Kimi insan, bülbül misali, güzelliğiyle, albenisiyle takdir toplamak peşinde, her fırsatta ya aynadaki aksini ya da başkalarında bıraktığı etkiyi seyretmekte. Kimi, papağan gibi ne duyarsa tekrarlamakta. Ne kendine ait bir duruşu var, ne eleştirel bir fikri. Kimi, yabanördeği gibi sürüden gıdım ayrılmadan yaşamakta. En büyük korkusu yalnız kalmak, dışlanmak. Kimi, akbaba gibi, başkalarının enkazı üzerinden beslenmekte, afiyetle. Kimi, flamingo gibi, kendi ailesi ve dar çevresi dışında hiçbir şeyi takmadan yaşayıp gitmekte.
Kendimi öldürecek haldeyim seni öldürecek saadetimden
Dona-Maria bir kahvede isyan halinde bulduğum
Çekik gözleriyle Ermenice küfürler yazıp çizen çocuk
Sen Bordeaux'ya yorgun bir Flâmingo gibi yolladığım
Geceleri benim için dua etmelisiniz
Renault'daki grevciler toptan sokağa atıldılar
Paris'in duvarlarını boydan boya afişler kapladı
Seni hatırladıkça bir kadeh Armagnac içerim
Armagnac demek yirmi beş damla gözyaşı demekmiş
Demek her akşam yirmi beş damla gözyaşı içerim
Senin dağlardan ve sarhoşlardan korktuğunu bilirim
Ben sarhoş olduğum zaman korkmuyorsun hiç korkmuyorsun
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Makedonlar Taksila'da dinleniyordu. Hintlilerin sakallarını kınayla boyadıklarına tanık olmuşlar, karşılarına hiçbir şey anlamadıkları kast sistemi çıkmıştı. Kocası ölüp dul kalan kadınların, eşleriyle birlikte odun yığınları üzerinde kendilerini yaktıklarını keşfettiler, bundan başka ilk kez bir flamingo sürüsü gördüler.
Flamingo III
Hayata değdiğim yer bir tuz zerresi Kirpiklerimde kınlan ses tuzun sesi Tuz bastım kalbime sakladım seni Yürüdüğüm ömrüm değil, keskin
bir tuz hikâyesi.
Flamingo I
Daha kalkarken,
bir anı ince ve pembe.
Bir gölden öbürüne.
Bir cümle, kısacık, koşar adım,
yok karşılayanı.
Yakar seni öyle.
Sonra benden sana kalan
Bir tuzlu su ve incecik
boynumun hatırası,
kıldan ince.
Roma ziyafetleri için bir yemek kitabı olan Apicius'ta kaydedildiği üzere, elit şölenlerin menüsünde ardıçkuşu ve diğer ötücü kuşlar, yabandomuzları, çiğ istiridyeler ve hatta flamingo gibi ürünler yer alıyordu.