Puan vermedi·102 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 22:45
Gönül bir müftüdür ki istemediği şey için pek kolay fetva vermez... Sevgili arkadaşlar bu akşam #şemsettinsami nin #taaşşukıtalatvefitnat kitabını yorumlayacağım sizlere. Kitap 1872 yılında yayımlanmasına rağmen çevirisini çok güzel bir kişinin yaptığından dolayı bir çırpıda okunacak bir kitap tabii ki dersten alınacak... Tanzimat döneminin sosyal yapısını dönemin en büyük sorunu olan gençlerin birbirini tanımadan evlendirilmesinin yarattığı felaketleri kadınların ev hapsinde tutulması ve eşya gibi satılmasını eleştirmektedir.. Kitaba gelecek olursak Aksaray'da mütevazı ve temiz bir evde 55 yaşlarında nakış isteyen Saliha hanım ile 18-19 yaşlarında elinde kitap olan ancak derin düşüncelere dalmış Talat bey yaşamaktadır . Dadı Talat Bey'in artık büyüdüğünü ve evlenme çağının geldiğini düşünür Saliha hanım oğlunu evlendirmeye ikna etmeye çalışır. Talat bey Rıfat ve Saliha Hanım'ın oğlu terbiyeli akıl ve güzel bir gençtir babası öldükten sonra annesi onu özenle büyütmüştür neşeli ve nazik bir genç olan Talat bey bir süre sonra derin düşünceye dalar yüzü gülmez olur ve zayıflar.. Talat kalemden eve giderken tütüncü Hacı Mustafa'nın dükkanına uğrar fitnatı pencereden görür ilk görüşte hoşlanır ve devamlı Hacı Mustafa'nın dükkanına uğrar Fitnat Hacı Mustafa'nın üvey kızıdır Zekiye hanım Hacı Mustafa'ya varmadan evvel İstanbul'da memuriyette bulunan bir zatla evlenmiş adam birkaç ay sonra vefat etmiş Zekiye hanım hamile kalıp bir kız dünyaya getirmiştir sonra Hacı Mustafa ile evlenmiştir.. Acaba fitnatin hayatı gerçekten boylemidir?? Ali bey oldukça varlıklı ve köşkte cariyeleriyle yaşayan bir adamdır bir gün öfkesine yenik düşerek eşine haksız yere boşar ve hiç uğruna evden kovar.. Evlerine gelen Şerife hanım cariyelerine dikiş nakışı öğretmeye gittiğinde Ali Bey'in bu
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Timaş Yayınları · 038bin okunma
10/10
·244 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Her evde bulunmalı. Her müslüman aklına takılan soruları iyi anlamak için en azından ömründe bir kere okumalı. "Bir Müftünün Kaleminden FETVALAR "Fetva" en kısa ifadeyle, dinî konuda görüş belirtmek olarak tanımlanabilir. İslâm'ın ilk asırlarından beri fetvaya ihtiyaç duyulmuştur. Müctehid ulemâ Kur'an ve Sünnet'te hükmü açıkça ifade edilmemiş meselelerle karşılaştıklarında tüm gayretlerini sarf ederek ictihadda bulunmuş ve meseleleri bir sonuca bağlamışlardır. Böylesine bir gayretin sonucu olan fetvalar, Kur'an ve Sünnet'e uygun olmak ve ümmetin icmasına da muhalif olmamak kaydıyla geçerlilik kazanmışlardır. Muhtelif mecralardan gelen sorulara verdiğimiz cevapları bir araya getirdiği-miz bu eserde yer alan fetvalar, Hanefi mezhebinin görüşleri dikkate alınarak, ayrıntıya girmeden, insanların günlük hayatta karşılaştığı problemlere pratik çözümler sunmak gayesiyle hazırlandı."
