10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Ergenekon kumpasında yöneltilen suçlamalara dayanamayıp intihar eden Ali Tatar ‘ı hatırlayın internetten son yazdığı mektubu okuyabilirsiniz. daha onun gibi nice Tsk mensup askere karşı asparagas haberler ile halk tsk ya karşı kışkırtılmış itibarsızlaştırılma politikası izlenmiş fetöcü hakimler savcılar siyasi oluşumlar ve yuvalandıkları türlü oluşumlar ile yargılanmışlar bu yargılamalar sonucu fetöcü şahışlar cesaretlenerek 15 temmuz darbesine kadar gitmişlerdir. Sonuç Tsk çok büyük yara aldı ardından gelen POYRAZKÖY balyoz Ergenekon askeri casusluk internet andıcı kozmik oda ve 15 temmuz fetö yapılanmasının sonuçlarını Türk milleti olarak ödedik Kitabımızın içeriğinde geçen kozmik oda vesilesi ile yargılan hakim savcılar ise 12-13 yıl gibi cezalar aldılar peki bu cezalar yeterli mi? Çektikleri acılar için onuru için intihar eden tsk mensubu bu kişilerin yaşadıkları çektikleri acılar dışlanmışlıkları coluk çocuk eşleri için o kahreden günler için sadece 12 yıl ceza yeterlimi ?
Kozmik AlbayErkan Yılmaz Büyükköprü · Kırmızı Kedi Yayınları · 2020440 okunma
10/10
·546 syf.··
2026 21. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 18:44
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Türkan Saylan ile ilgili daha önce yazılan bütün kitapları okumuştum ve en son bu kitap kalmıştı. Çok uzun bir nehir söyleşi. Cumhuriyet tarihinde beni en çok etkileyen insanlardan biridir Türkan Saylan. On parmağında on hüner tanımlaması, onun için eksik kalır; her bir parmağında on hüner olan, Atatürk hayranı, cumhuriyet sevdalısı, Türkiye’de cüzzamı yenen hekim, bir anıt insan Türkan SAYLAN. Ben onun kadar çalışkan, üretken, hastasına ve topluma saygı ve sevgiyle yaklaşan, bir koltuğunda onlarca karpuz taşıyan bir insan tanımadım. Ve bu değerli bilim insanımızı FETÖ terör örgütünün kumpasları, daha söyleyecek sözleri varken erkenden aramızdan aldı. Bir önceki okuduğum, Nermin Abadan Unat’ın otobiyografisinde de söylemiştim; özellikle her Türk kadınının ve gencinin mutlaka okuması gereken bir kitap. Işıklar içinde uyu, ellerinden öpülesi Türkan Saylan, ruhun şad olsun…
Güneş Umuttan Şimdi DoğarMehmet Zaman Saçlıoğlu · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202192 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bitmeyen Sermaye: DİN
6/10
·272 syf.··
2026 19. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 18:41
Gazetecilik açısından emek verilmiş bir çalışma. Saygı Öztürk’ün hem Eskişehir’deki Buhara Köyü’ne hem de Adıyaman’daki Menzil Köyü’ne gidip şeyhlerle röportaj yapması, konuyu yerinde araştırma çabasını gösteriyor. Ancak buna rağmen kitabın sonunda çok çarpıcı ya da suya sabuna dokunan yeni sonuçlara ulaşıldığını söylemek zor. Kitapta tekrar duygusu da oldukça fazla. Özellikle “FETÖ gider, METÖ gelir” benzeri vurguların sık sık yinelenmesi bir noktadan sonra metni döngüye sokuyor. Buna karşılık Diyanet raporlarından yapılan alıntılar kitabın en dikkat çekici ve faydalı bölümlerinden biri olmuş. Benim açımdan kitap çok fazla yeni bilgi sunmadı. Zaten 2022’de Menzil Köyü’nü ziyaret etmiş biri olarak anlatılanların önemli kısmına aşinaydım. Yine de tarikatların Anadolu’daki sosyal ve ekonomik etkisini görmek isteyenler için okunabilir bir çalışma. Kitabın sonunda yer verilen Osman Bölükbaşı sözü ise aslında bütün meseleyi kısa ve net biçimde özetliyor: “Hayatım boyunca bütün sektörleri tetkik ettim. En kârlısının din ticareti olduğunu gördüm.”
