Feyza

2/10
·84 syf.··
2022 24. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2022 23:46
Herkese merhaba. Çocuk kitapları, çocuklara gerek görsellik gerek içerik yapısıyla okumayı sevdirmeli ve yetişkinlik dönemlerinde okuma alışkanlığı kazanmış bir birey olmalarına zemin hazırlamalıdır. Ne yazık ki kitap bu ölçütlere uygun olmamakla birlikte iç karartıcı. Yazı tipi, hiç boşluksuz sayfa düzeni, kullanılan kağıdın kalitesi, beni okumayın der gibi. Kullanılan resimler çocukların yeni hikayeler uydurabileceği kadar ilgi çekici değil, renksiz ve yetersiz sayıda. Günlük hayatta karşımıza çıkabilecek sorunlara çok sık yer verilmiş. Etrafındaki olumsuz havadan kaçıp bir kitaba sığınmak isteyen çocuk, benzer şeylerle kitapta da karşılaşmamalı. Çocuklar kitap kahramanlarını taklit edebilirler bu nedenle baş karakter baskı ve şiddete, doğaya zarar vermeye özendirmemeli sorunları şiddete başvurarak çözmemeli. Üzülerek söylemeliyim ki olması gerektiğini düşündüğüm özelliklerin tam aksi biçimde yazılmış. Kitap boyunca hissettiğim en yoğun duygu huzursuzluktu. Herhangi bir çocuk gözünden okuduğumda ise buna üzüntü ve korku eklendi. Kullanılan ifadeler daha özenle seçilmeli herhangi bir küfür, kötü söz ve hurafe içermemeliydi. Soyut düşünme becerisi yeni yeni oluşan 7 yaşında bir çocuğa ölümden haddinden fazla bahsedilmemeliydi. Malesef öğrencilerime tavsiye edebileceğim bir kitap değil. Son olarak okuyup okumama konusunda tereddüt edenler için hoşuma gitmeyen kısımlardan birkaç örnek bırakıyorum. "Bütün kötü adamlar böyle olurlar, filmin sonunda mutlaka ölürler." syf 9 "Gece el etek çekildikten sonra balta, bıçak, çekiç ve çakıyı alet dolabından alıp bir torbaya koydum. Kafamdan aşağı beyaz bir çarşaf geçirdim. Bir hayaletten farksız olmuştum. Bahçeye çıktım. Dut ağacının karşısında durdum. Tabansızın tekiymiş, hemencecik korktu. Garip sesler çıkararak çevresinde
Çocuk Edebiyatı
Uçurtmam Bulut ŞimdiSevim Ak · Can Çocuk Yayınları · 20121,128 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
1/10
·224 syf.··
2021 18. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2021 04:05
Kitap İslamı doğru anlayamamış Hamza adında müslüman bir gencin; ‘izm’ler düzenini, eğitim sistemini, bilinçsiz müslümanları, İslami ölçülere uygun kitap yazmayan yazarlarımızı, ilk Türk kadın tiyatrocumuz Afife Jale’yi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, çağa uygun olarak gelişen teknolojiyi ve ona maruz kalan küçücük çocuklarımızı, ünlü dünya edebiyatı yazarlarını, traşlı erkekleri ve başı açık- başı kapalı kariyer sahibi olmak isteyen, evlilik düşünmeyen, makyaj