On tane korku, fantastik, masal ve bilimkurgu tarzındaki öykülerden oluşan kısa sürede okunacak bir kitap. Yalnızlık ve mutsuzluk üzerine yazılmış öyküler her biri birbirinden garip. Garip olduğu kadar da ilginç bir şekilde insanı etkiliyor. Hepsini beğensem de özellikle "Lanetli Tavşan" ve "Soğuk Parmaklar" öyküleri çok hoşuma gitti. Yazarın akıcı ve sürükleyici dilinin yanı sıra, kitap sıradışı kurgusu ve yaratıcı hikaye sonlarıyla da dikkat çekiyor.
"Ekibe kendi fikrini dayatarak uygulatmak var, bir de ekibin o fikri kabul ederek ilerlemesi var. Süreyya yeri gelir ekibiyle uzun toplantılar yapardı. Sonunda ekip fikrini kabul ettiği takdirde ileri giderdi. Günün sonunda, 'Ben böyle istiyorum,' demeden, sanki ekip bunu istiyormuş gibi olurdu. Süreyya'ya bir şeyi doğru şekilde anlatırsanız gidip başbakanla da konuşur, Yalova'da salatalık satan manavla da. İkisine de inandırır, ikisinin de aynı şekilde koşmasını sağlar. Sadece zenginlik, para, güç değil; herkesi o hikayenin peşinde koşmaya inandırır. Başarısının önemli taraflarından birinin bu olduğunu düşünüyorum."
Süreyya Bey'le gıyaben tanışmak, onun hayatını okumak, beni son derece etkiledi ve bana ilham verdi. Kitabı okurken en çok şunun farkına vardım: bu insan durmadan yılmadan çalışmış, çabalamış. Fırat'ın kalemiyle de çok güzel, akıcı ve keyifli bir kitap olmuş. Anadolu'dan çıkıp Amerika'ya okumaya gitmiş, kendini güzel yetiştirmiş, Türkiye'ye, teknolojiye gönül vermiş, güzel işler başarmış, çalışmanın önemini gösteren, gençlere ilham olabilecek Süreyya Ciliv'in hayatını herkesin okumasını isterim. Bu kitap bana otobiografi/biografi tarzındaki kitapları da sevebileceğimi gösterdi.
Süreyya CilivFırat Demirel · Kronik Kitap · 202389 okunma