Bir Müftünün Kaleminden FetvalarHasan Çınar · Diyanet Vakfı Yayınları · 202223 okunma
Reklam
Bidayet ve Hidayet ile dolu içerik
10/10
·79 syf.·
2026 16. kitabı
Mart sayısında kapak konusu olarak Büreyde Bin Husayb (r.a.)’i işleyen Yedi Kıta Dergisi, zengin tarihi ve dini içerikleriyle dikkat çekiyor. Ramazan ayının yoğunluğu nedeniyle dergiyi ancak bayram sonrası tamamlayabildim; çok şükür 2 Nisan öncesinde bitirmiş oldum. Dergide öne çıkan konulardan biri, Osmanlı medeniyeti ve ev mimarisi üzerineydi. Osmanlı evlerindeki kapı ve pencerelerin mahremiyet anlayışına göre nasıl tasarlandığı, kapılardaki tokmakların cinsiyeti simgelediği gibi incelikler oldukça ilgi çekiciydi. Ayrıca, Çanakkale Cephesinde askerlerin fetva almış olmasına rağmen Ramazan ayında oruçlarını büyük bir gayretle tuttuğunu anlatan yazı, özellikle ibadet azmi açısından etkileyiciydi. Kapak konusu Büreyde Bin Husayb (r.a.) ise derginin en güçlü bölümlerindendi. Peygamber Efendimiz’le tanışması, İslam’a ilk katılması, ilk sancaktar oluşu ve cennetle müjdelenen sahâbilerden olması detaylı bir şekilde aktarılmış. Rıdvan Biatına katılan ilk sahâbelerden biri olması ve Peygamberimizin yanında uzun yıllar bulunmuş olması, onun ne kadar özel bir sahâbi olduğunu ortaya koyuyor. Huneyn Savaşı ve Mekke’nin fethi sırasında sancaktar olarak görev alması, devlet katipliği yapması ve oğulları üzerinden hadis rivayetlerine katkısı da anlatılmış. Ayrıca, Horasan’da vefat eden son sahâbi olması onu tarih açısından da önemli kılıyor. Dergide beni en çok etkileyen kısım, Peygamber Efendimizin Büreyde Bin Husayb (r.a.)’e öğrettiği dua oldu. Dua şöyle: “Allah’ım ben zayıf ve aciz bir kimseyim, rızanı kazanmam için sen beni kuvvetlendir. Beni perçemimden tutarak iyiliğe götür. Son elimi İslamiyet kıl. Allah’ım ben acizim, sen beni kuvvetlendir. Ben zelil bir kimseyim, sen beni izzetlendir. Ben fakirim, sen beni zenginleştir.” sayısında kapak konusu olarak Büreyde Bin Husayb
Yedikıta Dergisi - Sayı 211 (Mart 2026)Yedikıta Dergisi · Çamlıca Basım Yayın · 202613 okunma
Evet Atatürk suçludur.
Puan vermedi·360 syf.·
2025 708. kitabı
"İki nedenden dolayı"Kemalizm" sözcüğünü "Atatürk" sözcüğüne tercih etmek daha doğru olur. Atatürkçülük yıpratıldığı için, bir; Kemalizm uluslararası dile girdiği için." Yazının tarihi: Ağustos 1993 Siyasete şööle bir göz ucuyla bakıp çıkalım. AKP, bütün kavramların içini boşaltt halk nezdinde. Sağcı, sağcı değil solcu, solcu değil. Sevindiğim taraf, Türk genci Türkçülüğü, bozkurt işaretini MHP'den, bilmem kaç yüzlülerden söke söke aldı -299 öğrenci hâlâ tutuklu- Velhasılı Cemil Meriç'in çok duyduğumuz sözüne geldik: ”Artık sağcı, solcu kalmadı.. Elimizde bir vatan kaldı, bir de vatan hainleri!” İbret alınsaydı tekerrür eder miydi tarih? Bu incelemede altı ilkenin hepsini tek tek açıklamayacağım, kendimce ve çoğunlukta gördüğüm çok önemli yere sahip olan birtakım noktalara değineceğim. Çayınızı kahvenizi hazır edin, başlıyoruz. Mustafa Kemal Gibi Düşünmek "Norveç dilinde 'Mustafa Kemal gibi düşünmek' diye bir deyim vardır... Herhangi bir problem karşısında, çö-zümü imkânsız olduğu düşüncesiyle hemen kestirme-den teslim olma eğiliminde olan, ne yapıp edip bir çö-züm üretmek için yaratıcılığını zorlama zahmetine katlanmak istemeyen ruh ve zihin tembeli kişilere söylenir bu söz... Bu tip insanlara derhal, 'Hayır, yanılıyorsun bu problemin mutlaka bir çözümü olmalı, biraz da Mustafa Kemal gibi düşün' deriz... Laiklik Laiklik, "Aklın iman karşısında" özgürleştirilmesidir. Bugün şeriat isteyenler kendi özgürlüklerini değil bizlerin özgürlüksüzlüğümüzü istiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes dinini özgürce yaşayabilir, yaşıyor -Atatürk sayesinde- ama dinsizliğini? Daha doğar doğmaz kimliklerimize dinimize İslam ibaresi konuluyor. Nice dinsiz, fikrini özgürce belirtemediği için zoraki "iki yüzlü" yaşamak zorunda bırakılıyor. İstemiyor ama ölünce mezara gömülüyor.
Kemalizm Laiklik ve DemokrasiAhmet Taner Kışlalı · İmge Kitabevi Yayınları · 2007218 okunma
Keşke Kuran Dilini Bilseydim
8/10
·124 syf.··
2026 4. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 02:14
Kitabı bu ikinci okuyuşumdu. İlkini okuyalı on beş yıldan uzun süre oldu. Harika bir kitap; ikna edici, tesirli, doyurucu bir zenginliğe sahip ve sonlarıyla oldukça muhafazakarca; tavizsiz, doğmatik ve sert. (((Ama bu kitaptaki namaza yönlendirme ve namazı bırakmaktan sakındırmaya dair tesirli, kna edici, net ve kuralcı anlatımların; namazda okuduğunu anlayarak yani Kuran’ın dilini bilerek namaz kılanlar (ve belki dini bir cemaati veya dini çevresi olanlar) İçin önemli-elzem olduğunu düşünüyor ve onlar İçin özellikle zaruri görüyorum bu seslenişleri… Zaten yazarın kendisi de Arapça bilen biri ve Arapça’nın bilindiği bir ülkeden olsa gerek. Dini çevresi de vardır… Kuran dilini bilmeyenlerden (eğer ana dillerinde namaz kılabileceklerine ilişkin fetva yoksa) namaz kılması beklenip zorunlu tutulamaz bence yoksa bu, kutuplara yakın yerlerde yaşayanlardan oruç tutmalarını beklemek gibi olurdu. Dil bilmeden namaz kılmak da bu kişilerde bir yere kadar sürer ve hamhalat bir halde yaşanırdı on beş-yirmi kısa sûre ile bir ömür boyu. Bizim ülkemiz böylesi namaz kılanlarla dolu. ))) Kitaba gelecek olursam: Kitap 3 bölümden oluşuyor.36 doyurucu alt başlıktan oluşan ilk bölümde namazı kılmanın neden ve faydaları anlatılıyor; hadis, ayet ve din büyüklerinin sözleri eşliğinde. Her bir başlık dolu dolu, yoğun, ikna edici, tesirli ve öğretici… Kitabın ikinci bölümü ise 13 maddelik, namazı terk etmekten sakındıran, korkutan anlatımlardan oluşuyor… Yine öğretici, tesirli ve güzel. Kitabın son bölümünde ise dinde lüzumlu olan bazı hususlara yer verilmiş 9 başlık altında. Okumaya değer bir kitap. Ancak namaz’a sadece ibadet olarak odaklanılmış ve namazın hayat içerisindeki manası-ruhu (iş ve işlemlerimizde Allah’a yönelmek ve O’nu gözetmek) ihmal edilmiş. —Ama bu, yazarın buna önem
Namaz
Niçin Namaz Kılıyoruz?M. Ahmed İsmail El-Mukaddem · Polen Yayınları · 200680 okunma
Bir Devrimin Savunması
Puan vermedi·704 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 18:45
Öncelikle Nutuk bir tarihi eser değil, Kurtuluş Savaşı gibi müthiş bir süreci, bu sürecin başındaki kişi olan Mustafa Kemal’in kendi perspektifinden anlattığı bir savunma ve siyasi metnidir. Dolayısıyla içinde tartışmaya açık noktalar barındırır. Kanaatimce Nutuk'ta Kurtuluş Savaşı sürecini 3 aşamaya ayırabiliriz: 1. Milli Mücadele’nin siyasal olarak meşrulaştırılması 2. Ordu içinde meşrulaştırılması 3. Kurulacak düzenli bir ordu ile düşmanın yurttan atılması. Bu üçünü de başaran M. Kemal, mücadeleyi hem siyasal hem de ordu içinde meşrulaştırma gereğini, siviller ve ordu içinde ülkenin kurtuluş yolunu mandacılıkta görenlerin varlığı ve tek kurtuluşun ‘’Ya İstiklal, Ya Ölüm!’’ diyerek yola çıkan, bunun dışında hiçbir görüşün kabul edilemeyeceğini bildiğinden duymuştur. Mandacılık fikrini ‘’güçsüzlük’’ ve ‘’beceriksizlik’’ olarak nitelemesi ve halkı savaşa duygusal olarak hazır duruma getirmeyi planlaması örnek olarak verilebilir. Öte yandan ordu içinde de henüz Kurtuluş Savaşı’nı mümkün görmeyip buna hazır olmayanların varlığı da bir hayli ilginç. Örneğin, Erzurum Kongresi’nin bildirimleri ve tüzüğü komutanlar ve güvenilir makamlara dağıtılıp bulundukları yere göre basılıp çoğaltılması istenmiş, ancak 3. Kolordu Komutanı Salâhattin Bey’in Tüzüğün ikinci ve dördüncü maddesini sakıncalı bulmuştur. İkinci madde, ‘’birlik olarak savunma ve direnme ilkesinin kabul dilmesi’’ iken, dördüncü madde ise, ‘’geçici hükümet kurulabileceğine’’ ilişkin maddedir. Kitaptaki en ilginç noktalardan biri Mustafa Kemal’in BMM’ni açarken kullandığı akıllıca siyasi yöntem. BMM’nin açılacağına dair yaptığı bildirimde Meclisi İstanbul’da esir Halife ve Padişahı kurtarmak ve düşmanı yurttan açmak için kurulacağını belirtmesi ve meclisin açılacağı gün, ‘’cuma namazı, sala, Buhari okunması
1000k
NutukMustafa Kemal Atatürk · Say Yayınları · 202134,4bin okunma
Reklam
Reklam