Doktor Uyku - film vs kitap, genel yorum
10/10
·541 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 16:04
Filmini izlediğim için kitabı nasıldır diyerek başladım ve kitabın başlarının filme bu kadar benzer olması, yani aslında filmin bu kadar orijinal esere sadık kaldığını görmek beni şaşırttı. Tabi bir yere kadar… İlk kitabın ( Medyum) filmi olan Cinnet’e göre filmi kuşkusuz çok daha yakın kitaba. Doktor Uyku filmini izlediyseniz bilin ki kitabı da genel olarak aynı tadı veriyor. Tabi filmde en nefret ettiğim şey gereksiz karakter ölümleriydi. Billy’i ve Dave’i öldürdüler. Ölmeyen yan karakterleri aksiyon uğruna öldürmeyi seviyorlar sanırım. Kızı boşu boşuna yetim, anneyi dul yaptılar… üzerine bir de Dan’i öldürdüler. Huzur içinde yaşayıp ölsün dememişler Stephen King’in yaptığı gibi... Dan karakteri ilk filmden beri var olan ve bu evrenin önemli bir parçası olan bir karakterdi, kesinlikle kitaptaki kaderi hak ediyordu. Bir karakterin hikaye içinde geliştiğini görmek için her seferinde kendi canını feda etmesi gerekmediğini anlasa keşke şu film yazarları… Kitaba dönüyorum. Kitap Danny’nin çocukluğundan birkaç kesit ile beraber, yeni karakterleri tanıtıyor ve Danny’nin yetişkin hayatından devam ediyor. Dick karakteri ilk kitabın filmindeki gibi ölmemişti (film yazarları şu saçmalığa son vermeli), kitapta Danny’e mentorluk yapmaya devam etmişti. Bu yüzden onu da bu kitabın başında görüyoruz. Ve daha sonra da yetişkin Danny’nin mentorluğunu okuyoruz. Artık ışıltısı olan minik öğrencimiz Danny değil, Abra Stone. Abra, kendilerine Gerçek Kardeşlik diyen bir tarikatın işlediği cinayete telepati yoluyla şahit oluyor, Abra Onlar’ın peşine düşüyor, Onlar da onun peşine düşüyor ve böylece olaylar başlıyor. Filmi kitaba aşırı benzediği için Medyum’u okurken duyduğum heyecanı başlarda duymadım ama olaylar daha sonra farklı gidiyor ve filmde olmayan sahneler olduğu için okuması
Korku-Gerilim
Doktor UykuStephen King · Altın Kitaplar · 20132,177 okunma
Sarı Lacivertlilerin Aşkı Avrupa’yı Sardı!
5/10
·126 syf.··
2026 14. kitabı
Johann Wolfgang von Goethe’nin 1774’te yalnızca iki haftada kaleme aldığı Genç Werther’in Acıları, yayımlandığı andan itibaren Avrupa’yı kasıp kavuran bir edebî fenomene dönüştü. Henüz yirmi beş yaşındaki Goethe’nin kendi mutsuz aşk deneyimlerinden doğan bu mektup-roman, bireyin içsel dünyasını tüm çıplaklığıyla ortaya koyarak bir çağın ruhunu şekillendirdi. Werther’in nişanlı bir kadına —Lotte’ye— duyduğu imkânsız aşk, Wilhelm’e yazdığı mektuplarda giderek derinleşen bir melankoliye dönüşür. “Kitapta imkânsız aşkını arkadaşına mektuplarla anlatan Werther’in sarsıcı-sıkıcı bunalım halini bulacaksınız. —Aslında yazarın kendi gerçek hayatı bu kitap. Veo dönem Almanya'da yaşanan ÜÇGEN BİR İLİŞKİ VAR. İşte siz bu ilişkiyi sonra da bu çarpaşık ilişkiden kaynaklanan intiharı okuyorsunuz. Bu bağlantıdan gerçekleri okuyabilirsiniz. Kimin kimle ne yaptığını... en.wikipedia.org/w/index.php?tit... Eserin yayımlandığı dönemde yarattığı etki olağanüstüdür. Almanya ve Avrupa’da gençler Werther’in giyimini taklit ederek mavi ceket, sarı pantolon ve çizme giymeye başlamış, sokaklar adeta bir “Werther gençliği” tarafından kuşatılmıştır. Bu dalga,o dönemde taraftarların Avrupa’yı sarı-lacivert coşkuyla doldurmasına benzer bir kitlesel kimlik ve aidiyet duygusu yaratmıştır. YAŞA FENERBAHÇEE.. Hatta bu akıma uyan gençlerin kıyafetlerini gören yetişkinler " Hımmm sen de mi Werther oldun! " dermiş.. “Ah Wilhelm! İnsan kalbinin derinliklerinde saklı olan o sonsuz arzular, toplumun zincirleriyle nasıl da boğuluyor...” Romanın duygusal yoğunluğu, bazı gençleri intihara sürüklemiş, bu nedenle eser bir dönem yasaklanmıştır. Adamlar Ne Yokluk Çekmiş “Bir dönem bu kitabın fanları oluşmuş ve etkilenenlerden dolayı intihar
