Şu ya da bu şekilde, dünyadaki halkların tümü bir karışıklık yaşıyor. Zengin ya da yoksul, küstah ya da uysal, işgalciler, işgal altındakiler, kısacası hepimiz aynı dayanıksız sala binmişiz, hep birlikte suya gömülmek üzereyiz. Gelgelelim, yükselen denizi hiç dert etmeden birbirimize sövüp saymayı, kavga etmeyi sürdürüyoruz. Bize doğru yükselirken, önce düşmanlarımızı boğarsa, bu yıkıcı dalgayı alkışlayabiliriz bile.
"Dolara ve sente değil insana önem veren, bütün o ekonomik büyüme ve dünya imparatorluğu olma tantanasını aç bir gecekondu bebesinin incecik ağlamasına değişmeyen büyük canlarla temas içindeydim."
"Daha eskimedi o gün giydiği pabuçlar babamın tabutu ardında yürürken, Niobe gibi, iki gözü iki çeşme... Nasıl olur, o kadın, evet aynı kadın
-Tanrım, beyinsiz bir hayvan bile daha fazla acı çekerdi- amcamla evleniyor."
"Başımda ya da yüreğimde küçük bir şişlik büyüyordu sanki; bu evde görüp tanık olduğum her şey, kışın ağır ağır yol alan bir atlı araba katarı gibi gövdemin içinden... beni çiğneyerek,ezerek, yok ederek geçip gidiyor gibiydi."