Uzun zamandır okuduğum en akıcı kitaplardan biriydi sanırım
8/10
·197 syf.··
2026 13. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:57
Science-fiction finalim için okudum. Normalde bilim kurgu kitaplarının içine giremememe rağmen kitabın %75'i kadarında asla elimden düşüremedim. Beni kendine çok bağladı. Ancak son 30-40 sayfasında ilgimin azaldığını hissettim hatta zoraki şekilde bitirdim(malum sınav var...). Sonuç olarak güzel ilerlediğini söyleyebilirim(bir bilim kurgu kitabına göre).Kitap evrenin geçtiği yıldan dolayı miadını doldurmuş olsa da fena kurgulanmamıştı Yazarın diğer kitaplarına da göz atacağım mutlaka
Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?Philip K. Dick · Kavram Yayınları · 19962,352 okunma
Gökçen
7/10
·528 syf.··
2026 1. kitabı
Loresima’nın dört kitaplık devasa "Gökçen" evrenini bitirdiğimde hissettiğim şey tam bir duygu karmaşasıydı diyebilirim. Bir yanda kahkahalarla güldüğüm, gözyaşlarımı tutamadığım sahneler varken; diğer yanda "Yeter artık, aynı konuyu kaçıncı kez okuyoruz!" diyerek kitabı duvara fırlatma isteğim birbirine karıştı. Hikaye, çocuklukları aynı askeri lojmanda geçen, sürekli didişen maviş doktorumuz Gökçen ve Barut Timi'nin sert komutanı Murathan Karakurt etrafında şekilleniyor. Yıllar sonra Gökçen'in tayiniyle yolları tekrar kesişince o tatlı atışmaları, Murathan’ın Gökçen'i aslında yıllardır unutamadığını fark etmesi ve ikilinin bir araya gelme çabası ilk başta gerçekten çok keyifliydi. Özellikle operasyonlar, Barut Timi'nin ölümle burun buruna gelmesi ve hastane koridorlarındaki gerilim hissi insanı inanılmaz içine çekiyor. Zaten serinin açık ara en iyi yanı ana karakterlerin aşkından ziyade Barut Timi'nin ta kendisiydi! O askerlerin birbirine bağlılığı, vatan uğruna fedakarlıkları o kadar iyi yazılmış ki onlarla gülüp ağlamamak elde değil. Hatta yan karakterlerden Aybüke ve Süleyman'ın derinliği ve aşkı, yer yer ana karakterleri bile gölgede bıraktı. Ancak olaylar ilerledikçe, özellikle üçüncü ve dördüncü kitapta o saf heyecan yerini maalesef sakız gibi uzatılmış bir dramaya bıraktı. Hikaye taş çatlasa iki kitapta efsanevi bir şekilde bitebilecekken dört kitaba yayılınca aynı ayrılıp barışmalar ve tekrarlanan tripler okuma hevesimi fena halde baltaladı. Bununla da kalmadı, başlarda Murathan’ın o tatlı korumacı tavrı sonradan "Onu giyme, oraya gitme" tarzı toksik ve maço bir diktatörlüğe dönüştü. Gökçen gibi güçlü, ayakları yere basan bir doktorun bu egoist tavırlara boyun eğmesi ve ilişkinin vıcık vıcık bir hale gelmesi beni epey yordu. Üstelik yazarın o amatör Wattpad
GökçenLoresima · Ephesus Yayınları · 20237,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ormandaki sır inceleme
Puan vermedi·392 syf.··
2026 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:47
Bu kitabın incelemesine eleştiri ile başlıyacam çünkü bu kısmı bana accayip saçma geldi 11 yaşındaki 3 velet bir ormanda, mağarada iskelet buldukları zaman onu tanrı yerine koyup ona adak sunup onun için bileklerini kesmezler. Yapacakları en olası şey çığlık atıp kaçarak yardım filan istemektir. Baştan burası çok saçma. Oynadıkları oyunu göz önünde bulundurmazsak başta olay akışı iyi gidiyordu ama sona doğru her şey birbirine girdi olan olaylar iyiydi fakat dayandırıldığı sebepler pek mantıklı değildi açıkçası. Fikrimce böyle garip bir son yazacağına en göz önünde olan sahneyi son yazsa biz okurlar için olaylar bittiğinde daha tatmin edici olurdu. Yinede pek fena bir kitap değildi okunabilir diye düşünüyorum
Ormandaki SırKate Alice Marshall · Nemesis Kitap · 077 okunma
Canan Tan - Piraye
Puan vermedi·393 syf.··
2026 19. kitabı
Eser kahraman bakış açısıyla yazılmıştır, Piraye hikayeyi bizzat anlatır. Akıcı ve kolay okunan bir eserdi. Bu açıdan kitapçıların "çıtır roman" dedikleri kategoriye girer diye düşünüyorum. Piraye konservatuvarda tiyatro bölümü istese de diş hekimi babası buna izin vermez ve üniversitede o da diş hekimliği okur. Babası çok okuyan, entelektüel bir aydındır. Nazım Hikmet'in sevgilisi Hatice Piraye'den esinlenerek ablasının adını Hatice, onun adını da Piraye koymuştur. Piraye'ye göre onun içindeki edebiyat tohumlarının temelini bu olay atmıştır. Babası sol temayüllü bir adamdır ve Piraye de doğal olarak bu temayülle büyür. Diş hekimliği fakültesine başlar, Esin isimli kolej arkadaşı da aynı fakültede okumaktadır. O biraz daha hoppa ama eğlenceli bir kızdır. Arif isimli oldukça