yapan, üniversiteye giden, okuyan, çalışan tüm kadınlarımızı küfür ederek, aşağılayarak, her iki sayfada bir görebileceğiniz ‘falan fişman, fıstık “ gibi asalak kelimelerle yargılamasını konu alır. Monolog ve bilinç akışı teknikleri kullanılan bu kitapta insanlar islamofobiye, kine ve düşmanlığa sevk edilmiştir. "İnsanlar ‘’öteki, beriki, diğeri, öbürü’’ falan diye ayrılmazlar ki. ‘’Mü’min, münafık, müşrik, kafir, fasık…’’ diye ayrılırlar.’ Syf 55 İslamda böyle bir ayrımcılık yoktur. Nitekim Hz. Peygamber "Bir defasında Medine’de Müslümanlarla birlikte otururken önlerinden geçen bir cenaze önünde ayağa kalkmıştır. Onun bu tutumu karşısında “Ey Peygamber o ölen bir Müslüman değildi” denilmesi üzere “o da bir can taşımıyor muydu?” diyerek insanlar arasındaki en temel asgari müşterek olan insan olma niteliğinin önemini vurgulamıştır." “Kim gayrimüslim bir vatandaşa eziyet verirse, kıyamet gününde onun hasmı (düşmanı) ben olacağım.” demiştir. Müslüman olmayanlara yönelik bu tavırları da, aslında her şeyi anlatmaktadır. Küçük mücahidimiz(!) sadece Müslüman olanların oy kullanabileceği, kadınların kafasına göre giyinemeyeceği, süslenemeyeceği, üniversitelere gidemeyeceği hatta dışarı bile çıkamayacağı bir yönetim şekli hayal etmektedir. ‘’Mümin kendisinden çekinilen kudret sahibi bir adam olsa, o kadın cesareti
HamzaÖmer Faruk Dönmez · İz Yayıncılık · 20213,238 okunma
9/10
·112 syf.··
2021 2. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2021 21:57
Herkese selam... Orta Anadolu’nun küçük bir köyünde geçen öyküde, Üssüğünoğlu İbrahim adında bir ağanın, zamanında çok faydasını gördüğü, itibarına itibar katan ama güçten kuvvetten kesilip beli bükülünce gözden çıkarılarak yılkıya (doğaya) salınan Doru atın macerası anlatılır. Köylerdeki özümsenememiş müslümanlıktan, ‘el alem ne der?’ bakışından, insanların kötü gün dostu olmayışından, maddecilikten, vefasızlıktan, menfaatten, gösterişten, yoksulluktan, çaresizlikten bahsedilir. Hayvanlara çektirilen eziyetten, hiçbir şeyi mükafat beklemeden yapamayan insanlardan yakınılır. Sayar; yılkıya salınan atların duygularını, -Doru Kısrak gözünden- açlığa, korkuya, doğaya karşı verdikleri mücadeleyi şairane bir üslupla biraz da Yaşar Kemal havasında çok doğal betimlemelerle önümüze sofra gibi serer. Sayfa sayısını da göz önünde bulundurursak tek oturuşta bitirilebilecek bir akıcılığa sahip. Yer yer gözlerinizi dolduracak olan edebiyatımızın bu değerli eserini okumayı ertelemeyin.
1000Kitap
Yılkı AtıAbbas Sayar · Ötüken Neşriyat · 20268bin okunma
Kendinden farklı görerek beni ancak onore edersin Bay C.!
