• İnsan öylesine meçhul ve öylesine aciz ki kendisinin farkına varsa ağlamaktan kafasını kaldıramaz. Oysa o acziyetini tanımak yerine kibir kumunda kafalı gömülü yaşamayı tercih ediyor. Muhtemeldir ki kafasını kaldırdığında kendisi için Sûr’a üflenmiş olacak. O vakit firavun gibi iflah yolu bulamayacak...
  • Kur'an'da sürekli yinelenen üç tane tipleme vardır. Bu üçü, Tevrat'ta da
    vardır. Birisi kudret sembolü olan Firavun'dur. ikincisi zenginlik, sermaye ve
    ekonomi sembolü olan Karun'dur. Üçüncüsü, dini elinde bulunduran bir ruhani olan
    Bel'am-i Baur'dur. Bu üçü, Kabili sınıfın sembolüdür.
  • Bugün artık Firavun yoktur, ama sıradan insanların firavunlaşmasına müsait bir sistemin kıskacı vardır.
    İsmet Özel
    Sayfa 108 - Tiyo Yayınları
  • Ümmet-i Muhammed miyop olmuş. Önüne koyulan şeyden gayrısını görmez gözleri. Evet ümmet derken, senden bahsediyorum. Evet, bu yazıyı nefsine almayan senden bahsediyorum. Hâlâ nefsini sorgulamayan senden bahsediyorum. Uzağı görmeyen senden bahsediyorum. Uzaktaki kimsesiz çocuğu görmeyen senden bahsediyorum. Kulağına fısıldayan şeytanın sesinden başka diğer tüm seslere sağır olan senden bahsediyorum. EVET SEN! Evet sen Ayşe… Evet sen Mehmet… Evet sen Fatma… Evet sen!
    KÖR olmanın bile bir şerefi vardır. Kandırmaz insanı. Doğrudur. Dosdoğru! Körse, kördür, görmez.
    Peki sen kardeşim! Sen de mi körsün? Din kardeşlerine yapılan zulme sen de mi körsün? Yoksa eliyle gözlerini kapatıp bu zulme “Ben bakmaya dayanamam ki…” deyip bakamayacağın sahneleri, din kardeşlerinin YAŞAMASINI anlamaya da mı körsün? SAHİ YAPILAN VİCDANSIZLIĞA BAKAMAYACAK KADAR DA MI KÖRSÜN?
    Göz görmez.
    Göz bakar.
    Kalp görür.
    “Bakamıyorum.” Deyişin bu hususta gözünle alakalıdır. Ben sana bak demiyorum. Zira ikimiz de biliyoruz ki:
    SEN GÖREBİLEN BİR KÖRSÜN!
    Görebilen ama susan. Susan ve ses çıkarmayan. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!” diyen…
    YALANCISIN SEN! Kendini kandıran bir yalancı…
    “FİLİSTİN’İ… GAZZE’Yİ… ARAKAN’I… MISIR’I… KUDÜS’Ü… SURİYE’Yİ… düşünüyorum.” diyen bir yalancı!
    Düşünen insan, dertlenmez mi be kardeş?
    AĞLAMAZ MI?
    ACIMAZ MI?
    Onlara değil, kendine…
    Rüyalarına girmez mi insanın Kudüs!
    Yoksa, Instagram’da Facebook’ta Twitter’da; KURU, BOŞ CÜMLELERLE PROTESTO MU EDER KUDÜS’E YAPILANI?