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150,2bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tam yolda okumalık bir kitap
Puan vermedi·211 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2026 22:28
Bazı eserler vardır 2-3 sayfalık bir hikayesi adeta bir roman gibidir. Mustafa Kutlu'nun da böyle hikayeleri çoktur ama bu kitabı roman diyebileceğimiz bir kalınlıkta. Ama tam bi hikaye hafifliginde. Bu da yazarlığın farklı bi boyutu bence: Uzun bir romanı 2-3 sayfalık bir hikayeymiş tadında anlatabilmek. Kitapta cok çeşitli karakterler var hepsinin geçmişlerine, o anki duygularına, birbirileri ile olan diyaloglarına ve ardı arkası kesilmeyen enerji dolu olaylara tanık oluyoruz. Her bir bölüm ayrı bi hikaye sunuyor insana o yüzden kitabın ritmi hep yüksek kalıyor zaten Kutlu'nun dili cok akıcı tam bi hikaye anlatıcısı, bu sayede kitap rahatça okunuyor. Kitap boyunca Kutlu'nun diger eserlerinde oldugu gibi insanları ve insanlığı görüyoruz en saf haliyle. Bunu bazen tek bir insanda okuyoruz bazen farklı farklı insanlarda bazen de bu insanların uyumunda. Karakterlerden bahsediyorum ama o kadar bizden insanlar ki... Kendi hayatımızdan farklı olaylar okusak da o insanların duygularından bir pay çıkarabiliyoruz kendimize ve çoğu zaman o duygu direkt aktarılmıyor bile ama okurken hissediyorsun, anlıyorsun, biliyorsun bu tanıdık hissi. O yüzden karakterler cok insani. Kitabın daha asıl son kısmına gelmeden hayatın farklı bi boyutu çarpıyor yüzümüze. Bu insani hayatın, hayatımızın da bir oyun olduğu. Bu gerçek duyguların her birinin günümüzde artik bir sekilde sahte ifadelerle örtüldüğü. Yani en azından son kısımda bana böyle düşündürtmüştü yaşadığımız onca sey yalan mıydı sadece bir hikaye miydi gerçek degil miydi diye düşündüm. Ama kitabın devamı da sorumu cevapladı diyebilirim. Evet bazı şeyler gerçekti bazıları değildi hayaldi kurguydu belki ama ondan sonraki hayatımız gercek olmaya devam edecek. Bazı yerlerde yine kurgulanacak ama insan oldukça yine gerçekliğin, gerçek
Mavi KuşMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201114,9bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 00:00
Kutlu Üstad ortaya bu sefer sanki hikâyeyle deneme karışımı bir eser koymuş gibi düşünüyorum. Edebiyatı bilen, hikâyeciliği bilen daha iyi bilir elbet. Benim alanım değil ancak bu şekilde bir yapıt ortaya koyulmuş şeklinde algıladım ve bu algım beraberinde bazı rahatsızlıklar doğurdu. Hani bazı dizilerde denk geliriz, bazı oyuncuların rol durumlarını şu şekilde ifade ederiz: “Bu karakter ön planda gibiydi ama şimdi ortada yok. Nereye kayboldu, niye daha göremiyoruz? Madem rolü bu kadar olacaktı o zaman niye alındı ve neden hâlâ dizide yer alıyor?” Ben biraz bunu hissettim bu hikâyede. Sadece karakter bazlı da değil, hani bu kadar mıydı? “Filmin sonu geldi, şaka gibi, daha devamı yok muydu, burda final mi olur?” dedirtti adeta bana. Elbette ruhûma iyi geliyor böyle kitaplar, gönlümü açıyor adeta. Ama başka hikâyelerini okumasam bu denli de rahatsızlık veren yanı da olmazdı kanımca.
