İnsanın Anlam Arayışının Almancası
Puan vermedi·104 syf.··
2026 5. kitabı
Almanca'da çok güçlü bir duyguyu ifade etmek için kullanılan "Fernweh" diye bir kelime var, uzaklara ve bilinmeyene duyulan özlemin ve merakın insanda uyandırdığı kamçılayıcı huzursuzlukla oluşan tatlı bir acı şeklinde tercüme edilebilse de Türkçe'de doğrudan karşılığı olmayan bir kelime. Fernweh duygusuna sahip insanlar toplumun genel kabullerini bayağı görüp kendi yollarını çizmek isterler bu şekilde kendi gittikleri yolda bulunarak, yolda bulunmanın kendisinde bir anlam görüp yaşadıkları anın tazeliğini hiçbir şeye değişmezler. "Her saat başı Tanrının kendilerine sunduğu şeyleri; güneşi, yağmuru, sisi, karı, sıcağı ve soğuğu, rahatı ve sıkıntıyı onun elinden şükranla alıp kabullenirler. Onlar için ne zaman, ne tarih, ne hırs söz konusudur, ne de başlarını sokacak bir evi olanların öylesine inanıp taptıkları gelişim ve "ilerleme" denilen putu tanırlar." demiş Hermann Hesse de Fernweh duygusuna sahip göçebeler için. Hesse'nin hemen tüm kitaplarında, düşüncelerinde ve hayat hikayesinde bu güçlü duygunun izlerini görmek mümkün, kim bilir büyük buhranlı, bunalımlı zamanlarından çıkışına da belki Fernweh yardımcı olmuştur. Knulp da bu duygunun ete kemiğe bürünmüş hâli. Eğer daha fazla bu duygu üzerine okumalar yapmak isterseniz Narziss ve Goldmund Siddhartha Göçebe Doğal Yaşam ve Başkaldırı kitaplarını okuyabilir, izlemediyseniz Into the Wild filmini izleyebilirsiniz. Ayrıca Eddie Vedder - Society dinleyebilirsiniz.
KnulpHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20222,601 okunma
9/10
·221 syf.··
Beğendi
·
2020 41. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2020 23:00
Yaşım 27; artık benim "Alaska'nın peşinden koşacak" takatim yok; ama yine de "Alaska'nın peşinden koşulan" büyüme hikayelerini okumak benim için bir "gulity pleasure". Bunun galiba öğretmen olmamla alakası var, veya "genç" ve "çocuk" olmak ile hep bir bağımın olmasını istememden dolayı öğretmen oldum ve büyüme hikayeleri okumayı seviyorum. Neyse, konumuz bu değil; gelelim kitaba... Biz "erkek milleti", 20. yüzyılın ikinci yarısı ile beraber atalarımızı ruhen büyütüp geliştiren birçok kavramı kaybettik. Ne dünya üzerinde keşfedilecek bir saklı şehir kaldı ne de uğruna ideolojik kavgalar verilecek yeni yeni davalar. Üstüne 9-5 işlerimize sıkışıp kaldık, ve geçim kavgası en büyük derdimiz oldu. İşte -tam da bu noktada edebiyat ve sinema içerisinde "Manic Pixie Dream Girl" (Manik, Peri gibi Rüya Kız, kısaca MPDG) stok karakteri patlak verdi; çünkü hepimiz hayatımızı bir şekilde heyecanlı kılacak bir şeye muhtaçtık ve bunu elimizde kalan tek "heyecanlı" mecraya, aşk hayatlarımızda aramaya başladık. Fakat bir gerçeği unuttuk; kurgu, adı itibariyle gerçekdışıdır; haliyle bir MPDG'nin gelip hayatı bizim için daha güzel yapması da hayalden öteye gidemez. İşte John Green'in anlatmaya çalıştığı da aşağı yukarı bu. Bu kitabı okuyup kendi Alaska'sının fernwehini* yaşayacak genç erkek kardeşlerime bir "ağabey" tavsiyesi vereyim; gerçekten boşuna beklemeyin. Ama öte yandan "büyüyünce" fark edeceksiniz ki aslında Alaska'nın peşinde olmak güzel, Alaska'yı bulma umudu değil. Sadece gerçek beklentilere girip hayatımıza girecek her kızı Alaska sanmaya gerek yok. Hepinize benden bir brofist, kalın sağlıcakla. *Fernweh: Almanca'da "hiç gidilmeyen bir yere duyulan özlem" anlamına gelen sözcük.
İlişkiler
Looking for AlaskaJohn Green · Penguin Books · 20194,776 okunma