    Riyakârlık yerine içinde saklamaz mı insan Kudüs’ü?
    “AH!” çekmez mi içten içe…
    Her namaz sonrası dua etmeye üşenen biri olmak yerine; dakikalarca dua etmez mi Kudüs’e?
    Bulunduğu ortamda “O ona şunu demiş, bu buna bunu demiş.” Demek yerine “KUDÜS BİZİM DAVAMIZDIR!” deyip dava adamı yetiştirmez mi Kudüs’e?
    SAHİ…
    KUDÜS’Ü SEVEN DÜNYAYI SEVER Mİ?
    Peki
    DÜNYA’YI SEVEN KUDÜS’Ü İSTER Mİ?
    Hayır…
    Kendini kandırma yine!
    KUDÜS’Ü SEVEN KUDÜS’Ü İSTERDİ…
    KUDÜS’Ü SEVEN DERTLENİRDİ…
    KUDÜS’Ü SEVEN ‘’EY ÜMMET!’’ DEYİP SİLKELENİRDİ…
    KUDÜS’Ü SEVEN SEN DEĞİLDİ!
    ÇÜNKÜ KUDÜS…
    ÇÜNKÜ KUDÜS, ŞEHİTLİK MERTEBESİYDİ…
    SAATLERCE BOŞ BOŞ İNTERNETTE GEZEN SEN!
    KUDÜS’Ü ANLAYAMAZSIN…
    KUDÜS’Ü SEVEMEZSİN.
    “ÜMMET!” DİYEMEZSİN!
    ÇÜNKÜ KUDÜS…
    ÇÜNKÜ KUDÜS’Ü SEVMEK; KÖRLERİN İŞİ DEĞİL BAYIM!
    SEN İSE, HÜCRELERİNE KADAR ÂMÂ OLMUŞSUN.
    KENDİNE GEL BAYIM!
    KUDÜS’E GEL!
    “YA ŞAFİ!” DE VE UYAN!
    BATI’NIN KÂBUSUNDAN UYAN!
    İŞTE… EN GÜZEL RÜYA:
    KUDÜS!
    İLLA Kİ UYUYACAKSAN, ONUN OMZUNA YASLAN!
    ÇÜNKÜ KUDÜS;
    ANADIR.
    YÂRDIR.
    YÂRADIR…
    KUDÜS’Ü SEVMEK BAYIM…
    KUDÜS’Ü SEVMEK!
    Hani der ya şair:
    “Doğudan mı batıdan mı
    Yürüyen bir çocuk göreceğiz Kudüs’e
    Ben çok önceden çıktım Doğu’dan
    Anneler her yerde ararlar beni…”
    BİZ ÖYLE DERTLENELİM Kİ KUDÜS’LE… ÜMMETLE…
    KAYBOLDUK SANSINLAR BİZİ. ARASINLAR. Yaramaz çocuklar gibi değil, dertli çocuklar olalım giderken.
    DERTLENELİM!
    Birbirimize:
    “Yürü kardeşim, ayaklarına Kudüs gücü gelsin.” Diye
    Haykıralım!

    Haykıralım ki duysun cümle âlem!
    DUYSUN ÜMMET!
    ÇATLASIN FİRAVUN!
    Gel kardeşim…
    Bugün de biz dertlenelim Kudüs’e
    AÇ GÖZLERİNİ
    KÖR DEĞİLSİN.
    GEL KARDEŞİM!
    “Gel… Anne ol. Çünkü anne, bir çocuktan bir Kudüs yapar."...

    -SÖZLER KÖŞKÜ
  • Söylesene Vera,
    Çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir.?

    Öfkemiz taş doğursun Vera
    Taş doğursun..
    Yüreklerimizi söksün yerinden..

    Bak her tarafta elleri sapanlı Ebabiller..
    Ebrehe'nin tanklarına kan kusturur..

    Şimdi firavun'u boğan Kızıldeniz'i ağlama duvarının önünde görüyorum.
    ki; 
    Asa değil Musa'nın elindeki, çağın sökülmüş kalbidir..

    Bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera
    kendimizi odalarımızda bulduk
    Postallı korkularımızla..

    Söylesene Sevdiğim...
    Hangi rengini çaldılar gökyüzünden..?

    Bak zulüm, çin seddini aştı.

    Aaaah Sevdiğim..!
    İçimizdeki Musalardan ne haber vardır..?
    İbrahimlerden.. Yusuflardan...

    Yoksa Musa'yı Kızıldeniz'de yalnız mı bıraktık..?
    Kendi ellerimizle mi verdik İbrahim'i nemrutlara..

    Şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf'un sesi..

    Numan Arıman ...
  • Ayette kabir azabının hak olduğunun delillerinden birtanesi de, Mü'Min suresi 46. ayettir.
    "Onlar sabah akşam o ateşe SOKULURLAR. Kıyametin kopacağı gün de: Firavun ailesini azabın en çetinine sokun (denilecek)"

    Azabının ahirette artması, şuanda kabirde olan Firavun ve ailesinin azapta olduğu, yani kabir azabını yaşadıklarının delillerinden biridir.
  • Hak Teâlâ bir kimseyi kahrına mazhar kılarsa o kimseye kendisinin aczini ve hiçliğini göstermez; ona bir varlık ve enâniyet ve kendisini beğenmişlik verir. Binâenaleyh o kimseye içirdiği kahır şarabının sarhoşluğu o kimseyi Firavun gibi ulûhiyet [ilâhlık] dâvâsına kadar çıkarır.