MenzilSaygı Öztürk · Doğan Kitap Yayınları · 2019545 okunma
10/10
·104 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 23:40
“Cehennem boş bütün şeytanlar burada.” Bugün Türkiye’nin başındaki en büyük şeytandan bahsedeceğim: Menzil. Çevremde sohbet evlerine giden, Adıyaman’ı ziyaret eden insanlar vardı. O zamanlar ilgimi çekmezdi ve açıkçası saçma gelirdi. Şimdi ise çok daha saçma geliyor. Gazeteci İsmail Arı’yı, Menzil’i anlattığı videosuyla tanımıştım. Az önce de “Menzilin Kasası” adlı kitabını bitirdim. Kitabın büyük bölümünü “Bu bir şaka olmalı” diyerek okudum. Gerçekten de ya anlatılanların şaka olması gerekiyordu ya da bütün bunlara körü körüne inanan insanların. Menzil, gözümde putlaşmış bir cemaat. Amacı İslam’ı yaymak değil; kendisine tapacak insan sayısını artırmak. Ona bağlı olanlardan biri de bugünün iktidarı. İktidarın başındaki isimlerin cemaatlere sempati duyduğunu zaten biliyoruz. Ancak cemaat adı altında yürütülen bu karanlık ilişkilere gösterilen hoşgörü, meselenin boyutunu daha açık hâle getiriyor. Menzil’in en güçlü kaleleri Sağlık Bakanlığı ve Jandarma. Ali Yerlikaya ismini sık duymamız da bu tabloyu daha anlamlı kılıyor. Şeyhini adeta ilahlaştıran, sorgulamadan itaat eden bir kitle var. Menzil’in önceliği de tam olarak bu: sorgulamayan insanları kendi çemberine almak. Ve bunu büyük ölçüde başarmış görünüyor. Servet büyürken hiçbir şey doğrudan “Menzil” adıyla yapılmıyor. Hep birileri üzerinden yürütülüyor ve o birilerinin çoğu da Menzil’le bağlantılı çıkıyor. Planları yıllardır tıkır tıkır işlemiş. Binlerce köyde etkileri ve kendilerine mutlak bağlı insanlar var. “Canını ver” dense verecek kadar bağlı olanlar. Türkiye için ikinci bir FETÖ tehlikesiyle karşı karşıyayız. FETÖ temizlenirken, onların yerine başka yapılar yerleştirildi. Hastaneler açtılar, Covid testlerini yaptılar, devletin en kritik noktalarına nüfuz ettiler. Eğer susmaya ve görmezden gelmeye
1000Kitap
Menzil’in Kasasıİsmail Arı · Tekin Yayınevi · 2024188 okunma
8/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 00:00
Dikkat spoiler içerir. Yazarın Ergenekon soruşturması sırasında Silivri Cezaevinde iken yazdığı kitaplardan biri. 90lı yıllarda Erdoğan'ın yanında olan, onu kollayan neredeyse herkesin sahtecilikten davası olduğu için bu isimle çıkan kitapta pek çok konu anlatılıyor. Emine Şenlikoğlu'nun Tuncay Güney övgüsü, Erdoğan'ın The Wall Street Journal'a verdiği röportajlar, kendi yazdırdığı ve Besli'nin kaleminden çıkan kitapta yazanlar ve gerçekler hakkındaki çelişkiler, dedesinin Sarıkamış'ta şehit düştüğünü iddia etmesi ama MSB arşivlerinde böyle bir veri bulunmaması, Deniz Feneri davası ve Zahid Akman, Karaman ve diğerlerinin durumu anlatılıyor. MTTB yöneticilerinden Metin Yılmaz ile olan çekişmesi, öldürüldüğü zaman üzerine düşmemesi, Hasan Yeşildağ'ın Erdoğan hapse girecek diye hapse girmesi, Pınarhisar cezaevinde yaptıkları, kendi ağzı ile hukuksuzlukları itiraf etmesi, Vakıfbank Valide Sultan şubesinde çalışanın ihya olması, çünkü zamanında orada İBB hesaplarının tutulması, batan Aria'nın zorla Aycell ile birleşmesi, Türk Telekom'un 1 yıllık karı ile satılması, Fener Rum Patrikhanesine yapılan kıyaklar, 12 papazın Türk vatandaşı yapılarak konseylerinin toplanmasının sağlanması, Arınç'ın annesi vefat ettiğinde polis evinden yemek götürülmesi ve bu bile ödenmediği için Emniyet bütçesinden karşılanması ve daha pek çok konu anlatılıyor. Yakın dönem siyasi tarihi merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
KalpazanErgün Poyraz · Bilgi Yayınevi · 201456 okunma
1/10
·156 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
Çürümenin Estetiği.... Bazı figürler toplumun entelektüel çölleşmesinin, estetik yoksulluğunun ve manevi iflasının en net aynasıdırlar. Karşımızda duran Sevda Türküsev portresi, bir fikir insanı ya da bir yazarın çok ötesinde; kutuplaşmadan beslenen, hınçtan (ressentiment) güç alan ve "değerleri" birer ticari mal gibi pazar tezgahına süren modern bir illüzyondur. Bir yazarın dili, onun zihin dünyasının sınırlarını belirler. Türküsev’in diline baktığımızda gördüğümüz tek şey; edatlarla bağlanmış nefret kırıntıları, bağlaçlarla yamalanmış magazinel dedikodular ve ünlemlerle şişirilmiş bir "ahlakçı" kibridir. Friedrich Nietzsche’nin "Pazar yerindeki sinekler" (1) dediği o gürültülü güruhun başını çeken bu zihniyet, hiçbir zaman bir "fikir" inşa edememiş; sadece mevcut öfkeleri bir araya getirerek bir kariyer gökdeleni dikmiştir. Bu gökdelen, rasyonel bir eleştirinin ilk rüzgarında yıkılacak kadar kumdan yapılmıştır. Dervişin fikri neyse zikri odur; peki bir insanın zikri sürekli başkalarının "bacakları", "çapkınlıkları", "yatak odaları" ve "uçkur hikayeleri" ise, o fikrin içinde hangi karanlık mahzenler gizlidir? Türküsev’in "muhafazakarlık" kalkanı altına gizlediği şey aslında safi bir röntgenciliktir. Başkalarının günahlarını bir cerrah titizliğiyle (!) deşerken duyduğu o gizli iştah, aslında bastırılmış bir hayranlığın ya da yaşanamamış bir hayatın intikamı mıdır? Charles Bukowski’nin o "hiçbir parfümün örtemeyeceği ekşi koku" (2) diye tarif ettiği şey tam olarak budur. Sürekli ahlak diyenin zihninde sürekli ahlaksızlığın dönmesi, bir psikiyatrik vakadır, edebi bir duruş değil. Bu kadın, toplumun namus bekçiliğine soyunurken, aslında o toplumun en alt tabakadaki "dikizleme" dürtüsünü estetize ediyor. Bu muhafazakarlık değil, "ahlak soslu bir
Muhafazakar ÇapkınlarSevda Türküsev · Akis Kitap · 200431 okunma