10/10
·77 syf.··
2019 17. kitabı
Psikolojik gerilim, totaliter rejim eleştirisi, zihinsel çöküş ve satrancın kendisi bir metafor olarak... Zweig’ın son eseri olması nedeniyle (1941’de yazılmış, 1942’de intiharından kısa süre önce bitmiş) her satırına ekstra bir ağırlık katıyor. Olaylar, New York’tan Buenos Aires’e giden lüks bir yolcu gemisinde geçiyor. Anlatıcı (bizim gibi sıradan, entelektüel bir yolcu) gemide dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic’le karşılaşıyor. Czentovic, satranç tarihinin en soğuk, en mekanik, en aptalca zeki şampiyonlarından biri: Zekâsı sadece satranç tahtasında çalışıyor, hayatın geri kalanında neredeyse hiç düşünmüyor, duygusuz, kaba, para ve zafer odaklı. Gemidekiler onunla satranç oynamak istiyor, ama adam yenilgiye tahammül edemiyor. Derken ortaya bir başka yolcu çıkıyor: Dr. B. Viyanalı, kültürlü, nazik bir avukat. Bu adamın hikâyesi gemide anlatılıyor ve asıl bomba burada patlıyor. Dr. B., Nazi rejimi altında Gestapo tarafından tutuklanmış, aylarca tecrit hücrede tutulmuş biri. Fiziksel işkence görmemiş, ama tamamen yalnızlık ve psikolojik baskı altında tutulmuş. O hücrede, eline geçen tek bir satranç kitabı sayesinde zihni bambaşka bir boyuta geçmiş: Kendi kendisiyle satranç oynamaya başlamış, tahtasız, kafasının içinde... Kitap, bu iki zıt karakterin (Czentovic vs. Dr. B.) gemideki satranç karşılaşması üzerinden ilerliyor. Ama bu sadece bir maç değil; insan ruhunun sınırlarını, zekânın farklı türlerini, travmanın kalıcı izlerini sorgulayan bir düello. Zweig, Nazi Almanyası’nı doğrudan isim vermeden ama çok net eleştiriyor. Fiziksel şiddet yerine zihinsel yok etme yöntemi: İnsanları hücreye kapat, yalnız bırak, zamanı hissettirme, dışarıyla bağını kopar. Bu, modern totaliter rejimlerin en korkunç silahı. Dr. B.’nin hücresi, Avrupa’nın o yıllarda yaşadığı
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,4bin okunma
BİR "ODTÜ"LÜ GÖZÜNDEN BUGÜNE GELİŞ HİKAYEMİZ
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ekim 2025 00:00
SELİN TOZKOPARAN, “1980 BİR ÖTEKİ HİKAYESİ” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ Kitap yazan kişi sayısının kitap okuyan kişi sayısından fazla olduğu, yazarların değil kitaplarını okuyup değerlendirme alabilecekleri, sadece okutacakları kişi bile bulamadıkları, en “bu muhakkak okur” dedikleri kişilerin bile okumadığı, “en geç bir haftaya okuyup mutlaka dönerim sana azizim” denildikten 3 sene sonra bile dönüşlerin olmadığı, 150 sayfa kitapların 6 ayda bitirilemediği bir ülkede artık yazarlar; (bilhassa ünlü olmayan yazarlar) “okunsun ve kritik edilsin de isterse yerden yere vurulsun kitabım” modundalar. Sayın yazara iki kitabımı göndermiştim. Toplamda 302 sayfa olan kitaplarımı aldığı gün okumaya başlayarak gece saat 03’e kadar bitirmiş. Sanırım bu bir rekor! Artık Türkiye rekoru mu, dünya rekorumu bilemem. Yukarıda resmetmeye çalıştığım okuyucu profilinin hakim olduğu bir ülkede bu durumun beni nasıl mutlu ettiğini tahmin edebilirsiniz. Dahası bir de değerlendirme videosu çekip sosyal medya hesaplarında paylaştı. Daha ne olsun! Bir yazar için bundan daha değerli ne olabilir ki? Kendisi de bana 5 kitabını göndermiş sağ olsun. Elbette ben de onun kitaplarını –onun kadar hızlı olamasa da- okuyup bir değerlendirme yapmak isterim. Kendisi de sonucu merak etmiş ve değerlendirmemi almayı çok istediğini vurgulamıştı. Onun şansına, ben de zaten tüm kitapları analitik bir gözle okuyan, okumam bitince çoğunlukla 2-3 sayfalık değerlendirmeler yazan, eğer yazarı ile iletişimim var ise bu değerlendirmemi ona da gönderip mutlu etmeyi seven birisiyim. Hatta “faydam olsun” diyerek yazım hatalarını bile tek tek tespit edip yazara iletmeyi titizlikle yaparım ve çok severim. Okuduğum kitabın, hacminin dörtte biri kadar değerlendirme yazdığım bile olmuştur. Bu paslaşmanın çok ilginç
