Arthur Schopenhauer
8/10
·632 syf.··
2026 96. kitabı
Okuduğum Schopenhauer biyografisi, filozofun hayatını aktarma konusunda başarılı olsa da yazarın her satıra kendi sığ yorumlarını sokuşturması rahatsız edici. Yazar, anlattığı filozofun derinliğinin farkında değilmiş gibi davranıyor. Özellikle kadınlar konusundaki çıkarımları felsefi ontolojiden koparıp tamamen filozofun ailevi durumuna ve annesiyle olan ilişkisine bağlamış. Oysa Schopenhauer’ın sisteminde her şey determinist bir eksendedir; o dünyayı kişisel bir hınçla 'kötü' ilan etmez, dünyanın doğası gereği (İstenç nedeniyle) acı dolu olduğunu söyler. Keza dinden ve papazlardan felsefeci olmayacağını söylerken de kişisel bir nefretle değil, onların gerçeğe değil dogmaya ihtiyaç duymalarından yola çıkar. Kadınlar konusundaki tavrı da duygusal bir nefret veya basit bir aşağılama değil; doğanın onlara yüklediği işlevi ve rasyonel akla ihtiyaç duymayışlarını sistemine dahil etmesidir. Çoğu okur felsefeyi duygusal ve sığ okuduğu için bu ontolojik bağlılığı kavrayamıyor, biyografi yazarı da bu hataya düşmüş. Filozofun Hegel, Fichte ve Schelling’e yönelik sert saldırılarını yazar 'ad hominem' olarak adlandırmış. Ancak Schopenhauer’ın öfkesi sahte başarılara duyulan kıskançlık değil; felsefeyi para, ün ve devlet memurluğu için kullanan bu isimlerin hakikatten uzaklaşmasına duyulan entelektüel bir tiksintidir. Hegel'in mantık hatalarını 'Kuğunun da iki bacağı var, o halde sen bir kuğusun' basitliğine indirgeyerek çürütmesi, sığ görünse de Hegel felsefesinin kof mantığını vuran harika bir tespittir. Özetle; hayat hikayesi için okunabilecek bir kitap ancak yazarın araya sokuşturduğu cılız ve tutarsız yorumlar felsefi derinliğin yanında çok hafif kalıyor.
Biyografi
SchopenhauerDavid E. Cartwright · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024109 okunma
9/10
·112 syf.··
2013 10. kitabı
·
86 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2013 00:00
Felsefe tarihçiliğinin dev ismi Copleston, Hegel'i Alman İdealizmi'nin tarihsel bağlamına oturtarak, onun Kant ve Fichte ile olan hesaplaşmasını ve sisteminin evrimini inceliyor. Kitap, Hegel felsefesinin sadece metafizik bir kurgu olmadığını, Fransız Devrimi'nin ve modern devletin oluşumunun felsefi bir yansıması olduğunu gösteriyor. Tarihin bir amacı (telos) olduğu fikrinin ve özgürlük bilincinin gelişiminin izini süren akademik bir başyapıt. Marksizmin felsefi köklerini, "yöntem" ile "sistem" arasındaki ayrımı gözeterek okumak isteyenler için vazgeçilmez.
1000Kitap
HegelFrederick Copleston · İdea Yayınevi · 200020 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·112 syf.··
2025 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2025 00:18
Fichte'nin ''yüce ben''inden sonra dinamik doğa anlayışını görmek daha efektif oldu. Zira bir yere kadar fichte haklı ne oluyorsa ''bunu söyleyebilen'' bütün ''ben''lerde oluyor ne oluyorsa. Lakin ''Ben '' kavramını bir şeyler algılamaya iten nedir? Bu şey her ne ise aslında Fichte'nin ''Ben''ini de içeriyor olabilir mi diye düşünen büyük filozof bir anlamda Hegel'i de doğurmuştur. Zaten Ben'in arkasında ki doğa ile Schelling ortaya çıkıyorken, doğanın arkasındaki akıl ile de Hegel çıkacak. Akılın arkasındaki ekonomik ilişkilerle de Marx çıkıyor ama neyse :) toparlayacak olursak; Alman İdealizminin direğidir Schelling bir anlamda... O; mantığa alan açarak ''Bir şey kendinin kanıtı olamaz'' fikrinden hareketle Fichte'nin Ben kavramını da zorunlu yönetmenlikten alıp onu daha büyük bir yönetmenin (Doğanın) oyuncusu haline getirmiştir. Tavsiye edilir çok güzel bir kitap
Dünya ÇağlarıFriedrich Schelling · Ayrıntı Yayınları · 016 okunma
Puan vermedi
Kitapta uzun bir önsöz açıklama kısmı var. Bunu gereksiz buldum. Kült eserlere haddinden fazla açıklamayı sevmiyorum. Bunun dışında kitabın edit'i başka bir filozof tarafından yapılmış. Teorik, pratik bilim öğretisi, tarih, din , hukuk felsefesi bölümleri mevcut. Buralarda yazarın o konu hakkındaki görüşleri işleniyor. Daha çok kant'a eleştiri mahiyetinde. Kitap son derece teknik. Amatör okuyucuya yönelik açıklamalar eksik. Birkaç yerinde editöryal hataları mevcut. Bunlar okumaya engel teşkil etmiyor zaten benim de umrumda değil ama bunları önemseyenler için yazıyorum.
