Ders kitabım ve ödevimi yaptığım kitap olduğundan dolayı mı bilmiyorum (ödevi de çok daha basit bir şekilde yaptım sonunda zaten okuyup eziyet çekmeye gerek yokmuş )ama ben hayatımda bi kitabı okurken hiç bu kadar ızdırap çektiğimi hatırlamıyorum . Bunda felsefe sevmememin de etkisi büyük fakat yazım dili öylesine ağır ki bir cümleyi anlamak için 3 kere okumaya çalıştım her seferinde. Uzunca bir süre sevgili Nel Noddings beyefendinin herhangi bir eğitim kitabını görmek istemiyorum, uykularımı kaçıran bir yazım dili var...
Eğitim FelsefesiNel Noddings · Nobel Akademik Yayıncılık · 201628 okunma
Şeffaflık Toplumu Üzerine İnceleme
10/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2025 2. kitabı
Spoiler vardır! “Dijital panoptikonun sakinleriyse canlı bir iletişime girer ve kendi arzularıyla her şeylerini açık ederler.” Kitap çeşitli toplum biçimlerinin incelendiği dokuz bölümden oluşuyor: Olumluluk Toplumu, Teşhircilik Toplumu, Apaçıklık Toplumu, Porno Toplumu, İvme Toplumu, Teklifsizlik Toplumu, Enformasyon Toplumu, İfşa Toplumu ve Kontrol Toplumu. Bu dokuz bölüm adeta birbirlerini gerektiren ve devam eden süreçte hepsi kontrol toplumunun bir ögesi görüntüsünü sunmaktadır. İncelemede de her paragraf ayrımı her toplumu ayrı olarak inceleyen kitap alıntıları ve kendi fikirlerimden oluşmaktadır. Çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan her şeyi olumlama ve ardından bunun bir ur haline dönüşerek kendi şiddetini oluşturması kitaba sirayet etmiş durumdadır. “Şiddetin Topolojisi” kitabında bu şiddeti ve olumlamanın ur haline dönmesini açıklayan Byung-Chul Han bu kitabında ilk kitabındaki bilgilere sert bir şekilde ihtiyaç duyurmayan bir anlatıma sahip olmasına rağmen ilk kitabı okumak tabii ki de bir artı sağlamaktadır. Çağın hastalıklarını kendi çağının içerisinde tanımlayarak baykuşun gündüz öttüğünü de gösteren Chul-Han bu kitabında teşhirciliği en açık biçimiyle yüzümüze çarpmaktadır. “Şeffaflık toplumu aynının cehennemidir…Hizaya getirmenin yeni adı: Şeffaflık.” Şeffaflık toplumu bir olumlamayı beraberinde getiren, ötekini kaldırdıktan sonra oluşan boşluğu enformasyonla doldurmaya çalışan ve hiper-iletişim ve hiper-enformasyonu oluşturmak için her şeyi aynılaştıran bir bir cehennemdir. Kültürler ve dile yerleşik olan ifadeler dışlanır, böylece herkes ve her şey birbirine benzer. İnsanın içinde dahi olan gizliliği bir şeffaflık isteği -ilerleyen zamanlarda etik bir sorumluluk olarak kontrol toplumunu oluşturan Rousseou’nun bir ödevi olmaktadır- doğrultusunda
Felsefe-Düşünce
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,330 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
Yazar Taylor Jenkins Reid 'dan okuduğum ilk kitaptı, doğrusu bu kadar etkileyici bir kitapla karşılaşmayı beklemiyordum... Tenisi çok seven bir insanım ve ilk olarak çekici olan bu temayı taşıması oldu. Tenis izlemeyi sevdiğim için kitapta anlatılanları gözümün önüne getirmek daha kolay oldu, bilemiyorum ama tenise hakim olmayan biri için tam olarak düşünmek zor olabilir gibime geldi... Tenis haricinde bir sporcunun, spor baskısı, medya baskısı, diğer sporcularla ilişkileri ve nihayet kişisel yaşamı tamamen hayal edebileceğimiz gibi anlatıyor. Yazar, hikâyeyi anlatırken süslü bir anlatım yapmaya veya felsefe kasmaya çalışmıyor -ki bence en doğrusunu yapmış-. Bana göre, roman yazarının en önemli görevi romanı yazarken anlatmak istediği konuda gerekli hazırlığı baştan yapmış olması ve okuyucuya da bunu hissettirmesi. Yazarımız bunu başarmış işte. Hazırlığı ne kadar sürmüştür bilmiyorum ama kitabın tamamında bunu hissediyoruz. Sporcu karakterini yaratırken, babası ile ilgili detayları belirlerken veya diğer konularda... Bu hissiyatı okuyucuya veriyor, Carrie Soto 'nun Serena Williams - Steffi Graf - Monica Seles 'ten esinlendiği yazılmış inceleyenler tarafından. Roman yazarının bir diğer önemli ödevi de kitabın başından sonuna kadar aynı ciddiyeti korumak diye düşünüyorum... İsim vermeyeyim ama ne yazık ki bazı yazarlarda bu olmuyor, yazdıkları kitaplarda bir kırılma noktası oluyor ve o noktada karakterle birlikte yazarın da kırıldığını hissediyoruz, yazarlık ciddiyetini sona götürmeyi başaramıyor. Jenkins Reid ise baştan sona ciddiyetini korumuş yazar olarak. Kitapla ilgili elbette ki "şöyle olsa daha iyi olabilirdi" gibi yorumlar yapılabilir ama bence bu haliyle dört dörtlük bir kitap.
