Kirke, diyor, her şey yolunda gidecek.
Bir kâhinin ya da tanrılardan haber getiren birinin sözleri değil bunlar. Çocuklara söyleyeceğimiz türden sözler. Bir kâbusun ardından yeniden uyusunlar diye sallarken, küçük kesiklerine pansuman yapar, sokan şeyin acısını yatıştırırken kızlarımıza söylediğini duyduğum sözler. Parmaklarımın altında cildi, kendi cildim kadar tanıdık. Gece havasındaki sıcak nefesini dinliyorum ve her nasılsa ferahlıyorum. Canımızın yapmayacağını söylemiyor. Korkmadığımızı kastetmiyor. Söylediği sadece şu: Buradayız. Gelgitte yüzmek, yeryüzünde yürümek ve ayaklarına değdiğini hissetmek böyle bir şey. Yaşamak böyle bir şey.
Güneye, büyük yıldızların bulunduğu yöne baktım. Orda Santa Ana çölünün bulunduğunu, o çölde büyük yıldızların altında bir kulübede benim gibi bir insanın yattığını ve çölün onu muhtemelen benden önce yutacağını biliyordum ve elimde onun bir çabasını, içine sürüklendiği amansız sessizliğe karşı verdiği savaşın bir ifadesini tutuyordum. Katil ya da barmen ya da yazar, ne olduğunun bir önemi yoktu; kaderi hepimizin ortak kaderi, onun sonu benim sonumdu; ve bu gece, pencereleri kararmış bu kentte onun ve benim gibi milyonlarca insan vardı; ölmekte olan çimen yaprakları kadar ayırt edilemez milyonlarca insan. Yaşamak yeterince zor, ölmekse büyük işti. Ve Sammy yakında ölecekti.