«Mutchen'in yüzeyselliğiyle küçük Barones'in isterik romantizmi arasına sıkışıp kalmış, havailikle delilik arasında salınırcasına bu iki duygu kutbu arasında gidip geliyormuşum gibi hissediyordum.»
FLEABAG
Tanrı'yı seçtin, değil mi?
RAHİP
Evet.
(Fleabag gülümser ve başını sallar.)
FLEABAG
Lanet olsun.
(Duraksar.)
En kötüsü de ne biliyor musun? Lanet olsun ki seni seviyorum.
(Rahip derin bir nefes alır ama Fleabag devam eder.)
FLEABAG
Seni seviyorum.
(Rahip konuşmaya yeltenir, ama Fleabag engeller.)
FLEABAG
Hayır, hayır, hayır, bırak, bir anlığına öylece kalsın.
FLEABAG
Seni seviyorum.
(Sessizlik. Yalnızca otururlar. Fleabag, ona bakar. Rahip elini tutar.)
RAHİP
(nazikçe)
RAHİP
Aşk berbat bir şey! Berbat. Acı verici. Korkutucu. Kendinizden şüphe etmenize sebep olur, kendinzi yargılamanıza, hayatınızdaki insanlardan uzaklaşmanıza yol açar. Sizi bencilleştirir. Garip yapar. Saçınıza takıntılı bir hâle getirir. Sizi zalim biri yapar. Hiç söylemeyeceğiniz ve yapmayacağınız şeyleri söyletir ve yaptırır.
CLAIRE
(sessizce, Fleabag’e)
Senin rahipte bir tuhaflık var.
(Fleabag ona, sonra bize bakar. Endişeli.)
RAHİP
Hepimizin istediği tek şey bu fakat ona ulaştığımızda ise cehenneme dönüşür. O yüzden bunu tek başımıza yapmak istemememiz çok doğal.
(Rahip ve Fleabag göz göze gelir.)
RAHİP
Bize öğretilen şey, aşk ile doğduğumuzdur. Ve hayat, onunla ne yapacağımızı bulmaktan ibarettir. İnsanlar bundan çok bahseder ‘Doğru hissettiriyor.’ ‘Doğru hissettiğinde kolaydır.’ Fakat bundan pek emin değilim. Doğrunun ne olduğunu bilmek güç ister. Ve aşk, zayıf insanların hissedebileceği bir şey değildir. Romantik olmak, muazzam bir umut gerektirir. Sanırım söylemek istedikleri şey bu… Sevdiğiniz birini bulduğunuzda… umudunuz varmış gibi hissettirir.
(Fleabag’e bakar.)
*
PRIEST
Love is awful! It’s awful. It’s painful. It’s frightening, it makes you doubt yourself, judge yourself, distance yourself from other people in your life. Makes you selfish. Makes you creepy. It makes you obsessed with your hair. Makes you cruel. Makes you say and do things you never thought you would do.
CLAIRE
(quietly, to Fleabag)
There’s something wrong with your priest.
Fleabag looks at her, then at us. Concerned.
PRIEST
It’s all any of us want and it’s hell when we get there. So no wonder it’s something we don’t want to do on our own.
BABA
Sanırım sevmeyi hepimizden daha iyi biliyorsun. Bu yüzden her şeyi bu kadar acı verici buluyorsun.
DAD
I think you know how to love better than any of us. That’s why you find it all so painful.