9/10
·192 syf.··
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2021 03:33
·
SPOİLER!!! Her bakımdan başkalarından farklı olmaya çabaladığın halde ayırt edici özelliğin yok, çünkü sen de birçokları gibisin Bay C. Ukalasın, tacizcisin, başkalarının bedenine ve ruhuna izinsiz dokunursun, her şeyi sen bilirsin, insanların nasıl hissettiği umrunda bile değildir, kimsenin seni anlamadığından şikayet eder durursun. Söylesene sen kimi anladın, kimi anlamaya çalıştın, anlamak istedin mi birini, en azından en yakınındakileri? ‘Ben toplumdaki değerlerin iki yüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi!’ (s.183) diyor Bay C. Gerçek sevgiyi aradığını söyleyen biri, bir kadını dış görünüşüne göre değerlendirebilir mi? Kendine göre ‘ideal’ olan ‘o’ kadını bulabilmek için etrafını iyi gözlemlemesi gerekiyordu. ‘Kadının biri evinin önünde kilim silkiyordu. O geçerken durdu, sonra yine başladı. Güzel kadın ama asık yüzlü.(s.18) Kadının güzel olması da yetmiyor, gerçek sevgiyi aradığı kadın güler yüzlü de olmalı. Caddenin ortasında yürüyen iki kızdan birini pat diye öptüğünde kızdan bir tepki almadığı için aradığı kadının 'o' olduğunu, ama kızın arkadaşı ona pis sarhoş dediğinde onu öpmediği için kızgın olduğunu düşünür. “Sonra o Rum kızını öptüm. Harbiye’ye yakın caddenin ortası tenhaydı. İki kişiydiler; kolkola gülüşerek geliyorlardı. Yanımdan geçerlerken benden yana olanı tuttum, öptüm. Yüzü soğuktu. Bağrıştılar. Öteki, -Terbiyesiz, pis sarhoş, dedi. Kafamı hınçla geriye attım gülerken. Gittiler. Ne yamansınız dökme kalıplarınızla; bir şeyi onlara uydurmadan rahat edemezsiniz. Oysa ben sarhoş falan değildim. Bir bardak şarap içmiştim yemekte.' (s.15) Bir kadını taciz ettiği umrunda değildir de, onu sarhoş çemberine almaları canını sıkar. ‘Az sonra ışıklar sönünce kadın koltuğun ötesine doğru
Edebiyat
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Çocuk kitabı değil, çocuk kalpler kitabı
10/10
·200 syf.··
2020 4. kitabı
Çocuk kitabı diye küçümseyip bunları okumadığı için insanlar, seyir halindeki araçlar gibi birbirlerinin yanından süratle geçip gidiyor, yolda kalanı aracına almıyor, aracı arıza yapana dönüp bakmıyor. Duyarsız, halden anlamayan, düşüncesiz ben'ci insanlar yetişiyor. Kimse kimseyi tanımak istemiyor, güvenmiyor, sevmiyor. Değişik fikirlere saygı duyamıyor, bacasından duman çıkan evler haricinde resim yapamıyor, hayal kuramıyor, mutlu olup mutlu edemiyor. Şermin Yaşar; kendi çocukluğunu, biraz da eğlenceli olsun diye kurguyla karıştırıp çok tatlı bir üslupla anlatmış. Biri bakkal, biri kahvehaneci olan iki dedesinin yanında, oradan oraya yardıma koşarak büyümüş. Dükkanları süpürmüş, bulaşıkları yıkamış, etrafı düzenlemiş. E tabii bir de hayal kurmuş, yaramazlık yapmış. Küçük Şermin; bakkalda daha fazla satış için yaptığı muzırlıkları, dedesi görmeden yediği abur cuburları, kasabayı her gün bakkala getirtmek için verdiği mücadeleyi; kahveci dedesiyle ticaretten anlamadığı için ettiği kavgaları anlatıyor. İnsanların ama en çok ailesinin onu anlamadığından şikayetçi. “Daha fazla dayanamadım. Ağlamaya başladım. Ağlaya ağlaya içeri koşarken arkamdan "Ağladığına göre kesin suçlu!" dediler. "Ağladığına göre suçlu!" ne demek ya? "Ağladığına göre çaresiz demek ki ağladığına göre üzgün demek ki ağladığına göre bir derdi var demek ki!" demek varken "Ağladığına göre suçlu!" nedir ya? Dünyanın en vicdansız ailesinin ortasına doğmuştum.” Özgür olamadığından şikayetçi, insanların gereksiz sorular sormalarından, hatta en çok “büyüyünce ne olacaksın” diye sormalarından... “Çocukların yetişkinlerle iletişimde dikkat etmesi gereken hassas konular" başlıklı defteri var bir de. On maddenin en sevdiğim kısmı şöyle: 9.MADDE: “Bu yetişkinler böyledir. Sana oyuncak bebek alırlar ama saçını
Psikoloji
Dedemin BakkalıŞermin Yaşar · Taze Kitap · 201812,9bin okunma