Carrie Soto Geri DöndüTaylor Jenkins Reid · Yabancı Yayınları · 2024214 okunma
Hersey bir soruyla degisebilir
9/10
·559 syf.··
2025 211. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2025 12:16
Bu kitabi okurken kendi ogrencilik yilllarima gittim. Katolik lisesinde aldigimiz din dersleri aslinda Hristiyanlik anlatmaktan cok felsefe ve sosyoloji uzerine dusunduruyordu. Bir gun hocamiz "Ben kimim?" sorusu uzerine kendimizi anlatmamiz icin uzun bir sunum odevi vermisti. O odev, 15 yasindaki kendimi fark edisim ve cevreme yeni bir gozle bakmamin baslangici olmustu. 14 yasindaki Sofie'nin gizemli mektuplar alip "Sen kimsin?" sorusunun pesinden gitmesi, okurken bana o gunleri hatirlatti. Kitap, Bati Felsefesini bir hikayeyle tanitiyor, bu da okumayi keyifli hale getiriyor. Buyumenin/gelismenin en onemli kismi kendini tanimak ve etrafi farkli bir gozle gorebilmektir. Sofie'nin Dunyasi, bunu unutan herkes icin bir hatirlatici. #tavsiyekitaplar listesine bir yenisi eklendi!
Sofie'nin DünyasıJostein Gaarder · Pan Yayıncılık · 202043,6bin okunma
10/10
·142 syf.·
Beğendi
·
2025 18. kitabı
#HasretindenPrangalarEskittim #AhmedArif Yıllardır şiir okumamıştım. Yeğenimin ödevi için, sevgi temalı şiir ararken bu kitabı buldum hazır elime almışken de yeniden okudum. İyi geldi şiirler, ara da okuyayım. Ahmed Arif 21 Nisan 1927'de Diyarbakır 'da doğmuş. Ortaöğrenimini Afyon Lisesi'nde tamamlamış. Dil Tarih Coğrafya Fakültesi' nde felsefe eğitimi alırken, iki kez tutuklandığı için öğrenimini yarım bırakmış. Küçük yaşlarda şiir yazmaya başlamıştır. Çeşitli dergilerde şiirleri yayınlanmıştır. Nazım Hikmet çizgisinde deseler de, Nazım kentleri, Ahmed Arif dağları yazmıştır. İlk ve tek kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim 1968 ' de basılmış. Kitapta on dokuz şiir bulunmakta. Kitabın sonunda ise Cemal Süreya, Yılmaz Odabaşı, Nedret Gürcan ve Yılmaz Gruda' nın şair için yazdıkları bulunmakta. Şiir severlerin mutlaka okumasını tavsiye ederim. Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlık gece, Can garip, can suskun, can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni...
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Everest Yayınları · 200348bin okunma
Puan vermedi·517 syf.··
2024 8. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2024 19:30
‘’Aşktan, paradan, şöhretten ziyade hakikati verin bana.” Henry David Thoreau MARTİN EDEN Ele avuca sığmayan, uçarı, sokak jargonuyla konuşan maceraperest bir denizcidir. 1876 yılında San Francisco’da doğan Jack London bu eseri 33 yaşındayken yazmış. Aslında Martin Eden kendisidir. Bu kitap sadece bir sınıf ayrımını anlatmıyor özünde felsefe, edebiyat, sosyoloji gibi birçok alanı barındırıyor. Martin ruhani bir güzellik olarak gördüğü, sarı saçlı, narin, güzeller güzeli Ruth ile tanışır. Ruth ve ailesi burjuva sınıfından, üst tabakadan gelir. Martin ise beş parasız bir denizci, işçi sınıfındandır. Martin, imkansız da olsa Ruth’un büyüsüne kapılır ve kıza aşık olur. Ruth romanda pek sevilmeyecek, antipatik bir karakter olarak görülebilir. Ailesi ve kendi soyluluğu onun için çok kıymetli. İlerleyen zamanlarda o da Martin’i sevdiğini ifade etse de ben buna inanmıyorum. Ruth Martin’i değil, onun ona olan ilgisini, aşkını ve adanmışlığını seviyordu. Martin aşkı için resmen kendini tam anlamıyla kızın kollarına bıraktı. Ruth için değişmeye hazırdı. Çok sinir bozucu şekilde sürekli Martin’ i düzeltiyordu, kelimeleri sokak diliydi Martin’in. Ama Ruth onu eğitmeye başlamıştı ve Martin bu durumdan pek hoşnuttu. Burada Jack London’ın gerçek hayatta kendisine İngilizce dersleri veren Mabel adında bir kızdır Ruth. Jack de tıpkı Martin gibi maceraperest bir denizciydi, küçükken gazete dağıtırken ilk gençlik yıllarında deniz korsanlığı yapmış. Martin Eden kitabında geçmişte iskorbüt hastalığına yakalandığından bahseder. Jack London da geçmişte bu hastalığa yakalanmış. Ruth tam anlamıyla toplumsal hayatta süperegonun vücut bulmuş hali de diyebiliriz. Sürekli ailesi ve burjuva toplumuna yakışır olmak onun ödevi gibiydi. Martin ona çok cazip geliyordu. Çünkü cahil bir adamın bu
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma