aslında kitabın kendine has dünyasının bu olduğunu ve o dünyanın da bir süre sonra güzel olduğunu anlıyorsunuz. Öykülerinde genelde baş kahraman Ahmet olarak verilmiş, ilk ağızdan anlatım olduğu için aslında kendisine Ahmet ismi vermiş sayılabilir. Bunun sebebini de merak etmişken, sorularım kitabın sonundaki "Kitaptan Sonra" başlığı adı altında cevaplanmış oldu. Öykülerinde baş kahramanın Ahmet oluşu ama bu Ahmet'lerin hepsinin birbirinden farklı oluşunu yazar Selim İleri; algıların zamanın sınırları ile bitişik olduğunu ama uzaklaştıkça görünümün de değiştiğini dile getirir. Birçok ayrı Kemal'in, aynı kişi olan Kemal'in farklı değetlendirilişi ve birbirine çelişik durumda oluşunu da bu düşünce yapısından kaynaklı oluşturur. Kitabı okurken aklıma kazınan bir başka soru da, öykülerinin ne kadar gerçeklik barındırdığı idi. Bu da yine kitabın son kısmında cevaplandı; yazar öykülerinin gerçek yaşamından izdüşümler taşısa da salt olarak kendi gerçekliğini, yaşanmışlığını anlamadığını dile
Edebiyat
Dostlukların Son GünüSelim İleri · Everest Yayınları · 2019412 okunma
Reklam
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 07:55
Her okuduğum tarihi romanda bıkmadan usanmadan neden tarihi roman okuduğumu açıklamak istiyorum. Bu belki de her okuduğum tarihi romanda neden bu satırlarda gezdiğimi bir kere daha anladığım içindir. Belki de milletimizin tarihini karış karış bilmek istediğim içindir. Ve Tepedeki Çınar kitabı... Bilmediğim zamanların görmediğim caddelerin, binmediğim gemilerin ve tatmadığım asla tatmak istemeyeceğim acıların, hüzünlerin hikayesi... Lozan Mübadele Kararı'yla bastığı toprakları yerinden oynayanların, tüm yarım kalmışlığını dile getiremeyenlerin, sandığa doldurulmak istenen acıların asla sığamayışının romanı, daha doğrusu acısı. Satırlarında gezerken duygularımın ayyuka çıkmasından ötürü 'bu kitabın, bu gerçekliğin yorumu nasıl yapılır?' diye sorguladığım nadir kitaplardan biri Tepedeki Çınar. Zaten gerçekler yoruma açık değildir gerçekler yalnızca gerçektir. Bu kitap da gerçeklerin, üstü örtülmeye çalışılan gerçeklerin babasının manevi mirasının peşinde koşan Ali ile gün yüzüne çıkan bir trajedinin romanı. Roman deyince kitaba ayıp ediyormuşum gibi hissediyorum. Ama yaşanmışlıklar yaşattıklarından utanmıyor, zaman geçse de çıkıyor her türlü. Şu an kuru bir edebiyat yapmıyorum aslında kitabı anlatıyorum. Bunu ancak kitabın son sayfasını çevirenler anlayacak. Ali, Mustafa Baba, İhsan, Rıza, Bahar, Gülcemal vapuru, hiç tanışılmayan bir anne ve o tepedeki çınar... Tüm okurları gölgesinde oturtup yaşananları bir film şeridi gibi izletiyor adeta... Bu kitaba dair düşüncelerimi duygularımı uzun uzun yazarım ama bence vakit kaybetmeden okumanız, o satırlarda kendi duygularınız ile baş başa kalmanız daha mühim. Tavsiyeden çok daha fazlasını rica edeceğim size, lüfen herkes bu kitabı okusun ve herkese okuttursun.
Edebiyat & Roman
Tepedeki ÇınarYasemin Doğan · Mona Kitap · 20256 okunma
10/10
·226 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 12:06
Alexandre Dumas, kalemi ile ilk defa tanıştığım ve klasiklerde alışık olduğum Rus edebiyatı klasik üslubu yerine Fransız edebiyatı üslubunun apayrı bir tat veren satırları ile asla son kitabı olmayacağına inandığım bir yazar oldu. Siyah Lale, 1600'lerde Hollanda'da düzenlenen siyah lale yetiştirme yarışması sürecinde meydana gelen olayların; özgürlüğün, inancın, aşkın, gayretin vb. duyguların ise en ince ayrıntısına kadar işlendiği bir romandır. Ama ne roman Kitapta bulunan "Niyet insanın ne yapacağını gösterir." alıntısı kitabın tam da ortasına ışık tutar nitelikte. İnsanın niyeti ne ise hayatta attığı tüm adımlar o niyet doğrultusunda gideceği yere götürüyor insanı. Kitapta da karakterler arası farklılıklar, yaşam biçimi olarak farklılıklar bu düşünce ışığında net bir biçimde ortaya koyulmuş. Oldukça akıcı, sade olduğu kadar da edebi cümleler, merak döngüsü içinde ilerleyen sürüvenler ve çok daha fazlası bu kitabın içinde mevcut. Bir klasikten daha fazlası olduğuna inandığım bu kitabı okuyun, okutturun diyorum, herkese tavsiye ediyorum. Alıntılar: : "Kötülük insan ruhunu ele geçirdiğinde çok hızlı yol alıyordu." : "Felsefeye göre, soylu yürekler en büyük felaketlerde bile inanılmaz olanaklara kavuşabilirlerdi."
