Adına 'cazibe' (çekim) dediğimiz görünmez, erişilmez, tutulmaz, şekilsiz, hararetsiz, sessiz, kararsız, ama fezada görünen ve görünmeyen bütün alemleri askıda tutan, topaç gibi döndüren, top gibi fırlatan, fikirden daha hızlı, dehadan daha atak, bu her şeyden yaman kuvvet nedir? En küçük sonsuzdan en büyük sonsuza kadar bütün varlıklara öyle hakim ki yer yüzü üzerinde bir kum taneciği, damarlarımızda bir kan damlacığı yok ki onun tesirinden kurtulabilmiş olsun.
Fezalar hep aşk tekken, zerrelerden güneşlere kadar bütün varlıklar seni arayan birer aşıkın mıdır Ya Rabbi? Bu ne ebedi bir deveran, bu ne hikmet dolu ayin, bu ne ulvi sevgi...
Tiyatroda ağlamak, gülmenin bir başka şekli demektir. Zaten fizyolojide 'gülme' ile 'ağlama' arasında, bazı hallerde, fark yok gibidir. İkisi de sinir zayıflığından ileri gelir. Eğer ağlamakla ahlak düzelseydi, dünyada çocuklardan uslu akıllı kimse bulunmazdı.
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi (İHEB), evrensel olduğu için coğrafi sınırları, dolayısıyla ''ulusal'' ve ''egemen'' toprak bütünlüğünü kabul etmeyen ''coğrafya-aşırı'' bir belgedir. Bu haliyle bağlayıcı değildir ama aynı ilkeler 'uluslararasılaştırılarak' bağlayıcı hale getirilmişlerdir. Vatikan'da ''evrensel'' bir kilise ve daha da önemlisi ''seküler'' bir devlettir. Papa aynı anda hem 'bishop' (ruhani) hem de 'pontifex' (devlet başkanı)'dır. Onun hak ve görevleri, İHEB ile değil, burası çok önemlidir ki, CJC diye bilinen Kilise Yasası'nda yani ''Canon Juris Canonici''nin 331-335. maddelerinde öngörülen hükümlerle tanımlanmıştır. Bu tanımlara göre Vatikan'ı yönlendiren Papa, hem ''Vicarius Filii Dei'' (Tanrının Vekili) hem de ''Latinus rex Sacerdos'' (Ruhanilerin Kralı)dır. Kısacası Papalık İHEB'nin şart koştuğu, ''Dil, din, cins, ırk vs.'' gibi ayrımcılık yapılmadan 'eşit' statüde olmanın dışındadır. Bizzat papalık İHEB'i kabul etmesine rağmen ona hiçbir şekilde uymamakta ve kendisini İHEB'nin ve ilgili yasaların çok üstünde görmektedir. Kaldı ki, Papalar bilindiği üzere, 1879 'den beri ''Infallibility=Yanılmazlık'' imtiyazıyla mücehhezdirler. Bu da İHEB'ye esastan aykırı bir imtiyazdır. Ama kimse buna dokunamamaktadır.
Müslümanların ise böyle üst bir kurumları yoktur. Coğrafya tanımamazlık edemezler, edemedikleri için de İHEB, batılı seküler güçlerin ve Vatikan'ın elinde bir tetikçi gibi kullanılmaktadır.