Friedrich Nietzsche
Benim değerlerim için görüş açıları: Bolluktan mı, yoksa istekten mi?— İnsan seyrediyor mu, yoksa el mi uzatıyor?— Ya da yüzünü başka bir tarafa mı çeviriyor, yoksa çekip gidiyor mu?— Depolanan enerjiden dolayı “kendiliğinden” mi, yoksa sadece tepki olarak mı uyarılmış ve tahrik edilmiş? Unsur eksikliğinden dolayı basit mi, yoksa gerekli oldukları zaman zorla hizmete alınmalarını sağlayacak şekilde birçoğu üzerindeki boğucu hakimiyetten dolayı mı?— Bir problem mi, yoksa bir çözüm mü?— Küçük bir görevle mükemmel mi, yoksa olağandışı bir hedefle kusurlu mu? Özgün mü, yoksa sadece bir aktör mü; bir aktör olarak özgün mü, yoksa sadece bir aktörün kopyası mı; bir “temsilci” mi, yoksa temsil ettiği şey mi? Bir “şahsiyet” mi, yoksa sadece şahsiyetlerin bir buluşması mı— Hastalıktan dolayı mı, yoksa aşırı sağlıktan dolayı mı hasta? Bir çoban olarak mı, yoksa bir istisna olarak mı (üçüncü tür: Kaçak olarak mı) ilerliyor? Saygınlığa mı ihtiyaç duyuyor, yoksa bir “soytarı” olmaya mı? Direniş mi arıyor, yoksa direnişten mi sakınıyor? “Fazla erken” olmaktan dolayı mı, yoksa “fazla geç” olmaktan dolayı mı kusurlu? Doğasından dolayı mı Evet ya da Hayır diyor, yoksa birçok renkten oluşan bir tavuskuşu kuyruğu mu? Kendini beğenmişliğinden bile utanç duymayacak kadar kibirli mi? Hâlâ vicdanın ısırmasına kulak asabiliyor mu? (— Bu türler gittikçe nadirleşiyor: Vicdanın eskiden çiğneyecek birçok şeyi vardı: Şu anda dişlerini kaybetmiş gibi mi görünüyor?) Hâlâ bir “görevi” yerine getirebiliyor mu? (— Görevleri ellerinden alınsa, hayattan aldıkları bütün hazzı kaybedecek olanlar vardır— özellikle de kadınsı olanlar, doğuştan kullar).
Felsefe
Friedrich Nietzsche
Öz oluşumun tipik biçimleri. Ya da: Sekiz temel soru. İnsan daha çok çeşitli mi, yoksa daha basit mi olmak ister? İnsan daha mı mutlu olmak, yoksa mutluluğa ve mutsuzluğa karşı daha mı kayıtsız olmak ister? İnsan kendisiyle daha hoşnut hale mi gelmek ister, yoksa daha titiz ve amansız hale mi gelmek ister? İnsan daha yumuşak, daha teslimiyetçi, daha insancıl mı, yoksa daha “insancıllıktan uzak” hale mi gelmek ister? İnsan daha sağgörülü mü, yoksa daha merhametsiz hale mi gelmek ister? İnsan bir hedefe ulaşmak mı ister, yoksa bütün hedeflerden kaçınmak mı (örneğin, her hedefte bir sınırlama, bir kuytu köşe, bir hapishane, bir aptallık kokusu sezen filozof gibi)? İnsan daha fazla saygı mı görmek, yoksa korku mu salmak ister? Ya da daha fazla hor mu görülmek ister? İnsan bir zorba veya baştan çıkartıcı mı, yoksa bir çoban veya sürü hayvanı mı olmak ister?
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Friedrich Nietzsche
Bir Don Juan, cehenneme gönderilmişti; bu çok naiftir. Cennetin bütün ilginç insanlardan yoksun olduğuna dikkat ettiniz mi?— Sadece kurtuluşlarını en iyi nerede bulacaklarına dair, kadınlara yapılan imalı bir dokundurma— “Büyük insanın” ne olduğuna biraz tutarlılıkla, hatta derinleştirilmiş bir görüşle yansıttığımızda, kilisenin bütün “büyük insanları” cehenneme gönderdiğine dair hiçbir kuşku kalmaz— “İnsanlığın bütün büyüklüklerine” karşı savaşmaktadır. 872 (1884) Bir insanın haksız yere benimsediği haklar, kendi üzerine yüklediği görevler, kendini eşit hissettiği görevlere bağıntılıdır. İnsanların büyük birçoğunluğu varolma hakkına sahip değildirler; daha yüce insanlar için bir talihsizliktirler. 873 (1884) Egoizmin yanlış anlaşılması— Ne fethetme zevki ve büyük aşkın doymazlığı, ne alt edilmek isteyen, zorlanmak isteyen, kalbine girilmesini isteyen taşkın güç duygusu hakkında hiçbir şey bilmeyen olağan mizaçlar açısından— sanatçının malzemesiyle bağıntılı dürtüsüdür. Çoğu zaman hareket alanı arayan sadece harekete meraklı olmaktır. Olağan “egoizmde”, kendini korumak isteyen tam olarak “ego-suzluk”, derinden ortalama olan yaratık, insan türüdür; daha nadir, daha ince ve daha az sayıda olan ortalama insanlar bunu fark ettiklerinde, bu onları kızdırır. Çünkü onlar şöyle hüküm verirler: “Biz daha asiliz! Bizim korunmamız, şu sığırların korunmasından daha önemlidir!” 874 (1884) Hükümdarların ve hükmeden sınıfların dejenerasyonu, tarihteki en büyük talihsizliklerin nedeni olmuştur! Romalı Sezarlar ve Roma toplumu olmadan, Hıristiyanlığın deliliği hiçbir zaman güç kazanamazdı. Daha düşük seviyede insanlar, daha yüce insanların olup olmadığına dair kuşkuya düşmeye başladıklarında, tehlike büyük demektir! Ve sonunda daha düşük seviyede olanlar ve buyruk altındakiler,
Felsefe
"Yürek mi, can mı, ne derseniz deyin, oramdan sokulmuşum, sokan da felsefe yılanı."
Sayfa 64 - Apollodoros- Bir Arkadaş·Kitabı okuyor
...daima yapacak bir şeyler vardır. İnsanı mutlu eder mi bu? Muhtemelen, tam da mutsuz olmayı insan olmanın bir im­kânı olarak kabullenirseniz, evet.
Felsefe
Ağrıkesicilerin dindirici etkisi olur ama bütün ağrıkesici cephaneliklerini toplasanız bile, acıların her daim olmasını engelleyemezsiniz. Lakin acıları anlamlandırma biçimi değiştirilebilir. Hazzı hissedilebilir kılan zıtlık deneyimini sağlamaz mı acılar?
Felsefe