Büyük beklentilerin hayal kırıklıklıkları da büyük ve yıkıcı olur,romanı okuduktan sonra aklıma gelen ilk cümle bu oldu.
Charles Dickens büyük umutlar isimli bu klasikleşen romanında,okurlarına ;para hırsının insanı körleştirici özelliğine, daha iyi bir yaşantıya kavuşunca, eski kötü günlerinde kendisine destek olup bağrına basanları görmezden gelmelerini, köylü ile kentli, cahil ile okumuş arasındaki uçuruma ve bundan kaynaklanan insanlar arasındaki ayrımcılığa ve de buna olanak sağlayan sosyal düzene dair sakınmadan söyleyeceklerini ana karakter pip in ağzından okurlara lanse ediyor.küçük yaştan itibaren,zengin bir ailenin kızına aşık olan, ama ona erişme umudunun olmadığını bilen pipin ,anlatımıyla başarılar kazanmasını ,nevrotik bunalımlarını,1800 lü yıllar ingilteresini bir solukta okuyoruz.
misal:
"Onu sevmenin yıkım olduğunu biliyordum ama bunu bilmek ona duyduğum sevgiyi azaltmıyordu. Onun kusursuz biri olduğuna inansam ancak bu kadar ona bağlanırdım."
yazar pip karakterini,zannımca kendinden esinlenerek yaratmış,çünkü yaşam öyküsü,çocukluğundan itibaren benzerlikler gösteriyor.Memur bir babanın oğlu olarak 1812 yılında doğan Dickens'ın ilk yılları refah içinde geçse de babasının borçları yüzünden hapse girmesiyle sefaletle tanıştı. Henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında çalışmak zorunda kaldı.büyük umutlar da ise pip ,11 yaşlarında demirci çıraklığı, demirciliğe başlamadan önce ise,zengin bir ev de hanımefendiye hizmet yapıyor.basit bir iş,onu yürüttme ve sohbet etme gibi haftalık ,bir sene kadar süren,ritüel haline gelen bir iş.fakat bu evde estalla yı görüyor.karakterini,hayatını değiştiren adımları,kararları o ev ve estalla dan sonra atıyor.ablasının zulmü,eniştesinin çocuksu saflığı,eşraftan bıktırıcı yavan tipler,hapishaneden kaçan gizemli