FichteNicolai Hartmann · Fol Kitap Yayınları · 20219 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2025 15:42
Aziz Yardımlı'nın çevirisine rağmen iyi bir kitap. İdealizm gerçeğin görünenin ötesinde ayrı bir hakikati olduğunu iddia eden bir akımdır. Bu anlamda Alman İdealistleri dediğimizde Almanların gerçeğin görüneninin ardındaki hakikati ne ile açıkladıklarını anlamalıyız. Bu anlamda Fichte'nin ''mutlak ben''i, Schelling'in doğa kavramını daha derinden görme fırsatı veriyor kitap. Özellikle ben, Öteki ben ve bunların sentezi ile ortaya çıkan mutlak ben kavramı etkileyici görülse de esasında mutlak hakikat arayışlarının realist bağlamdan koparılması ister istemez tutarlı ve ayakları yere sağlam basan bir felsefi masal olma durumunu kotarmıyor ne yazık ki? İdealist zihniyet kişisel perspektiflerden soyut krallar yaratır ve nihayetinde ya tabii olmak yada dışlanmak zorunda kalırsınız. Bu anlamda idealizmi Almanlar gibi kılı kırk yaran bir milletten okumak işlevsel olabilir... Saygılar
Alman İdealizmiFrederick Copleston · İdea Yayınevi · 201414 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2024 8. kitabı
♧Hallac-ı Mansur Kimdir? Asıl adı Ebu Abdullah Hüseyin bin Mansur el Beyzavi el Hallac'dır. Ancak halk arasında Hallac-ı Mansur olarak bilinir. Hicri 244 miladi 858 yılında İran'ın Tur köyünde doğmuştur. Babasının pamukçu olmasından dolayı Hallac lakabıyla anılır. ♧Hallac-ı Mansur iktidar açısından bir tehdit unsuru olarak görülüyordu. Hallac-ı Mansur sohbetlerinde "Her şey Allah'a bağlıdır. Her şey Allah'tandır!" öğretisini savunuyor ve anlatıyordu. Hallac-ı Mansur Hicri 309 miladi 922'de Bağdat'ta önce kırbaçlandı, ardından burnu ve ayakları kesilerek işkenceye maruz kaldı. Ölümünden sonra bedeni yakılarak külleri Dicle'nin sularına savruldu. ♧Hallac-ı Mansur "Ene-l Hak" felsefesi üzerinde tarif ettiği varlık, benlik, hiçlik ve yok oluş kavramları, sanat, inanç ve felsefe dünyasına ışık tutmaya devam ediyor. ♧Mevlana'dan Yunus Emre'ye, Spinoza'dan Kant'a, Nietzsche'den Fichte'ye kadar dünyaca ünlü büyük düşünürlerin felsefi akımlanna ilham kaynağı olmuş büyük İslam düşünürü Hallac-ı Mansur'un "Ene-l Hak" felsefesi üzerinden tarif ettiği varlık, benlik, hiçlik ve yok oluş kavramları, yüzlerce yıldır bilim, sanat, inanç ve felsefe dünyasına ışık tutmaya devam ediyor. ♧Felsefe kitabı fakat özet niteliğinde ve derine inilmeden yalın bir şekilde anlatılmış bir cep kitabı diyebilirim. Kitabı okurken her bir sayfada kendinizden bir şey bulabilirsiniz.
Edebiyat
Cehennem Acı Çektiğimiz Yer Değil Acı Çektiğimizi Kimsenin Bilmediği YerdirHallac-ı Mansur · Destek Yayınları · 20254,055 okunma