Er ya da geç hepimizin bir şekilde unutmak için başvuracağımız yöntemleri, başaramazsak, hatırlamamaya gayret edeeceği dertleri olacak. Dertleri, anıları, aklın ve aşkın işveleri, cilveleri, bereket ki arkasından gelecek hüsranları olacak. Unutmaya çabalayacağız, biliyorsun. Akıl-kalp-vicdan koalisyonuyla girişeceğimiz bu çabanın neticesinde yaşamımız türbülansa girecek, şöyle bir sarsılacağız. Yetmezse, olur da içimizin kuyruğu dik ordusu seferden mağlup dönerse -ki bu hep böyledir, yeni bir yol bizi bekliyor olacak: Unutmak için hatırlamak.
Bundan dört asır önce, insanlığın onuru ve haysiyetine uygun olarak kımıldayan Shakespeare'i hatırla, Feride. Atinalı Timon'da, ufak bir güç karşısında eğilip bükülenler adına "onurdur benim için" demişti, "dövüşmek kötü devletlerle." Hatırlıyorsun değil mi? İçimizde koca bir kenti öldürecek kuraklık taşıyoruz, Feribe. Ama olsun, herkes ölür, iyiler bile. İçimiz kuraksa, farklı coğrafyalarda benzer şekilde kırılıyorsak eğer, kötülerle dövüşmek onurdur bizim için de. Bu yüzden Feride, bu yüzden, unutacağız. Herkes gibi, bütün mağluplar gibi eve döneceğiz. Aklı incitmeden, yıkım ve felaketimizi de alarak döneceğiz. Unutacağız Feribe, önce hatırlayacak sonra bir güzel unutacağız. Neleri unutmuyor ki insan.