Bu kitap bize bu anlamsız hayattan kurtulmak yani intihar etmek bir çözüm mü, değilse nasıl yaşanmalı onun cevabını veriyor. İntihar: yaşamın bizi aştığı, her gün yaşanılan çırpınmanın ve acı çekmenin anlamsızlığının göstergesi. Bir de kitapta sıkça kullanılan "uyumsuz" ifadesi var. Bu ifade kelime anlamı olarak usdışı, mantık dışı olarak verilmiş. Bunu da daha detaylı inceleyeceğim.
Kitabın asıl amacı intihar uyumsuz için ne kadar bir çözümdür ve intihar düşüncesini hiçbir duyguya yer vermeden sadece us ile ulaşmak mümkün müdür onu anlatmak.
UYUMSUZ
" Tüm büyük eylemlerin, tüm büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır." diye geçiyor kitapta. Uyumsuz düşüncesi basit kaygıdan doğar. Günlük hayatın anlamsızlığının fark edilmesi, sabah işe git, yemek ye, trafik çek, eve git falan hep aynı şeyleri neden yapıyoruz diye sormakla başlayabilir. Bu bilinçsiz sorgulama beraberinde bir bıkkınlık getirir. Bu bıkkınlık makinemsi yaşamın sonundadır, bilinç hareketlerinin başındadır. Sonrası bilinçsiz olarak rutine geri dönüş veya kesin uyanıştır.
Ne düşünüyorsun sorusuna verilen samimi bir "hiç" cevabı da uyumsuzluğun ilk belirtisi olarak gözükebilir.
İnsan sürekli yarınlara güvenip yaşar ve ona göre planlar kurar. Param olsun şunu yapacağım, şuraya gideceğim tarzı. Ancak o zamanlara gelince yaşlandığı fark etmesiyle bir hayal kırıklığı duyar. Etin başkaldırışı da uyumsuzdur.
Uyumsuz karşılaştırmadan doğar. Tek başına anlamsızdır. Bu karşılaştırma insanın bu anlam arayışı karşısında dünyanın sessizliği uyumsuz olarak tanımlanır. İnsan us ile olgulara ulaşabilir. Bir kayaya dokunabilir, çimenleri hissedebilir veya evrenin yasalarını öğrenebilir. Ancak bizim cevabını aradığımız bütün bunların bizim için anlamı ne? Bu sorunun cevabına gelindiğinde us bize yardımcı olmaz, sessiz