1980Selin Tozkoparan · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20241 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yazılı Metni de Tiyatrosu da Başarılı Olan Bir Eser
10/10
·120 syf.··
2024 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 16:46
Eser ile ilk tanışıklığım; Antalya Şehir Tiyatroları'nın aylık program çerçevesi içinde, oyuncu ekibinin sergilemiş olduğu muhteşem etkileyici performans ile gerçekleşti. Oyunun bitmesine müteakip, eserin yazılı metnine ulaşma isteği içimde doğdu. Yazılı metni edindikten sonra, bugün itibariyle eseri bitirdim. İtiraf etmeliyim ki, yazılı metine oranla, temaşa hali çok daha lezzetli idi. Antalya'da ikamet eden arkadaşlara, ''Terör'' isimli bu oyunu izlemelerini, izleyemeyenlere de eseri mutlaka okumalarını şiddetle tavsiye ederim. Eserin konusu zahiri alanda basit fakat arka planda tema olarak çok fazla heterojen, girift; meslekler arası bakış açılarının vakalara bakışlarındaki farklılıklarının çarpışması(daha çok askerlik-hukuk-felsefe), paradokslar, dilemmalar havada uçuşuyor. Renagade(Hava Korsanlığı) adı verilen bir eylem sonrasında, 164 yolcu ve mürettebat taşıyan uçağı ele geçiren terörist, uçağı 70.000 kişinin maç izlemekte olduğu Allianz Arena'ya düşüreceğini telsizden duyurur. Bu duyuruya müteakip Alman Hava Kuvvetleri devreye girer ve çeşitli önleme prosedürleri izlenir. Yasalar ve Savunma Bakanlığı hiçbir şekilde kaçırılmış olan uçağın hava kuvvetleri tarafından önleyicilik adı altında vurulmamasını, önleme yapan pilotlara bildirir. Önleyici kuvvet ekibi içindeki Eurofighter pilotu Binbaşı Larsh Koch, Anayasa ve Savunma Bakanlığı'nın vermiş olduğu emirleri dinlemeyerek; uçağın Allianz Arena'ya düşmesi sonrasında on binlerce kişinin ölebileceğini tartarak, 164 kişinin ölmesinin, binlerce kişinin ölmesinden daha iyi olduğunu yeğleyerek uçağı vurur ve yargılanma süreci başlar. İşte tüm bu yargılama sürecinde Hukuk ve Askerlik ilimlerinin/Mesleklerinin olaylara ve Devlet'e bakış farklılıkları; insan hayatının değeri ve sayıların seçimlerimizdeki etkisi;
TerörFerdinand Von Schirach · Alfa Yayınları · 202228 okunma
9/10
·526 syf.··
Beğendi
·
2024 33. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2024 14:55
* KİTABIN GÜNCELLENMİŞ OLAN İNCELEMESİDİR * Sayın okur; İdeolojiler ve hamaset edebiyatı sarmalında hapsolmuş olan, gerçekliklerden ziyade aidiyet ve çıkar kaygılarından yola çıkarak tepki geliştiren, her türlü insanî duyarlılığı ve ahlâkî değeri folklorlaştırılmış inanış biçimlerine feda eden, nihayetinde ilkesel olmaktan uzaklaşan ve dini yaşamayıp, yaşadığını din zanneden günümüz toplumunda; değil İslâm veya din, herhangi bir düşünce akımı, ekonomi, politika, sağlık, eğitim, vb. konularda bile güvenilir, objektif ve yetkin bir ağızdan doyurucu, şüpheden uzak bilgiye ve cesaretle onu dile getirene ulaşmak gerçekten de çok zor. Böyle bir iklimde, merhum Hasan ONAT'ı (vefat 26 Eylül 2020) hangi hayat görüşüne, hangi mensubiyete (ırk, inanç, vb.), hangi eğitim düzeyine sahip olunursa olunsun sözlerine kulak verilmesinde fayda gördüğüm bir kişi olarak algıladım. Umarım ileri gitmiyorumdur ama aynı zamanda kendisini; İslâm özelinde veya din, inanç genelinde; özden uzaklaşmadan, ana referanslar (Kur'an, sünnet, içtihat) eksenini terk etmeden, akıl, sağduyu ve feraseti elden bırakmadan, belli bir aidiyet taassubuyla hareket etmeksizin makûle ve doğruya ulaşma çabasında bir modern çağ düşünürü olarak gördüm. Fikrim değişir mi bilmiyorum ama bundan sonra kitaplarını okuyacağım, yazılı ve görsel medyada canlı olarak olamasa da eserlerini takip edeceğim isimlerden biri olacak. Gerek bu incelemede, gerekse kitaba ait alıntılarda, gerek yazarın söylemlerinde kendinize yakın bulacağınız kısımlar olabileceği gibi, katılmayacağınız veya sizin için anlam ifade etmeyen kısımların bulunması da ihtimal dahilindedir. Bu kitaptan alıntılamış olduğum, kendimce her birinin altın değerinde birer nasihat olduğunu düşündüğüm gönderilerin sitedeki magazinel konuların ve paylaşımların
