Yaşananları hatırlamanın zorlaşması, her şeyi unuttuğumuz anlamına gelmez. Travmatik olayın bir parçası olan kelime, görüntü ve dürtüler içimizde taşıdığımız acılarımızın gizli dilini oluşturmak üzere yeniden ortaya çıkar. Hiçbir şey kaybolmaz. Parçalar sadece yön değiştirir.
Zayıflığımızı belli etmek istemediğimizde, İyiyim, deyip geçiştiririz ya öyle söylemişti, hatta ölecek durumda olsak bile iyiyim deriz, kabaca buna yiğitliğe bok sürdürmemek denir, olayları böyle mantıksızca tersine çevirmek yalnızca insan türüne özgüdür.
Türkiye'deki ailelerin çoğu bu konudan bir dram yaratır ve suçlu olup olmadığına bakmadan kızı mahkum ederdi. Hele doğulu ailelerde, aile meclisi kararıyla kızın öldürülmesine karar vermek epeyce yaygındı. Öyle bir aile olsaydık, ya bir ip uzatırlardı kendimi asmam için, ya intihar görüntüsü verip traktörün altına atarlardı ya da tarlaya götürüp vurarak oracığa gömerlerdi. Diri diri gömülen kızlar bile okuyorduk gazetelerde.