1000Kitap
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
10/10
·255 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 23:13
Dram içeren kitaplar, özellikle uzak durmaya çalıştığım kitaplardır. Belki de acılara bile bile yürümek istemediğimdendir. Bir istisna ve her daim bende istisna Bir kitap olarak kalacak olan,bir İntihar Çok Ölüm kitabı dram içerikli bir kitap olmasına rağmen içinde taşıdığı gerçeklikler karşısında sağlam durmayı gerektirecek nitelikte. Ve bu sağlam durma düşüncesi satırlara acı noktasından değil, gerçekliğin vermiş olduğu güç ile bakmamı sağladı. Tezat mı derseniz evet tezat. Ki hayat da tüm tezatlıkların ortasında ahenk içinde kalabilmeyi gerektirmiyor mu zaten? Kitap, iç içe geçmiş halkaların içinden geçe geçe oluşturulmuş bir kurguya sahip. Okudukça hayranlıkla karışık bir şaşkınlık yaşadığımı açıkça söyleyebilirim. Kurguya dair tek bir şey söylersem bile tüm sırrı ifşa edeceğimi hissediyorum. O yüzden kurguya dair detayları okuyucuya bırakıyorum Kitapta bazı cümleler kitabın kurgusu içinde sadece bir olaya işaret etse bile, aslında hayatın tam ortasından kopup gelen bambaşka bir noktalara değiniyor olması, içinde o soyutluğu barındırıyor olması gönlü oldukça hoş tutan bir nüans. Bazen gözyaşı dökmek bile üzülmek için basit kalabiliyor, öyle ki bu kitapta satırlar arasında gezinirken üzüntüden gözyaşımın akmadığı durumlar ile karşılaştım. Bu duruma Yazarımızın söyleşide tabiri caizse söylediği gibi; gördüğümüzün aksine yaşanılan çok farklı hayatlar var." Bu kitap, uğruna uykusuz kaldığım hatta uykudan deli gibi okuma isteğiyle uyanıp okuduğum bir kitap oldu. Daha fazla söze ne hacet? Okuyun, okutturun, Esra Kahya'nın kaleminden biraz görünmeyenlerin, pürüzsüz gerçekliğin ve çokça edebiyatın satırlarına kavuşun diyorum.
1000Kitap
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026486 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 02:54
Bazı kitaplar kapağından itibaren insanı satır aralarına sürükler ya, İvaz kitabı da tam olarak öyle bir kitap. Çıkmasını heyecanla bekledim ve yazarımız sayesinde de o cümlelerin arasında kayboldum İvaz; aslında bir kitaptan daha fazlası idi. Türkiye tarihinin yaşanmış olaylar silsilesinin içinde bir gazeteci ve yazarın hikayesini konu alan bir romandır. Kitaptan daha fazlası dememin sebebi ise kurgu ile gerçek tarihin iç içe geçmesinden kaynaklıdır. İlk defa bir kitapta gazetecinin gözlüğünü takıp yaşama, olaylara o gözlük çerçevesinden baktım ve bambaşka dünyaların kapısını araladı. Bu aralanan kapıda anlatılanlar bir yaşamöyküsünden mi ibaret yoksa üstü örtülmüş bir gerçekliğin itirafından oluşan bir yeni dünya mı olduğu sorusunun cevabını okuyucuya bırakmak istiyorum. Yazarımızın okuduğum 3. Kitabı olmasına rağmen okuduğum her kitabı başka türde olmasından ötürü her kitabında yazarımızın başka bir yönünü, başka bir kalemini gördüm. Bu sanılanın aksine benim için iyi bir çeşitlilikti. Çünkü aslında bazı çeşitlilikler, içinde tekdüzeliği barındırır. Yazarımızın samimi ruh dünyası da tüm kitaplarının tekdüzeliği. Ki her tekdüzelik böyle olsa keşke dedirtiyor insana. Roman tahlillerinde eğer kurguyu açıklarsam kitabın büyüsünün kaybolduğuna inanıyorum bu yüzden içerikten ziyade bende oluşturan duyguları belirtmeyi tercih ediyorum. Bu kitapta da olaylar silsilesi bir ordan bir oraya geçtiği için sizler satırlarda o büyüyü kendiniz bulun istiyorum. O hâlde herkese çokça tavsiye ediyorum. ~ Alıntılar ~ : "Hayatımdaki dalgalanmalar, bir bakıma yaşamın tekdüzende, aynı ritmde akamayacağını öğretiyordu bana. Her iniş çıkış insanı biraz daha şekillendiriyor, taş gibi aşındırıyor ve bizi bambaşka bir forma dönüştürüyordu. Yaşamın kendi diliyle konuşmasıydı bu bir
Edebiyat
İvazAyşegül Banu Şahin · DLS Yayınları · 202512 okunma
Reklam