yakışıklı bir sınıf arkadaşları vardır. Bir gün derse geç kalan Arif'e not verme vesilesiyle Piraye ve Arif tanışırlar. Vakit geçirdikçe ortak noktalarının fazla olduğunu, ikisinin de şiir sevdiğini görürler. Birbirlerine şiir kitapları hediye ederler. Arif devrimci şiirlerin yanına sevgi şiirleri de sıkıştırmaya başlar. Birbirleriyle şiirleşmeye başlarlar. Yaz tatili gelip çatar ve ismini koymadıkları sıcak bir ilişkileri vardır. Piraye yazı bu sebepten biraz huysuz geçirir. Annesinin onun şiirleri sakladığı kutuyu bulmasıyla da aralarında komünist olduğu gerekçesiyle bir gerilim yaşanır. Çünkü bu en başta eğitim hayatı için problemdir. Ayrıca Arif'in memur çocuğu olması ve maddi durumunun iyi olmaması da başka bir sorundur. Her ne kadar Piraye o ana kadar bu ilişkiye kendini çok yakın hissetmese de çocuğu ve durumunu sahiplenir. Annesi durumu babasına da şikayet eder ancak babası ılımlı ve sevecen yaklaşır. Arif ailesine kızdan bahseder ve tanıştırmak ister ancak Piraye resmiyete Arif
PirayeCanan Tan · Doğan Kitap · 201650,4bin okunma
Lucky (laki) şanslı köpek
10/10
·493 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:56
"LUCKY" şanslı... O bir doberman. Duraktakilere göre dabırmın Çevresindekilerin ifadesiyle; sahip olmayanın pişman, sahip olanın çok daha pişman olduğu bir köpek. Onu " puşt, dalavereci, üçkağıtçı, yalancı" diye tanımlıyorlar. Bana göre köpeküstü bir varlık. Yazarın mizahı duygusunun arkasında melankoli var. İnsanın yapmaya meyilli olduğu şeyleri bir hayvanın asla yapmadığını bize gösteriyor. Kitabın mizahi yönü aslında insana inceden sitem. Hikayenin olay örgüsü tam bir matruşka Her katmanı açtığınızda yeni bir yüz, yeni bir ayrıntı, yeni bir konu beliriyor. Aç aç bitmiyor. Olaylar iç içe geçtikçe hem anlatanın hem de hikayenin iç dünyasında derinliklere doğru çekiliyorsunuz. Fena bir absürt mizah var. İsimler her an değişebiliyor. Olmayan olaylar bir anda oluverebilir. Okurken kendinizi kahkaha atarken bulabilirsiniz.Kitabın sonlarına doğru kaşınmaya hazır olun Lucky, Berduş ve Şirin Osman, Sami, Ertuğrul (Ferruh), Ender, Selahattin Kemoş, Canoş, Yaşar Yazıcı, Tahsin Baydur, Mücella Hanım, Kısmet (Gülseren), Elvan, Kazım Nasıl güzel bir ailesiniz siz Sonu her ne kadar üzse de Her kitabın ayrı mı güzel olur #Sezgin Kaymaz Sezgin Kaymaz Lucky
LuckySezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 2018826 okunma
İnsan Değişir, Damga Kalır - (En Uzun İncelemem Oldu Ama Değdi)
Puan vermedi·189 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:14
Hayat bazen insanı yaptığı hatalarla değil, insanların ona yakıştırdığı sıfatlarla cezalandırıyor. Bir kez damga yediniz mi, sonrasında attığınız her adım o damganın gölgesinde değerlendiriliyor. Reşat Nuri Güntekin'in Damga romanını okurken aklımdan en çok geçen düşünce buydu. Reşat Nuri Güntekin, Acımak ve Bir Kadın Düşmanı’ndan sonra beni bir kez daha şaşırtmayı başardı. Romanın başında klasik bir yasak aşk hikâyesi okuyacağımı düşündüm. Hatta hikâyenin merkezinde bunun olacağını sanıyordum. Fakat ilerledikçe anladım ki yasak aşk burada asıl konu değil; yalnızca yazarın anlatmak istediği daha büyük bir hikâyeye açılan kapı. İffet’in önünde iki seçenek vardı: Ya gerçeği açıklayacak ya da hırsız damgasını kabul edecekti. O ikinci yolu seçti. Elbette yaptığı seçim tartışılabilir. Yasak aşkın sonuçlarına katlanılması gerektiğini düşünenlerdenim. Bu yüzden yaşananları romantikleştirip büyük bir fedakârlık hikâyesine dönüştürmek istemiyorum. Zaten böyle bir durum başınıza gelseydi, eşiniz başka birini seçseydi “ne güzel bir aşk yaşıyorlar” deyip kenara çekilir miydiniz? Bence bu durum romantik olmaktan çok daha karmaşık ve acı verici. Birçok okurun takıldığı nokta İffet’in neden gerçeği söylemediği olabilir. Fakat ben okurken başka bir şey düşündüm: Söyleseydi ne değişecekti? Çünkü bana göre Reşat Nuri’nin derdi İffet’in masumiyetini kanıtlamak değil. Asıl mesele, yaptığı bir seçimin sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalan bir insanı anlatmak. Üstelik burada sorun sadece gerçeği söylememesi de değil; gerçeği söylese bile bu ilişki zaten baştan imkânsız bir noktaya sıkışıyor. Çünkü “parasını çaldığı adamın karısıyla birlikte olma” gerçeği, hikâyenin romantik bir aşka dönüşmesine izin vermeyen çok sert bir düğüm oluşturuyor. Reşat Nuri’nin kurduğu asıl güç de burada:
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,180 okunma