Leylan

Leylan
@feridelyl
Dilê we yê germ, rûyê we li ken bû...
Art History
Lisans
18 Mayıs
10 okur puanı
Nisan 2022 tarihinde katıldı
acıya gülmek
biliyorum sen yine  parmak uçlarında üşüyorsun.  aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat, ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını,  ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun. sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta  ve çırılçıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda.  apansız pencerende gülümsüyor güneş, ne güzel!  bütün parmakların tıkır tıkır işliyor.  iştahla biliyorsun, yaşamaktır aşk  geceyle gündüzün sessiz geçişimidir bir uyku boyunda  delice bir yangın parmaklarının buzulunda  ah şahrud,  her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli!  Tunay Bozyiğit
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Senin Korkularını Benim İnceliğimi
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!... Şükrü Erbaş
Şiir
Yalnızlık
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin. Su olsan kimse içmez, Yol olsan kimse geçmez, Elin adamı ne anlar senden? Çıkarsın bir dağ başına, Bir ağaç bulursun Tellersin pullarsın Gelin eylersin. Bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün. Köpürmüş gelen bulutları. Başka ne gelir elden? Çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı. Tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı!  YAŞAR KEMAL Yaşar Kemal
Şiir
"Tanrıyı övüp ceplerini doldurdular"... George Orwell
Alıntı
Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı, hem aptallık, hem inanç devriydi, hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharı, hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı, hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana sözün kısası, şimdikine öylesine yakın bir dönemdi ki, kimi yaygaracı otoriteler bu dönemin, iyi ya da kötü fark etmez, sadece 'daha' sözcüğü kullanılarak diğerleriyle karşılaştırılabileceğini iddia ederdi. Bizi hep soyarlar zaten. Vergi alıp dururlar ama vicdanları hiç sızlamaz. Hiç para almadan yanlarında çalışmak zorundayız. Buğdayımızı onların değirmeninde döveriz, zaten azıcık olan buğdayımızı da besledikleri kuşlara vermemiz emredilir bize. Öyle kötü durumdayız ki yaşamasak daha iyi. Babam bu dünyaya çocuk getirmenin yanlış olduğunu söylerdi, haklıymış...
Roman