Ezanı BeklerkenMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 2025549 okunma
Ruhların kaçışı??
5/10
·328 syf.··
2026 7. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 17:57
Hani bazı filimler vardır izlerken her an bir şey olacak diye beklentiye sokar sürekli ama olmaz ve saçma sapan bir son ile kalırsınız ya - işte bu kitap benim için öyleydi. Çok popüler bir kitap ve insanlar çok sevdiklerini söylediği için şans verdim (benim tarzım değil aslında) ve üzdü beni. Spoiler içerir. Yani bi gizem oluşturulmaya çalışılmış- paralel evrenler, gizli geçitler, ruhlar gibi şeyler- ama o kadar hava da kaldı ki çoğu şey. Kitabın yarısına kadar zor okudum ve kitabı bırakmamak için savaş verdim. Sonrasında ha gayret diyerek bitirdim. Mors mesajı biraz eğlenceli kılıyordu- sonunda hayal kırıklığına uğratmasaydı. Ben karakterlerle biraz da olsa bağ kurmayı severim, ama bu anlatım tarzında çok mümkün olmadı. Amaç da o olabilir tabiki. Belgesel izler gibiydi. Sonra Ruhların Kaçışı filmin adı geçince heyecanlandım, çok severim ve ilginç konusu vardır ve ona benzer bir şey mi olacak diye düşündüm ama o da değildi. Bu kitap bi serinin devamı ise evet mantıklı olurdu ama değil diye biliyorum. Ya da bu kitabın devamı olursa bir anlam kazanabilir.
Biz Eskiden Burada YaşardıkMarcus Kliewer · Nox Yayınları · 2025207 okunma
Dikkatsiz bir gencin faydasız eyvahı: İntibah!
8/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Merhabaalarr Bugün listemden 15. kitabı okudum. Listede 15. kitap değil, 15. adet kitabı diyorum. :) Türk edebiyatının ilk edebi romanı olan İntibah'ı hızlıca bitirdim. Kısa, çok kaliteli bir yazardan çıkmış tatlı bir eser. Edebi dili gayet iyi. Konu sapmıyor ve okurken yazarın olayları çok uzatmadan ama kaliteden de taviz vermeden yazdığını hissediyorsunuz. Kısaca konusu şöyle: Ali isminde 21-22 yaşlarında bir genç var. Mahpeyker adında bir kıza aşık oluyor ve birtakım olaylar yaşanıyor. Ardından bu kızdan ayrılıp Dilâşûb adındaki diğer kıza aşık oluyor. Fakat işler yine kötü gidiyor ve olaylar birbirini takip ederek en nihayetinde hazin bir son yaşanıyor. Çok zamanım yok, hele hele kalitesiz bir esere hiç zamanın yok diyorsan İntibah tam senlik. --- Bu arada listemi buraya paylaşıyorum. Belki benimle beraber ilerlersiniz ve 5-6 yıl sonra bir edebiyat kurdu oluruz. :) Benimle beraber okuyacak arkadaş varsa bana da çok iyi gelir. Bundan sonraki okuyacağım iki eser Bir Bilim Adamının Romanı ile Cevdet Bey ve Oğulları. Daha sonra zaten tatilim başlayacak ve İnce Memed'i okuyacağım. 25 gün falan ayırdım ona. Dünya edebiyatına ise hiç girmedim daha. Bir süre de girmem diye düşünüyorum en azından yaza kadar. Ha bir iki eser aldım ama devamı zor gelir. Bu arada 5-6 yılda bitirmem için (şu an 21 yaşındayım ve hedefim 26-27, en geç 29'a kadar) yılda yine 4 veyahut 5 kitap bitirmem gerekiyor. Kendimize yapabileceğimiz çok iyi bir yatırım diye düşünüyorum. Umarım faydalı olur. *** Türk Edebiyatı Okunanlar: 1. Çocukluğumun Soğuk Geceleri - Tezer Özlü (65 sayfa) 2. Efsuncu Baba - Hüseyin Rahmi Gürpınar (84 sayfa) 3. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Peyami Safa (112 sayfa) 4. Yılkı Atı - Abbas Sayar (112 sayfa) 5. Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali (160 sayfa) 6. İntibah –
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma