10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
Herkese merhaba Bugün sizlere şahane bir tavsiye ile geldim. Milli mücadeleyi anlatan kitapları okurken o kadar çok gururlanıyorum ki, bu hissi anlatmaya kelimelerim yetmiyor. Keşke diyorum bende o zamanda yaşasaydım da ülkem için edenlerden biri olsaydım, ama biz biliyoruz ki Türk'lerin mücadelesi hiçbir zaman bitmez, çünkü yine hepimiz biliyoruz ki bu cennet vatana göz diken ve bayrağımızı indirmek isteyen bir sürü düşman var. Hatta günümüzde bu düşmanlarla kol kola girmiş insanlar da var. Ne demişti Mustafa Kemal Atatürk "Şayet bir gün, çaresiz kalırsanız bir kurtarıcı beklemeyin, kurtarıcı kendiniz olun." Atatürk tüm umudunu gençlere bağlamıştı ve gençliğe hitabesinde yapılması gerekeni de anlatmıştı. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE Şehr-i Esaret, güçlü bir direnişin ve bir milletin yeniden doğuşunu, Mustafa Kemal paşa ve silah arkadaşlarının Türk milletinin bağımsızlığını kazanıp onlara huzur içinde yaşayacakları bir ülke inşa etmek için verdiği mücadelenin hikayesi. Sene 1918, 1.Dünya savaşı bitmiş sözde barış antlaşması adı altında Osmanlı Devletinin toprakları işgal edilmişti, bayraklar indiriliyor ezanlar susturuluyordu. Padişah vatanını, milletini ve namusunu düşman kuvvetlerine teslim etmiş, tüm komutanlara da silah bırakma emri vermişti. Padişahın emri ile İstanbul'un sokaklarında başlayan işgal yavaş yavaş vatan toprağına yayılmaya başladı. Halk korkudan sesini çıkaramazken düşman yanlısı bazı insanlar din adı altında bu emri desteklemeye devam ediyordu, halbuki ki asıl sorun din değil makam sevdasıydı. Yaşanan bu zulme ve eziyete katlanamayan gözü kara bir komutan vardı. Mustafa Kemal paşa, o hiçbir zaman umudunu kaybetmedi, milleti için mücadele etmekten hiç korkmadı. Yaşanan tüm olumsuzluklara ve Padişahın hakkında çıkardığı ölüm emrine rağmen birkaç
Şehr-i EsaretOnur Can Ekinci · Perseus Yayınevi · 202524 okunma
Yazık ki "Kura Çözüldü..."
Puan vermedi
Yazık ki "Kura Çözüldü..." Kenan Karabağ, dört ciltlik “Kura Çözüldü” romanıyla şehrin ruhuna nüfuz ediyor; tarihin heybesine koyup “unutulanlar uçurumuna” götürdüğü yaşanmışlıkları çekip alıyor. “Heybe”den satırlarına aktardığı her bir şeye ölümsüzlük iksiri içiriyor; unutulanlar arasında yerini alacak unsurları unutulamaz yapıyor. İşte yazının sihri. Bir de kültüre aşinalık. Ancak yaşayan bu kadar ustalıkla betimleyebilir. Eğer Kenan Karabağ yazmasaydı benim neslimin son tanığı olduğu ve her biri “çocukluğumuzdaki sosyal yaşantının birer dekoru” olan şu kavramları bir daha kim hatırlayabilir ve hatırlatabilirdi ki: “Kağnı sesleri, Kura kenarındaki hayvan pazarı, çinko tabaklar, çinko, leğen, maşrapa, beyaz leçek, furgun, fayton, dulda, kınalı taşlar, toprak damlı taş evler, derede yürüyen kağnının tekerlek sesi, döven, tırpan, pulluk, dirgen, tırmık, kaz tüyü yastık, yün yatak, tezek dumanı, tezeğe çıkan kadınlar, tezek kalak, fitilli idare lambası, Terekeme, Karapapak, Poşa, zülümkar, morbet, bibi” Peki ya tadını ve lezzetini unutamadığım şu yiyeceklere ne demeli? “Çeçil peynir, derilere tepilen peynirler, haşıl, kesme aşı çorbası, pişi, mafiş, kete, hinkal, kaygana, gımı, atol, külül, kavurga, kışın saç altına sürülen patates, sac ekmeği, göğermiş peynir...” Hele bir de Pantuş ismi var ki hayret ettim. Bizim komşumuz Pantuş teyze vardı. Ömrümde ondan başka bu ismi taşıyanı görmedim. Tâ ki Kurt Abdo’nun eşinin adını duyuncaya kadar. Ne hoş bir tesadüf… Bunun yanında çok hüzünlü sahneler de var. Hele birisi var ki yürekleri yangın yerine çevirecek türden. Her okuyuşumda ensemden bedenime yayılan bir ürpertiye esir düşerim: Vasili’nin Telli Ana’ya vedası… Bu öyle muhteşem bir sahne ki, kıyamete kadar dinmeyen bir sızı olarak vicdanları titretecek. Zaman aktıkça
Kura Çözüldü - Bir Şehrin ÇığlığıKenan Karabağ · Su Yayınları · 201519 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kelimeler
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2024 18:31
NOT: Kelimelerin hemen hepsini lugatim.com sitesinden aldım. Geri kalanları sanatkritik.com sitesinden ve internette çeşitli yerlerden aldım. baylos: Venedik Cumhûriyeti’nin Osmanlı Devleti nezdinde bulundurduğu elçilere verilen unvan. Fî târihinde: Bir zamanlar, eskiden, geçmişte. muhteva: bir şeyi tutmak, içinde bulundurmak. sefâret: elçilik Tellâl: Bir malın satışının yapılacağını veya herhangi bir şeyi halka bildirmek için çarşı pazar gibi kalabalık yerlerde yüksek sesle bağırmakla görevli kimse Sâbık: Bir iş, memûriyet veya makamda şimdikinden daha önce bulunmuş olan, eski mezat: açık arttırma maşrapa: su içecek kap ırlamak: şarkı söylemek, terennüm etmek, tegannî etmek Müteşebbis: (Bir işe) Girişen, kalkışan, teşebbüs eden (kimse). Cerâhat: Kanın damar dışına sızmasıyle vücut dokularında meydana gelen, ak yuvarların hâkim olduğu donuk renkli birikinti, irin, yangı. meyyus: ümitsiz, umutsuz, moral bozukluğu içinde olan teşrih: Bir meseleyi bütün yönleriyle inceden inceye tetkik edip açıklama, açma, meydana çıkarma semere: Beklenen sonuç, netîce. meyve
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Aklımdaki deli sorular
10/10
·112 syf.·
2023 75. kitabı
Bir insan herkesi bırakın da kendine de yabancı olabilir mi? Olursa nolur? Toplum nasıl bakar? Duygu ve düşüncelerimizi herkese göstermek zorunda mıyız? "Bugün annem öldü, belki de dün bilmiyorum" diyerek başlıyor kitabımız. Yani fitilli çekilmiş bir bomba. Albert Camus o kadar güzel ve sade bir dille anlatmış ki, kendimi kitabın kahramanı yerine koymaktan alamadım. Bence herkes kendinden bir parça bulacak, absürt felsefenin parmakla gösterilen eserlerinden bu kitap. Keyifli okumalar. Yabancı Albert Camus
1000k
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma
Alexandre Dumas ,Siyah Lale
8/10
·256 syf.··
2023 55. kitabı
La Haye (20 ağustos 1672 )her günû bir pazar denilebilecek kadar canlı ,beyaz ve sevimli bir kentti ,Gogik evler üzerine eğilmiş kocaman ağaçları ,gölgeli parkı geniş aynasında doğu işi kubbelerin ve Çan kulelerinin yüzdüğü kanallarıyla La Haye kertti;birleşik yedi vilayetin başkenti sayılırdı .Sokaklar kara ve kırmızı giyimli yurttaşlarla doluydu O gün Bellerinde bıçaklar,omuzlarında fitilli alaybozon tüfelkeri ,ellerinde sopalarla Buydenhof'a o korkunç cezaevine doğru koşuyorlardı
Roman
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
7/10
·145 syf.··
Beğendi
·
2022 28. kitabı
Sosyal medya yaşamın her anında bizlerin ellerinde değil, yakasında. Bırakırsan anlamsızlaşırsın, kendini gerçekleştiremezsin, herkes orada sen neredesin diye dayatma durumunda. Öyle olunca da gerçek yaşamdan çok sanal yaşamda var olma çabasına giriyor, kendi kusursuz acunumuzu oluşturup orta yerindeki tahtımıza kurulup yaşadığımızı düşünüyoruz. Ama bir gün elimizden alınsa sosyal medya, ne yapacağını şaşıracak çok kişi var çünkü hiç bir yeteneği yok, amacı yok, yaşamayı bilmiyor, arkadaşı yok, aile bağı yok. Tümüyle bireysel, yalnız. . Yeni kavramları da okumayla birlikte öğrendim: Nomofobi, filtre balonu, yankı fanusu... Yanlışları kalabalıkla doğru sanma, ötekileştirme, nefret büyütme gibi önü alınamayan, hızla büyüyebilen bir ortam. Buna karşılık iyi amaçla da kullanılabilir. Bilgi-beceri edinme, diğer ülkelerle iletişim kurma, ulaşılamaz sanılan kimselere erişme gibi. . Gerçek yaşamda olduğu gibi sanal yaşamda da ahlâklı olmak, bir duruş sergilemek önemli. Yazgan (kılavye) koçlarıyla, trollerle hepimiz karşılaştık. Bir diğer konu da algoritmaların size siz gibi kimseleri, ilgilendiğiniz konuları sürekli size sunmasıyla kutuplaşma sağlaması. Böylece diğerleri öteki oluyor, ayrı düşüncelere, inançlara saygı kalmıyor, fitilli bir patlar maddeye döndürüyor. . Peki, tüm bu olumsuzluklar nasıl giderilir, aza indirgenir? Bilinçli bir kullanıcı olarak, her bilgiyi doğruluğunu araştırıp alarak, gerçek anlar yaşayarak, okuyarak. Bir bölümde inanç üzerinden de örnekleme yaparak İslâm'ın bu konulardaki tutumunu da değerlendirmiş. . Kısa, öz, yormayan bir anlatımla hemen bitirilecek bir betik. Çoğunluğu benim için tazeleme olmasına rağmen yeni bilgiler de öğrendim. Değişimin eşiğinde olduğumuz şu, günlerde, Metaverse'ün yayılmasıyla daha da içine çekileceğimiz sanal ortama
Sosyal Medya
Sosyal Medya ve İletişim PsikolojisiEkmel Geçer · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 202092 okunma