Din İnsan ve Anlam ArayışıHasan Onat · Fecr Yayınevi · 20237 okunma
Beyaz Taşların Karanlık Gölgesinde Bir Ruhun Çöküşü
9/10
·83 syf.··
2024 113. kitabı
Stefan Zweig'ın son eseri olan Satranç, kısa hacmiyle ezici bir etkiye sahip, insan ruhunun derinliklerine inen ve okuru sürükleyici bir yolculuğa çıkaran bir başyapıttır. Hikaye, New York'tan Buenos Aires'e giden bir transatlantik gemi yolcusu olan ve geçmişte dünyaca ünlü bir satranç şampiyonu olan Joseph S. Joseph'in etrafında dönmektedir. S. Joseph, Nazi rejiminden kaçarak Avrupa'yı terk etmiş ve hafızasını kaybetmiş bir adamdır. Gemide tanıştığı bir grup satranç meraklısı ile oynadığı bir maç, zihninin derinliklerinde gömülü olan anıları ve travmaları tetikler. Bu maç, sadece bir oyun olmaktan öte, hayatta kalma mücadelesini ve insanlığın karanlık yüzünü simgeler hale gelir. Zweig, S. Joseph'in çökmekte olan zihnini ve travmalarla boğuşmasını ustalıkla tasvir eder. Satranç tahtası, S. Joseph'in geçmişiyle yüzleşmek zorunda kaldığı bir savaş alanına dönüşür. Her hamle, onu geçmişe adım adım yaklaştırır ve unutmaya çalıştığı dehşetlerle yüzleşmesine neden olur. Roman, sadece satranç oyunu üzerine bir hikaye olmanın ötesinde, totaliter rejimlerin yıkıcı etkisi, hafıza kaybı ve kimlik arayışı gibi evrensel temalara da değiniyor. Zweig, S. Joseph'in trajedisini kullanarak, insan ruhunun kırılganlığını ve faşizmin insan onuruna verdiği zararı gözler önüne seriyor. Satranç, sürükleyici kurgusu, etkileyici karakterleri ve derin felsefi sorgulamalarıyla okuru derinden etkileyen bir eser. Zweig'ın zarif ve şiirsel dil kullanımı, hikayenin trajik atmosferini daha da vurguluyor. Bu kısa roman, okuru uzun süre düşündürecek ve insan olmanın anlamı üzerine derin sorgulamalara itecek güce sahip.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,4bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2023 46. kitabı
Semezdin Mehmedinoviç, Bosna Hersek'te, Sırpların kuşatması altında yaşamış, Phantom of Liberty dergisindeki editörlüğü sırasında direniş içinde aktif olarak, yer almış. Arka kapakta Paul Auster, Saraybosna Blues kitabı hakkında şöyle demiş:"Saraybosna Blues hem bir savaş raporu hem de felsefi bir soruşturma.Bu şiirlerde, mikro-denemelerde ve mensur hikâyelerde Semezdin Mehmedinoviç, bir dünyanın çöküşünü yürek parçalayıcı bir açıklık ve incelikle sunuyor.Yazarın bu kitabı, Bizim Zamanımızda'nın genç Hemingway'inde bulunan zekâ dolu bir hakikat tutkusunu aktarıyor." Otobiyografik bir anlatı olan Sarabosna Blues'da, Sırp kuşatması altındaki deneyimlerini aktarıyor, Semezdin Mehmedinoviç. Maça gelmeyen takım arkadaşınızın, maç sonrası elindeki silahı size doğrultmasının trajedisini, yıllarca komşunuz bildiğiniz insanların, bir anda düşmanınız oluşunun şaşkınlığını, Yugoslav edebiyatı profesörünün, bir Müslüman'ın kesik başını futbol topu olarak kullanmasının dehşetini anlatabilmek için,edebiyatın tüm imkânları kullanılmalı.İşte Mehmedinoviç, bunu yaparak, anı, deneme, şiir, hikâye gibi türler arasında sık sık geçiş yapıyor. Hazmetmesi de zor bir kitap, Saraybosna Blues. Bosna-Hersek Kayıpları Arama Enstitüsü verilerine göre, 1995 yılından bu yana ülke genelinde 500'den fazla toplu, 5000'in üzerinde müstakil mezar, bulunmuş. İnsanlık yaşanılanlardan asla ders çıkarmıyor.
Saraybosna BluesSemezdin Mehmedinoviç · Ketebe Yayınları · 2023115 okunma