Sizi çok zorlayan bir şey yaşıyorsanız Allah'tan göğsünüzü genişletip kalbinizi pekiştirmesini isteyin. Bunu yaptığınızda dağlar yerinden oynamaz belki ama Allah sizin o dağı aşmanızı sağlayabilir. Ateş ortadan kaybolmaz belki ama Allah tıpkı Hz. İbrahim'e (as) yaptığı gibi o ateşe serin ve selametli ol diye buyurabilir. O, içinde bulunduğunuz durumdan sizi işte böyle kurtarır. Dağlar küçülür, kapasiteniz artar; ateş söner, gönül rahatlığınız artar. Allah'ın yardımı budur. Allah'ın mümine vaadi fırtınasız bir hayat değildir; fırtınalar her vakit olacaktır. Allah'ın mümin kuluna vaadi, eğer Kendisine yönelirse fırtınalardan kurtulmasına yardımcı olmaktır.
Babasını, kendisi daha dört yaşındayken kaybetmişti. Baba şefkatinin, hayatın zorlukları karşısında çocuğa güven veren ne büyük bir sığınma yeri olduğunu bilmiyordu. Karşılaştığı fırtınalar ve kendisini savuran korkunç dalgalar karşısında baba kucağının insana huzur veren bir liman olduğunu hiçbir zaman anlayamadı. Babasızlığın yaşattığı boşluğu, hayatının her döneminde fazlasıyla yaşamıştı ancak evladını kaybetmenin acı hissiyle ilk defa karşılaşıyordu..
Fırtınalar benim tehlikelerim: Kendi fırtınasından ölen Oliver Cromwell gibi beni de öldürecek bir fırtınam olacak mı? Rüzgârın üfleyişiyle sönmeyi beklemeyip yorgun ve kendine doygun
ölen bir lâmba gibi mi söneceğim yoksa?... İçindeki bütün gazı yakıp bitirmiş bir lâmba
gibi? Ya da son olarak: Sonuna kadar yanmamak için kendi kendimi mi söndüreceğini