Eğer ölüm herkes için olağan ve meşru bir sondan ibaretse insanların ölmelerine engel olmak niye? Bir tüccarın ya da memurun fazladan beş, on yıl yaşamasının kime ne faydası var? Tıbbın gayesini, ilaçların acıları hafifletmesi olarak görürseniz kaçınılmaz olarak ortaya şu soru çıkar: Acıları hafifletmenin amacı nedir? İlk olarak, acıların insanı kusursuzluğa götürdüğü söylenir. İkinci olarak ise, eğer insanoğlu acılarını haplarla ve damlalarla hafifletebileceğini öğrenirse, bugüne kadar onları hem her türlü kötülükten koruyan hem de onlara mutluluk bahşeden dini ve felsefeyi tümüyle terk edebilir. Ölüm döşeğindeki Puşkin korkunç acılara maruz kalmış, zavallı Heine birkaç yıl felçli yaşamıştı. Peki acı çekmedikleri takdirde bir amip gibi bomboş ve anlamsız bir yaşam sürdürecek olan falanca Andrey Yefimıç ya da filanca Matryona Savişna'nın hasta olmasına engel olmak niye?
O halde söylenmesi gereken nedir? Sadece ve sadece şu: Felsefe bölümünden mezun Antilli bir genç, sırf derisinin renginden ötürü öğretmenlik sertifikasına başvurmayı reddettiği zaman, ona derim ki, felsefe kimseyi kurtarmamıştır şimdiye kadar. Biri kalkıp da bana Siyah adamın en az Beyaz adam kadar zeki olduğunu kanıtlamaya çalıştığı zaman, ona derim ki, zekâ kimseyi kurtarmamıştır şimdiye kadar. Evet, böyle derim, çünkü zekâya ve felsefeye insanların eşitliğini kanıtlamak için başvurulacaksa eğer, onlara insanların imhasını meşrulaştırıcı silahlar olarak da sık sık başvurulduğu unutulmamalıdır asla.
Maximus'tan kendime hakim olmayı ve hiçbir şeye göre şekillenmemeyi; hem bütün zor durumlarda hem de hastalıklarda iyi kalpliliği; hem teskin edici hem de ağırbaşlı, ılımlı bir mizaca sahip olmayı; yorulmak nedir bilmeden görevlerimin üstesinden gelmeyi; söylediğim sözleri düşünerek söylediğim, yaptığım işleri de kötü yapmadığım konusunda herkesin güvenini kazanmayı öğrendim.
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
“Bütün iyi insanlar zayıftır: iyidirler, çünkü kötü olamayacak kadar zayıftırlar” — dedi Baker’e Latuka kabile reisi Comorro.
“Yüreksizler, şanssızlık nedir bilmezler” — diyor Rus bir atasözü.
356
(1887-1888)
Alçakgönüllü, gayretli, yardımsever, ılımlı: insanların böyle olmasını mı istersin? İyi insanın? Bana göre ise bu sadece ideal bir köledir, geleceğin kölesidir.
357
(Bahar-Güz 1887)
Köleliğin metamorfozu: din kisvesi altında gizlenmesi; ahlaklılıkla yüce bir nitelik kazanması.
358
(1887-1888)
İdeal köle (“iyi insan”). — Kendini hedef olarak belirleyemeyen, kendisi için hiçbir hedef belirleyemeyen insan özgeciliğe onur ihsan eyler — içgüdüsel olarak. Her şeyi O’nu buna iten sağgörülülüğü, deneyimi, kibri. Hatta inanç bile özgeciliğin bir biçimidir.
Eğer ölüm herkes için olağan ve meşru bir sondan ibaretse insanların ölmelerine engel olmak niye? Tıbbın gayesini, ilaçların acıları hafifletmesi olarak görürseniz kaçınılmaz olarak ortaya şu soru çıkar: Acıları hafifletmenin amacı nedir? İlk olarak, acıların insanı kusursuzluğa götürdüğü söylenir. İkinci olarak ise, eğer insanoğlu acılarını haplarla ve damlalarla hafifletebileceğini öğrenirse, bugüne kadar onları hem her türlü kötülükten koruyan hem de onlara mutluluk bahşeden dini ve felsefeyi tümüyle terk edebilir.